ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon’un İdlib kırsalında düzenlediği gece saldırısında hedef alınan ismin, eski Hurras ed-Din yapılanmasının önde gelen şer’i isimlerinden Sami el-Ureydi olduğu bildirildi.
Saha kaynaklarına göre saldırı, İdlib’in kuzey kırsalında hareket hâlindeki bir motosikleti hedef aldı. Aynı gece İdlib’in batısında, Jisr eş-Şuğur kırsalı çevresinde Türkistan İslam Partisi mensuplarıyla bağlantılı olduğu belirtilen bir nokta da hava saldırısına uğradı.
Sami el-Ureydi’nin isminin yeniden gündeme gelmesi, sıradan bir hava saldırısından çok daha derin bir dosyayı açtı. Zira Ürdünlü isim, Suriye savaşının başından itibaren El Kaide çizgisindeki yapıların en etkili teorisyenlerinden biri olarak biliniyordu.
Ureydi, kısa süre önce “El Kaide’nin Şam Diyarındaki Tarihinden Parlak Sayfalar” başlıklı yeni kitabını duyurmuştu. 451 sayfalık eser, El Kaide’nin Suriye sahasındaki geçmişini, kırılmalarını ve örgütsel hafızasını kayıt altına alan bir çalışma olarak dikkat çekti.

Sami el-Ureydi, savaşın başından bu yana Suriye sahasında bulunan isimlerden biriydi. Nusra Cephesi’nin kurucu kadroları arasında yer alan Ureydi, örgütün şer’i yapılanmasında etkili bir konuma sahipti. ABD kaynaklarına göre 2014-2016 yılları arasında Nusra Cephesi’nin üst düzey şer’i sorumlularından biri olarak görev yaptı.
Ürdünlü bir hadis âlimi olan Ureydi, Ürdün Üniversitesi’nde hadis alanında yüksek lisans yaptı. 2001 yılında Bağdat İslam Üniversitesi’nde doktorasını tamamladı. Akademik geçmişi, onu Suriye sahasındaki diğer askeri figürlerden ayıran en önemli yönlerinden biri oldu.
2011’de Suriye savaşının başlamasının ardından ülkeye geçen Ureydi, kısa sürede Nusra Cephesi içinde öne çıktı. Sadece sahadaki bir isim değil, aynı zamanda örgütün ideolojik hattını şekillendiren isimlerden biri olarak görüldü.
Sami el-Ureydi’nin Ahmed eş-Şara, eski adıyla Ebu Muhammed el-Cevlani, ile yollarının ayrılması ise Suriye sahasındaki en önemli kırılmalardan biri oldu. Şara ve ekibinin El Kaide’ye bağlılığı sonlandırarak yeni bir siyasi-askeri çizgiye yönelmesine karşı çıkan Ureydi, bu adımı kabul etmedi.
Ureydi, El Kaide merkezine bağlılığın sürdürülmesi gerektiğini savundu. Bu tavrı nedeniyle, Şara çizgisinden ayrılan ve merkeze sadık kalmaya devam eden kadrolar arasında öne çıktı.
Kendisiyle aynı çizgide kalan Ebu Hammam eş-Şami ve Ebu Culeybib el-Ürdüni gibi isimlerle birlikte Hurras ed-Din yapılanmasının oluşumunda etkili oldu. Hurras ed-Din, Suriye’de El Kaide’ye bağlılığını sürdüren unsurların yeni adresi olarak tanındı.
ABD, Sami el-Ureydi’yi uzun süredir takip ediyordu. Washington yönetimi, Ureydi hakkında bilgi sağlayanlara 5 milyon dolara kadar ödül koymuştu. ABD kaynaklarında Ureydi, Hurras ed-Din’in üst düzey şer’i sorumlusu ve şûra üyesi olarak tanımlanıyordu.
Esed rejiminin devrilmesinin ardından Hurras ed-Din strateji değiştirerek kendini feshetti. Ancak örgütün feshi, eski kadroların dosyadan çıktığı anlamına gelmedi. Ureydi gibi El Kaide çizgisinde kalmayı sürdüren isimler hem ABD’nin hem de yeni Suriye yönetiminin güvenlik gündeminde yer almaya devam etti.
Bu nedenle İdlib’deki son saldırı, yalnızca bir askeri operasyon değil; Suriye sahasında yıllardır devam eden ideolojik ayrışmanın ve güç mücadelesinin yeni bir halkası olarak öne çıktı.
Bir tarafta Ahmed eş-Şara’nın yeni Suriye düzenine entegre olan hattı, diğer tarafta El Kaide’ye bağlılığı terk etmeyen eski kadrolar bulunuyor. Sami el-Ureydi’nin hedef alınması da tam bu kırılma hattının merkezinde gerçekleşti.
Son gelişme, Hurras ed-Din’in resmen feshedilmesine rağmen El Kaide bağlantılı eski ağların hâlâ uluslararası koalisyonun hedef listesinde bulunduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.
