image 2026 04 12 12 41 38

İran ile ateşkes, İsrail’i Türkiye’ye musallat etti: Art arda tehditler!

Soykırımcı İsrail yetkilileri bir anda İran’dan sonra Türkiye’yi, özellikle de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alıcı açıklamalar yapmaya başladı

İşgalci İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Recep Tayyip Erdoğan arasındaki gerilim, karşılıklı sert suçlamalarla adeta bir siyasi çatışmaya dönüştü. Gazze’de süren savaş ve Suriye üzerindeki nüfuz mücadelesi, iki ülkeyi doğrudan karşı karşıya getirirken, söylemler giderek daha keskin ve saldırgan bir hal aldı.

Netanyahu, X üzerinden yaptığı açıklamada Erdoğan’ı hedef alarak, “kendi Kürt vatandaşlarını katletmek” ve “İran’ın terör rejimine alan açmak” gibi ağır ithamlarda bulundu. Son aylarda Türkiye’ye yönelik dilini belirgin biçimde sertleştiren İşgal Başbakanı’nın bu çıkışı, Ankara’nın Yunanistan ve Kıbrıs’la yakınlaşmasının ardından geldi.

Ankara’dan gelen yanıt ise çok daha sert oldu. Türk yetkililer Netanyahu’yu doğrudan “çağın Hitler’i” olarak nitelendirirken, Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada Netanyahu’nun bölgedeki gerilimi bilinçli şekilde tırmandırdığı vurgulandı.

Açıklamada, Netanyahu’nun amacının barış girişimlerini sabote etmek ve yayılmacı politikalarını sürdürmek olduğu ifade edilerek, aksi durumda ülkesinde yargılanma ve hapis riskiyle karşı karşıya olduğu belirtildi.

Aynı açıklamada, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından Netanyahu hakkında savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar kapsamında yakalama kararı çıkarıldığı hatırlatılırken, İsrail’in de Uluslararası Adalet Divanı nezdinde soykırım suçlamasıyla yargı sürecine konu olduğu vurgulandı.

Savunma bakanı da geri kalmadı

Gerilim, İsrail Savunma Bakanı Israel Katz’ın Erdoğan’ı hedef alan sözleriyle daha da tırmandı. Katz, Türkiye Cumhurbaşkanı’nı “Müslüman Kardeşler mensubu” olmakla suçlarken, İran’ın füze faaliyetlerine karşı “sessiz kalmakla” itham etti.

Türk yetkililer ise bu suçlamalara gecikmeden yanıt verdi. Dışişleri Bakan Yardımcısı Burhanettin Duran, Netanyahu’nun siyasi varlığını korumak adına bölgeyi kaosa sürüklediğini belirterek “Gazze’de soykırım yürüten ve bölgedeki yedi ülkeye saldıran biri, çaresizlik içinde Cumhurbaşkanımızı hedef alıyor. Hakkında yakalama kararları bulunan bu kişinin kimseye ders verme meşruiyeti yok” ifadelerini kullandı.

Duran, Netanyahu’nun er ya da geç işlediği suçların hesabını vereceğini söyledi.

Haritasında Filistin yer almadı

Tartışmaların fitilini ateşleyen unsurlardan biri de Netanyahu’nun gerçekleştirdiği bir televizyon konuşması sırasında arkasında yer alan harita oldu. Konuşmanın ana odağı İran olsa da, haritanın İsrail’in özellikle Filistin toprakları üzerindeki kontrol alanını genişletilmiş biçimde yansıttığı görüldü.

İki ülke arasındaki gerilim yalnızca söylem düzeyinde kalmadı. Türkiye, Ağustos ayında İsrail bağlantılı gemilerin limanlarına girişini kısıtlarken, bu hafta liman otoritelerinin gemilerin İsrail ile bağlantısı olmadığını belgeleyen yazılar talep etmeye başladığı bildirildi. Fakat bu uygulamanın sahadaki uygulanabilirliği tartışmalı. Nitekim daha sonra İsrail’e gidecek bazı gemilerin Türk limanlarına doğru ilerlediği ve radarda sahtecilik yapıldığı görülmüştü.

Sahte rotayla kandırmaca: Türkiye, İsrail ile dolaylı ticaret yürütüyor!

Diplomatik cephede de Ankara’nın baskıyı artırdığı görülüyor. Hakan Fidan, İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısında yaptığı konuşmada, İsrail’in Birleşmiş Milletler Genel Kurulu faaliyetlerinden dışlanması için İslam ülkelerine çağrıda bulundu. Fidan, Gazze’deki saldırıların ve Batı Şeria’daki yerleşimci şiddetinin durdurulması için ortak hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye ayrıca, Bolivya’dan Güney Afrika’ya uzanan sekiz ülkeden oluşan ve İsrail’i uluslararası hukuk önünde sorumlu tutmayı hedefleyen “Lahey Grubu”na destek veriyor. Ankara’nın Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanı nezdinde açtığı soykırım davasına katılmasıyla birlikte, İsrail-Türkiye ilişkileri son bir yılda keskin bir kırılma yaşadı.

Kaynak: Mira Haber, MEE

Bir Cevap Yazın