İçeriğe geç
1 Kasım 2026 | 21 Cemaziyelevvel 1448 Pazar 13:55
Doğu Türkistan

Özgürlük yerine yeniden esaret! Uygur Türkleri ölüme gönderilecek mi?

Haber Merkezi 5 dk okuma 12 okunma
Özgürlük yerine yeniden esaret! Uygur Türkleri ölüme gönderilecek mi?

Tayland’da yıllardır tutulan iki Uygur Türkü, cezaevinden çıkarılmalarının ardından özgürlüğe kavuşmak yerine göçmenlik merkezine nakledildi

Dünya Uygur Kongresi (DUK), Tayland’da göçmenlik merkezinde tutulan iki Uygur Türkünün Çin’e sınır dışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulunarak uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı. 29 Ekim 2026’da yayımlanan açıklamaya göre, iki Uygur Türkü 21 Ekim’de kraliyet affından yararlanarak cezaevinden çıkarıldı. Ancak cezaevinden tahliye edilmeleri özgürlüklerine kavuşmaları anlamına gelmedi.

İki kişi doğrudan göçmenlik merkezine nakledildi. Bu gelişme, yıllardır devam eden belirsizliğin yerini Çin’e zorla gönderilme korkusuna bırakmasına neden oldu.

Taylandlı insan hakları kuruluşlarının 31 Ekim’de paylaştığı bilgilere göre, iki Uygur Türkünün avukatlarıyla görüşmesine de izin verilmiyor. Avukatlarına Çin’e dönmek istemediklerini açıkça bildirdikleri aktarılan kişilerin geleceğinin, 2 Kasım’da toplanması beklenen Tayland Ulusal Güvenlik Konseyinde gündeme gelebileceği belirtiliyor. Şu ana kadar haklarında alınmış kesinleşmiş bir sınır dışı kararı bulunduğuna dair doğrulanmış bilgi ise yok.

Ancak geçmişte yaşananlar, endişelerin neden bu kadar büyük olduğunu ortaya koyuyor.

ÇİN’E GÖNDERİLEN 40 UYGUR TÜRKÜNDEN HÂLÂ HABER YOK!

Tayland’daki iki Uygur Türkünün karşı karşıya olduğu tehlikenin arkasında, Bangkok yönetiminin Şubat 2025’te gerçekleştirdiği ve uluslararası kamuoyunda büyük tepki çeken sınır dışı işlemi bulunuyor. Tayland, 40 Uygur Türkünü uluslararası itirazlara rağmen zalim Çin’e teslim etti. Aradan geçen zamana rağmen bu kişilerin nerede tutulduğu, sağlık durumlarının ne olduğu ve hayatta olup olmadıkları hâlâ bağımsız biçimde doğrulanabilmiş değil.

Bu insanların Tayland’a uzanan hikâyesi ise 2014 yılına dayanıyor. Çin’deki baskılardan kaçarak Mart 2014’te Tayland’a ulaşan 300’den fazla Uygur Türkü, Malezya sınırına yakın bölgelerde gözaltına alındı. Aralarında kadınların ve çocukların da bulunduğu grup, yıllarca sürecek bir belirsizliğin içine sürüklendi.

2015 yılında gruptan 100’den fazla kişi Çin’e gönderildi. 172 kadın ve çocuğun ise Türkiye’ye gitmesine izin verildi. Geriye kalan Uygur Türklerinin bir bölümü Tayland’daki göçmenlik merkezlerinde tutulmaya devam etti.

Şubat 2025’te 40 kişinin daha Çin’e gönderilmesi, bu kez uluslararası kuruluşların sert tepkisine yol açtı. Birleşmiş Milletler uzmanları, 27 Şubat 2026’da yayımladıkları açıklamada, sınır dışı edilen 40 kişinin akıbetinin hâlâ bilinmediğini duyurdu. Uzmanlar, bu kişilerin nerede tutulduklarının, sağlık durumlarının ve hayatta olup olmadıklarının bağımsız olarak doğrulanamadığını belirtti. Ailelerin de yakınlarından haber alamadığı vurgulandı.

Dolayısıyla bugün Çin’e gönderilme tehlikesiyle karşı karşıya bulunan iki Uygur Türkünün endişesi yalnızca bir ihtimale dayanmıyor. Tayland’ın daha önce Çin’e teslim ettiği 40 kişinin akıbetinin hâlâ karanlıkta kalması, olası bir sınır dışı işleminin doğurabileceği sonuçları gözler önüne seriyor.

TAYLAND’DAKİ GÖZALTI MERKEZLERİNDE BEŞ UYGUR MÜSLÜMAN HAYATINI KAYBETTİ

Tayland’da tutulan Uygur Türkü Müslümanların yaşadığı dram, yalnızca sınır dışı edilme ihtimaliyle sınırlı değil. 2014 yılında gözaltına alınan gruptan bazı kişiler, yıllarca ağır koşullarda göçmenlik merkezlerinde tutuldu.

İnsan hakları kuruluşları, gözaltındaki Uygurların avukatlara ve sivil toplum kuruluşlarına erişimlerinin engellendiğini, sağlık hizmetlerinin yetersiz kaldığını ve beslenme koşullarının ciddi endişelere yol açtığını bildirdi. Bu uzun gözaltı sürecinde beş Uygur Türkü hayatını kaybetti.

