image 2026 03 26 20 32 58

Şarapneller Filistinlilerin üzerine düşüyor: “Demir Kubbe” Batı Şeria’yı korumuyor!

İşgal altındaki Batı Şeria’da yaşayan Filistinliler, gökyüzünden yağan ölümle baş başa bırakılmış durumda

Soykırımcı İsrail’in hava savunma sistemleri kendi yerleşimlerini korumak için devreye girerken, önlenen füzelerin parçaları Filistin şehirlerinin üzerine düşüyor; bu bölgelerde de ne siren var ne sığınak, ne de en temel koruma önlemleri.

Ramallah’ta yaşayan 23 yaşındaki Hadeel el-Masalmeh, korkudan dışarıya çıkamadığını anlatıyor. Geçen hafta Hebron yakınlarında kuzeni ve arkadaşı Sahira ile birlikte işlettiği salona isabet eden füze parçaları hayatını altüst etti. Sahira olay yerinde can verirken aralarında iki hamile kadının da bulunduğu üç kadın daha aynı saldırıda hayatını kaybetti. Hadeel ise ağır yaralı kurtuldu. Aralarında bir bebeğin bulunduğu yedi kişi de yaralandı.

Babası Velid el-Masalmeh, kızının hastaneden taburcu edildiğini ancak bacağındaki sinirlerin yakınına saplanan şarapneller nedeniyle yeni ameliyatlara ihtiyaç duyduğunu söylüyor. Bir zamanlar neşeli olan kızının artık tanınmaz hale geldiğini ifade ediyor.

Demir Kubbe Filistin’de yok

Bu sessizlik, Batı Şeria genelinde yayılan korkunun bir yansıması. ABD-İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın etkileri Filistinlilerin üzerine yağıyor, ancak onları koruyacak hiçbir sistem yok. İsrail’in İran’dan gelen füzeleri havada imha etmesi, çoğu zaman Filistin yerleşimlerinin üzerinde gerçekleşiyor. Ardından gökyüzünden ölüm saçan parçalar düşüyor; can kayıpları ve yıkım kaçınılmaz hale geliyor.

Filistin polis sözcüsü Luay İrziqat’a göre, Şubat sonunda başlayan savaşın ardından 21 Mart’a kadar Batı Şeria genelinde 198 ayrı füze parçası düşme vakası kaydedildi. Beş kişi hayatını kaybetti, dokuz kişi yaralandı.

Ölümlerin dördü Hebron’da şarapnel isabeti sonucu gerçekleşirken bir kişi ise roketleri izlerken yüksekten düşerek öldü. En az 27 mülkte ciddi hasar oluştu.

Ramazan günü füzeler yağdı

19 Mart gecesi, Ramazan Bayramı arifesinde Beyt Ava kasabasına düşen parçalar, bayramı yas gününe çevirdi. Kutlama yapılmadı; sokaklar taziyelerle doldu, hastanelerde yaralı ziyaretleri sürdü. Ancak tehlike geçmedi.

Her gün yeni patlamalar, yeni düşen parçalar ve yeni korkular yaşanıyor. Son olarak Perşembe sabahı Ramallah’ta şarapnel parçaları mülklere zarar verdi.

Filistin Sivil Savunması ise halkı hareketlerini kısıtlamaya ve kalabalıklardan uzak durmaya çağırmakla yetindi. Şüpheli cisimlerden uzak durulması yönünde uyarılar yapıldı. Okullar ve üniversiteler uzaktan eğitime geçti. Ancak sahadaki gerçeklik bu önlemlerin yetersizliğini acı şekilde ortaya koyuyor.

Ramallah’ın kuzeyindeki Deyr Sudan’da yaşayan Şadi Mukbil’in evi 4 Mart’ta bir füze parçasıyla vuruldu. İki katlı evin çatısını delen parça alt kata kadar indi, büyük bir delik açtı, eşyaları küle çevirdi. Babası ve annesi ise şarapnel parçalarıyla yaralandı ve füzenin yaydığı gaz nedeniyle boğulma tehlikesi geçirdi.

Mukbil ne inceleme ne de sağlık kontrolleri yapıldığını ve bunun da üzerine tüm masrafları kendi cebinden karşılamak zorunda kaldığını anlatıyor. Şimdiden 40 bin şekel harcadığını, ama bunun yeterli olmadığını söylüyor.

“Bir dahaki sefere ölebiliriz ve kimsenin umurunda olmaz” diyen Mukbil, yaşanan ihmalin boyutunu sözleriyle açıkça ortaya koydu.

Batı Şeria’ya gelen füzeler engellenmiyor

Batı Şeria genelinde tablo çarpıcı: Filistinliler kendi toprakları üzerinde kurulan yerleşimlerden yükselen siren seslerini duyuyor, Demir Kubbe’nin füzeleri havada imha edişini izliyor. Ancak aynı koruma kendi şehirlerine uygulanmıyor. Ne siren sistemi var ne de hava savunması.

Uzmanlar ise bunun tesadüf değil, sistematik bir yaklaşım olduğunu belirtiyor. Nitekim İsrail’in politikası, Filistinlilerin hayatını değersiz gören açık bir stratejiye dayanıyor.

Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te yaklaşık 700 bin yerleşimci, üç milyondan fazla Filistinliyle aynı coğrafyada yaşıyor. Ancak güvenlik söz konusu olduğunda iki taraf arasında uçurum var. İşgal altındaki halk, korunması gerekirken tamamen kaderine terk edilmiş durumda.

Katil İsrail’in kurduğu yüzlerce kontrol noktası ve demir kapı ise durumu daha da ağırlaştırıyor. Ambulanslar ve acil yardım ekipleri çoğu zaman olay yerine ulaşamıyor. Müdahaleler gecikiyor, yaralılar kaderine bırakılıyor.

Batı Şeria’da insanlar artık savaşın ortasında, hiçbir koruma olmadan yaşıyor. Gökyüzünden düşen ölümle her gün yüz yüze geliyorlar ve en kötüsü de bu felaket karşısında tamamen yalnızlar.

Kaynak: Mira Haber, MEE

Bir Cevap Yazın