ABD Adalet Bakanlığı’nın kamuoyuna açtığı Jeffrey Epstein dosyaları, hüküm giymiş pedofilin yalnızca karanlık istismar ağıyla değil, Orta Doğu’daki iktidar depremleriyle de yakından ilgilendiğini ortaya koydu
Belgeler, Epstein’in 2017 yılında Suudi Arabistan’da Veliaht Prens M. bin Selman’ın başlattığı ve kraliyet ailesini sarsan büyük tasfiye sürecini anbean takip ettiğini gözler önüne seriyor.
4 Kasım 2017 tarihli, göndericisi bilinmeyen bir e-postada Epstein’e “Şu anda Suudi Arabistan’da olan biteni çok yakından izle” mesajı iletildi. Epstein’in cevabı tek cümleydi: “Füze mi, yolsuzlukla mücadele mi?” Mesajına, “Yolsuzluk” sözüyle karşılık verildi.
Operasyonlardan haberi vardı
Bu yazışma, Veliaht Prens bin Selman’ın Suudi Arabistan tarihine geçen operasyonundan yalnızca saatler önce gerçekleşti. Kasım 2017’nin ilk günlerinde, aralarında kraliyet mensupları ve ülkenin en zengin iş insanlarının da bulunduğu onlarca isim Riyad’daki lüks Ritz-Carlton Oteli’nde fiilen gözaltına alındı.
Saray, operasyonu “yolsuzlukla mücadele” olarak sunarken, tutulan isimlere milyarlarca dolarlık ödeme dayatıldı.
Listede milyarder Prens El Velid bin Talal gibi küresel çapta tanınan figürlerin yanı sıra daha az bilinen prensler de yer aldı. Ödemeyi kabul etmeyenlerin cezaevlerine gönderildiği, Wall Street Journal’ın haberine göre bazı tutukluların defalarca darp edildiği iddia edildi.
Epstein dosyalarındaki bu yazışmalar, onun Körfez bölgesini yalnızca uzaktan izleyen biri olmadığını, aksine bölgedeki en üst karar vericilere erişimi bulunduğunu gösteriyor. Belgeler, Epstein’in Suudi Arabistan devletinin zirvesine ulaşabildiğini gösteriyor.
E-posta yazışmaları ortada
Bu iddiaların en dikkat çekici örneklerinden biri, Ritz-Carlton baskınından yaklaşık sekiz ay önce yaşanan bir e-posta trafiği. Dönemin New York Times muhabiri Thomas Landon Jr, Epstein’e yazdığı mesajda Suudi yetkililerle daha yakın bağlar kurmaya çalıştığını, ancak kamuoyundaki tartışmalar nedeniyle dirençle karşılaştığını aktarıyor.
Landon, Epstein’in Suudi elitleri, Bill Gates ve Trump çevresiyle olan ilişkilerini referans gösterdiğini, buna rağmen şüphelerin sürdüğünü belirtiyor.
Epstein’in cevabı ise son derece dikkat çekici: “Ona Nathan Myhrvold’a ya da Bin Selman’a sormasını söyle.”
Bu mesaj, Epstein’in Veliaht Prens ile doğrudan temas kurabildiği izlenimini güçlendiriyor. Nitekim dosyalar arasında Epstein’in M. bin Selman’la yan yana gülümsediği en az bir fotoğraf da yer alıyor.
Yalnızca Suudi Arabistan değil
Belgeler, Epstein’in Körfez elitleriyle kurduğu ilişkilerin Suudi Arabistan’la sınırlı olmadığını da gösteriyor. 2018 yılında eski İsrail Başbakanı Ehud Barak ile eski Katar Başbakanı Hamad bin Casim bin Cabir el Sani arasında gerçekleşen ve daha önce bilinmeyen bir görüşmeye Epstein’in aracılık ettiği ortaya çıktı.
Ancak yazışmalarda en sık adı geçen Körfez figürü, Dubai Ports World’ün CEO’su Sultan Ahmed bin Süleym. Dubai Emirliği’ne ait olan DP World lojistik şirketi, Birleşik Arap Emirlikleri’nin dış politikasıyla paralel biçimde Orta Doğu ve Afrika’da hızla büyürken, özellikle Kızıldeniz’de Suudi Arabistan’la yaşanan rekabet nedeniyle yeniden mercek altına alınmış durumda.
Skandal konuşmalar
Epstein ile Süleym arasındaki e-postalardan birinde, Süleym’in Kur’an’a dair düşüncelerini paylaştıktan sonra yatında “yüzde yüz Rus, yeni ve kadın bir örnekle” vakit geçirdiğini yazması, dosyalardaki karanlık atmosferi daha da derinleştiriyor.
Epstein ile gazeteci Landon arasında Suudi Arabistan üzerine yapılan yazışmalar bununla da sınırlı değil. 17 Ekim 2016 tarihli bir e-postada Landon, düşük petrol fiyatlarının Suudi kraliyet ailesini nasıl etkilediğine dair Epstein’in analizini istiyor.
Epstein ise ABD siyasetindeki güç dağınıklığıyla Suudi hanedan yapısını kıyaslayarak, “Kraliyet ailesi denilen şey aslında 20 bin kişilik bir kabile. Bu tanım yanıltıcı” ifadelerini kullanıyor.
“Kadınların araba kullanmasını ABD istedi”
Bu yazışmalar, Suudi Arabistan’ın “Vizyon 2030” adı verilen sosyal ve ekonomik dönüşüm sürecinin henüz başında gerçekleşiyor. Epstein’e göre kadınlara araba kullanma izni gibi reformlar Suudi toplumunun talebinden değil, Batı’dan gelen baskılardan kaynaklanıyordu.
18 Ekim 2016’da Landon’a yazdığı mesajda bunu açıkça dile getiriyor: “Kadınların araba kullanmasını isteyen Suudiler değil, Amerikalılar.”
Epstein dosyaları, yalnızca bir istismar ağını değil, küresel güç merkezleriyle kurulan kirli ve sessiz ilişkiler ağını da bir kez daha gün yüzüne çıkarıyor.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.