Bugün yeniden sınır dışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya olan iki kişi de 2014 yılında gözaltına alınan Uygur Türkleri arasında bulunuyor. İki kişi, Ocak 2020’de yaşanan bir kaçma girişimiyle bağlantılı suçlamalar nedeniyle cezaevinde tutulmuştu.

Haziran 2026’da yayımlanan kraliyet affı kararının ardından 21 Ekim’de cezaevinden çıkarılan iki Uygur Türkü, serbest bırakılmak yerine göçmenlik merkezine gönderildi. Böylece yıllardır süren özgürlük beklentisi, yeniden Çin’e teslim edilme korkusuyla gölgelendi.

Taylandlı insan hakları kuruluşları, naklin ardından avukatların, insan hakları örgütlerinin ve Tayland Ulusal İnsan Hakları Komisyonunun iki kişiyle görüşmesine izin verilmediğini açıkladı. Kuruluşlar, iki Uygur Türkünün uluslararası korumaya erişiminin güvence altına alınmasını talep ediyor.

ÇİN’E GÖNDERİLMEK, İŞKENCE VE ZORLA KAYBEDİLME RİSKİ DEMEK 

Uygur Türklerine yönelik Çin’deki sistematik baskılar, iki kişinin sınır dışı edilme ihtimalini uluslararası hukuk açısından da kritik bir mesele hâline getiriyor.

Uluslararası hukukta yer alan geri göndermeme ilkesi, işkenceye veya diğer ağır insan hakları ihlallerine maruz kalma konusunda ciddi risk bulunan kişilerin bu tehlikeyle karşılaşabilecekleri ülkelere gönderilmesini yasaklıyor. Bu nedenle Tayland’ın olası bir sınır dışı kararı, yalnızca iki kişinin geleceğini değil, ülkenin uluslararası yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini de gündeme taşıyor.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, Şubat 2025’te 40 Uygur Türkünün Çin’e gönderilmesini uluslararası insan hakları standartlarının açık ihlali olarak nitelendirmişti. BM uzmanları da yaklaşık bir yıl sonra yaptıkları açıklamada, sınır dışı edilen 40 kişinin akıbetinin hâlâ öğrenilememesinden duydukları ciddi endişeyi dile getirdi.

Üstelik Tayland Ulusal İnsan Hakları Komisyonunun daha önce gerçekleştirdiği incelemede de 40 kişinin Çin’e gönderilmesinin geri göndermeme ilkesi ve işkence yasağıyla bağdaşmadığı sonucuna varıldığı aktarıldı.

Taylandlı sivil toplum kuruluşları, Bangkok yönetimine aynı ihlalin yeniden yaşanmaması çağrısında bulunuyor. İki Uygur Türkünün derhâl avukatlarıyla görüştürülmesi, uluslararası koruma mekanizmalarına erişimlerinin sağlanması ve güvenli bir üçüncü ülkeye yerleştirilmeleri isteniyor.

DÜNYA UYGUR KONGRESİ: “TAYLAND, UYGURLARI ÇİN’E GÖNDERMEMELİ!”

Dünya Uygur Kongresi Başkanı Turguncan Alawdun, Tayland’ın iki Uygur Türkünü Çin’e göndermemesi gerektiğini belirterek böyle bir kararın Uygurlara yönelik devam eden soykırıma ortak olma riski taşıdığı uyarısında bulundu.

DUK, Tayland hükümetine yalnızca göçmenlik merkezinde tutulan iki kişinin değil, ülkede bulunan diğer Uygurların da Çin’e gönderilmemesi çağrısı yaptı.

Kuruluş, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler ve üçüncü ülke hükümetlerinden Tayland yönetimi üzerinde diplomatik baskı oluşturmalarını ve olası bir sınır dışı işleminin önüne geçmek için acil girişimlerde bulunmalarını istedi.

Açıklamada ayrıca Tayland’da tutulan beş Uygur Türkü için üçüncü ülkelerde güvenli yerleştirme ve sığınma imkânlarının oluşturulması talep edildi.

GÖZLER 2 KASIM’DAKİ KRİTİK TOPLANTIDA

Şimdi gözler, 2 Kasım’da toplanması beklenen Tayland Ulusal Güvenlik Konseyine çevrilmiş durumda. İki Uygur Türkünün geleceğinin ele alınabileceği toplantı, Çin’e sınır dışı edilme tehlikesi bakımından kritik önem taşıyor.

Tayland’ın daha önce Çin’e gönderdiği 40 Uygur Türkünün nerede olduğu hâlâ bilinmiyor. Aileleri yakınlarından haber alamazken BM uzmanları da bu kişilerin akıbetini bağımsız olarak doğrulayabilmiş değil.

Bütün bu tabloya rağmen Bangkok yönetimi, yeni bir sınır dışı işlemiyle aynı tehlikeyi iki kişi için daha gündeme getirebilir. Avukatlarıyla dahi görüştürülmeyen Uygur Türklerinin önündeki en büyük belirsizlik, kendilerini bekleyen kararın ne olacağı.

Verilecek karar, Tayland’ın iki Uygur Türkünün hayatını ve güvenliğini mi koruyacağını, yoksa daha önce akıbetleri bilinmez hâle gelen 40 kişinin ardından yeni bir sınır dışı krizine mi imza atacağını gösterecek.

Kaynak: Mira Haber

İlginizi Çekebilir

Yorum yaz

E-posta adresiniz yayımlanmaz.