İran ile yaşanan çatışmaların aktif safhasının ardından İsrail’de siyasi ve medya gündeminin odağı hızla Türkiye’ye kaydı. İsrailli siyasetçilerin, güvenlik çevrelerinin ve bazı medya kuruluşlarının son dönemde peş peşe yaptığı açıklamalar, Ankara’nın bölgedeki artan etkisini “tehdit” olarak tanımlarken, Türkiye karşıtı söylemin giderek sertleştiğine işaret ediyor.
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın İsrail’in bölgedeki politikalarının Orta Doğu’da barış ve istikrarı zedelediğine yönelik açıklamalarının ardından, İsrail cephesinden gelen tepkiler dikkat çekti. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, ABD Başkanı Donald Trump nezdinde Türkiye’ye F-35 savaş uçaklarının verilmesini engellemeye çalıştığı yönündeki haberler, Ankara-Tel Aviv hattındaki gerilimin askeri boyuta taşınmaya çalışıldığı yorumlarına neden oldu.
Gerilimi daha da artıran açıklama ise İsrail Enerji Bakanı Eli Cohen’den geldi. Cohen, İsrail ile Türkiye arasındaki olası bir sonraki çatışmanın Suriye’de yaşanabileceğini öne sürerek, Ankara’nın Suriye’deki askeri varlığını kabul etmeyeceklerini açıkça dile getirdi. Uzmanlara göre bu tür açıklamalar, diplomatik çözüm arayışlarını gölgeleyen ve bölgeyi yeni bir çatışma riskine sürükleyen söylemler olarak değerlendiriliyor.
İsrail’deki bazı strateji merkezlerinin de Suriye’yi gelecekteki bir askeri hesaplaşmanın sahası olarak göstermesi, Tel Aviv yönetiminin güvenlik anlayışının giderek daha saldırgan bir çizgiye yöneldiği eleştirilerini beraberinde getiriyor. Türkiye’nin bölgedeki diplomatik ve askeri etkisinin “askeri müdahale gerekçesi” olarak sunulması ise uluslararası hukuk ve devletlerin egemenlik hakları açısından tartışma yaratıyor.
Öte yandan ABD’de de Türkiye aleyhine yürütülen siyasi ve medya kampanyalarının yoğunlaştığı görülüyor. Ankara’nın dış politikası, Hamas ile ilişkileri ve çeşitli tarihî meseleler üzerinden oluşturulan söylemlerin, Türkiye-ABD ilişkilerini zayıflatmayı ve savunma alanındaki iş birliğini sekteye uğratmayı amaçladığı yönünde değerlendirmeler yapılıyor.
Bölgedeki gelişmeler, Orta Doğu’da güç mücadelesinin yeni bir evreye girdiğini gösterirken, birçok gözlemci İsrail’in güvenlik gerekçesiyle yürüttüğü sert politikaların bölgesel gerilimi derinleştirdiğini ve yeni krizlerin önünü açabileceği uyarısında bulunuyor. Uluslararası toplumun ise yükselen savaş söylemleri karşısında daha etkin bir diplomatik rol üstlenmesi gerektiği yönündeki çağrılar her geçen gün artıyor.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.
