Uygurlar çin polisi

Doğu Türkistan’daki zulmün yeni adresi dünya: Pekin’in sınır ötesi operasyonları!

Zalim Çin Komünist Partisi’nin Doğu Türkistan’da milyonlarca Uygur Türküne karşı yıllardır uyguladığı sistematik baskı, zorla asimilasyon, toplama kampları ve teknolojik gözetim düzeni, Pekin’in sınırları aşan kontrol anlayışının temelini oluşturuyor.

Uygur Türklerinin kimliğini, dilini, kültürünü ve inancını hedef alan baskı politikalarıyla şekillenen bu düzen, yalnızca Doğu Türkistan’ı kontrol altında tutmayı amaçlayan bir sistem olmaktan çıkıyor. Pekin yönetimi, yurt dışındaki diaspora üzerinde de baskı kurmak, muhalif sesleri susturmak ve kendi siyasi iradesini sınırların ötesine taşımak için çeşitli mekanizmalar kullanıyor.

Yazar Asiye Uygur’un aktardığı bilgilere göre, Doğu Türkistan’da Uygur ailelerin evlerine kadar uzanan “Fanhuizju” uygulaması, Pekin’in bireylerin özel hayatına dahi müdahale eden totaliter kontrol anlayışını gözler önüne seriyor. Evlerin denetlenmesi, ailelerin fişlenmesi ve insanların sürekli gözetim altında tutulması, Çin yönetiminin toplumu bütünüyle kontrol etme politikasının parçaları arasında yer alıyor.

Pekin’in baskı mekanizması artık Doğu Türkistan sınırlarında kalmıyor. Çin yönetiminin yurt dışında yaşayan diasporayı takip etmek ve muhalifleri susturmak amacıyla oluşturduğu yapılar, Pekin’in küresel ölçekte kurmaya çalıştığı kontrol ağının önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.

İnsan hakları kuruluşu Safeguard Defenders, Çin’in farklı ülkelerde faaliyet gösteren gizli polis merkezleri üzerinden yürüttüğü sınır ötesi baskı faaliyetlerine dikkat çekiyor.

Kuruluşun raporlarına göre, 53 ülkede en az 102 “Overseas 110” polis merkezi tespit edildi. Çin’in yurt dışında kurduğu bu ağın, Pekin yönetimine muhalif kişileri baskı altına almak, diaspora topluluklarını kontrol etmek ve Çin’e geri dönmeleri için insanlara baskı uygulamak amacıyla kullanıldığı bildiriliyor.

Çin yönetiminin Doğu Türkistan’da Uygur Türkleri üzerinde kurduğu yoğun gözetim düzeni ile yurt dışındaki baskı mekanizmaları arasındaki benzerlik dikkat çekiyor.

Bir tarafta toplama kampları, zorla asimilasyon, kitlesel fişleme ve yüksek teknolojiyle gözetim; diğer tarafta ise dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan insanların takip edilmesi, sindirilmesi ve susturulmasına yönelik sınır ötesi operasyonlar bulunuyor.

Pekin böylece yalnızca kendi topraklarındaki muhalefeti değil, dünyanın neresinde olursa olsun kendisine karşı çıkan sesleri de kontrol etmeye çalışan küresel bir baskı sistemi kuruyor.

Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine yönelik baskıyla başlayan bu kontrol anlayışının sınırları genişledikçe, mesele yalnızca bir halkın maruz bırakıldığı zulüm olmaktan çıkıyor. Çin’in otoriter yönetim modelini ve gözetim kapasitesini dünyanın farklı noktalarına taşıması, özgürlükler ve uluslararası hukuk açısından giderek büyüyen bir tehdit oluşturuyor.

Pekin’in Doğu Türkistan’da kurduğu baskı düzeni, artık yalnızca bir bölgenin değil, sınır tanımayan bir devlet kontrol mekanizmasının sembolü haline geliyor.

Kaynak: Mira Haber

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir