Skandal karar: 7 yaşındaki çocuğa istismar davası “İsrail hassasiyeti” kalkanıyla karanlığa gömüldü
Almanya yargısı, tarihine kara bir sayfa daha ekledi. Eski bir İsrailli milletvekilinin 7 yaşındaki bir çocuğu istismar ettiği iddiasıyla açılan dava, sapık vekilin talebiyle kamuoyuna kapalı görüldü.
Almanya’da yargı skandalları tarihine geçecek bir dava sonuçlandı — ama kimse görmedi, kimse duymadı. Çünkü öyle istendi.
Eski FDP milletvekili Hartmut Ebbing, 7 yaşındaki bir çocuğa cinsel istismardan yargılandı. Duruşma kamuoyuna kapalı tutuldu. Ceza ertelendi. Dava sessiz sedasız kapandı. Peki bu örtbas mekanizması nasıl işledi?
Ebbing, mahkemeye başvurarak davanın açık görülmemesini talep etti. Gerekçesi akıl almaz derecede yüzsüzdü: Alman-İsrail Toplumu’ndaki görevini ve 7 Ekim sonrasında Alman-İsrail ilişkilerinin ne denli “hassaslaştığını” öne sürdü. Yani özetle dedi ki: “Ben önemli bir adama bağlıyım, bu dava İsrail’e zarar verir, kapatın.”
Ve mahkeme bu gerekçeyi kabul etti.
Berlin’deki Amtsgericht Tiergarten, çocuk istismarı suçlamasını “ceza emri” yöntemiyle sonuçlandırdı. 10 ay hapis cezası verildi, ancak ceza ertelendi.
Bu kararın adı nedir? Adaletten kaçış için siyasi bir korunak inşa etmektir.
Dosyaya giren mesajlaşmalarda Ebbing’in iddia edilen istismarı “Familienpetting” — yani “aile içi cinsel temas” gibi skandal bir ifadeyle nitelendirdiği öne sürülüyor. Hukukçular bu sözcüğü duyunca dehşete düştü: Söz konusu olan 7 yaşında bir çocuktu. Bunun adı tek kelimeyle cinsel istismardır; başka hiçbir şey değil. Onu “aile içi şefkat” olarak çerçevelemek, suçun üstünü örtmeye yönelik bilinçli bir dil manipülasyonudur.
Almanya’nın “Staatsräson” doktrini — yani İsrail’in güvenliğini devlet politikasının temeline koyan resmi taahhüt — bu davada yepyeni ve son derece tehlikeli bir kılığa büründü. Artık bu doktrin yalnızca dış politikayı değil, bir çocuğun mahkeme salonundaki adaletini de belirliyor. Siyasi sadakat, 7 yaşındaki bir mağdurun sesini susturmak için kullanılan bir araca dönüştü.
Almanya’da muhalif siyasetçiler ve hukukçular bu kararı yerden yere vuruyor. Hukuk devleti ilkesinin en temel şartı şudur: Hiç kimse, taşıdığı unvan, bağlı olduğu kurum ya da işine yarayacak siyasi konjonktür sayesinde adaletten kaçamaz. Bu dava, o ilkeyi alenen çiğnedi.
Sorulması gereken soru artık şudur:
Bir ülkede “devlet hassasiyeti” gerekçesiyle çocuk istismarı davaları karanlık odalarda kapatılabiliyorsa, o ülkenin hukuk sistemine güvenmek için hiçbir neden kalmamış demektir.
Almanya bu soruya cevap borçludur.. Önce 7 yaşındaki mağdur çocuğa, sonra kendi vicdanına.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.