Filistin halkının iradesi, Mahmud Abbas yönetimi tarafından bir kez daha açık biçimde gasp edildi. Yerel seçim yasasında yapılan son değişiklikle, adaylara İsrail’i tanıma, silahlı direnişi tümüyle reddetme ve FKÖ’nün mevcut siyasi çizgisine koşulsuz bağlılık şartları dayatıldı.
Bu dayatma, İsrail işgali altında Filistin topraklarında her gün yaşanan katliamların gölgesinde hayata geçirildi. Çocuklar, bebekler ve kadınlar bombalar altında can verirken; açlık bir silah olarak kullanılıp, aileler topluca yok edilirken Abbas yönetimi, işgale karşı direnenleri siyaset dışına itmenin yollarını döşüyor. Böylece işgalciye karşı meşru direniş, hukuki ve siyasi bir suç haline getiriliyor.
Yapılan düzenleme, Filistin halkını bilinçli olarak teslimiyetçi bir siyasi kafese hapsetmeyi amaçlıyor. Yerel seçimlerde yarışacak adaylara dayatılan şartlar, İsrail’in zulmüne karşı çıkmayı fiilen imkânsız kılıyor; direnişi savunan her ses, daha sandık başına ulaşmadan susturuluyor.
Ortaya çıkan tablo, Filistin halkının iki yönlü bir kuşatma altında olduğunu gösteriyor: Bir yanda işgal, abluka ve katliam politikalarıyla İsrail; diğer yanda ise işgalcinin kırmızı çizgilerini kendi halkına dayatan, iradeyi budayan bir yönetim. Abbas yönetimi, adil temsili yok sayarak seçimleri halkın söz hakkını genişleten bir süreç olmaktan çıkarıp, siyasi teslimiyetin resmî aracına dönüştürüyor.
Kaynak; Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.