Paris’te ABD gözetiminde kritik mutabakat: Suriye–İsrail görüşmelerinde istihbarat hücresi, çekilme talebi ve güvenlik çerçevesi
Suriye ile İsrail, ABD arabuluculuğunda Paris’te gerçekleştirilen beşinci müzakere turunda güvenlik odaklı bir dizi kritik başlıkta mutabakata vardı. Görüşmelerin merkezinde, ABD denetiminde kurulacak ortak “istihbarat ve iletişim hücresi”, güney Suriye’deki askeri gerilimler ve İsrail’in işgal ettiği bölgelerden çekilmesi yer aldı.
Yaklaşık dört aylık aranın ardından yeniden başlayan müzakereler, taraflar arasında kalıcı bir barış anlaşmasından ziyade sahadaki gerilimi kontrol altına almaya dönük operasyonel bir çerçeve oluşturdu. ABD yönetimi, süreci Trump’ın Orta Doğu güvenlik vizyonunun bir parçası olarak tanımladı.
ABD DENETİMİNDE ORTAK İSTİHBARAT VE İLETİŞİM HÜCRESİ
Paris görüşmelerinin en dikkat çekici sonucu, Suriye ve işgalci İsrail arasında ABD gözetiminde çalışacak ortak bir istihbarat ve iletişim hücresi kurulması oldu. Bu mekanizmanın;
– Güney Suriye ve Golan hattında yaşanabilecek askeri gerilimleri anında kontrol altına almak
– Taraflar arasında doğrudan fakat gizli bir temas kanalı oluşturmak
– Askeri hareketlilik, sınır ihlalleri ve güvenlik risklerine dair eş zamanlı bilgi paylaşımı sağlamak amacıyla devreye sokulacağı öne sürüldü.
Yetkililer, bu yapının açık bir normalleşme adımı değil; tamamen güvenlik ve de-eskalasyon odaklı, düşük profilli bir mekanizma olarak tasarlandığını vurguladı. Hücrenin tüm faaliyetleri ABD’nin denetiminde yürütülecek.
SURİYE’NİN TEMEL ŞARTLARI: ÇEKİLME VE EGEMENLİK
Suriye heyeti, müzakerelerde tam egemenlik ve toprak bütünlüğü vurgusunu ön plana çıkardı. Şam yönetimi, İsrail’in 8 Aralık 2024 sonrası işgal ettiği bölgelerden çekilmesini ve 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nın yeniden işler hâle getirilmesini temel şart olarak masaya koydu.
Suriye tarafı, bu anlaşmanın yeniden uygulanmasının; BM gözetimindeki tampon bölgenin canlandırılması ve İsrail askeri varlığının sınırlandırılması açısından zorunlu olduğunu savundu. Şam, çekilme olmaksızın kapsamlı bir güvenlik düzenlemesinin mümkün olmayacağını ifade etse de bunun İsrail açısından herhangi bir bağlayıcılığının olmadığı biliniyor.
İSRAİL’İN GÜVENLİK TALEPLERİ
İsrail heyeti ise güney Suriye’de askerden arındırılmış bölgeler, sınır güvenliği ve İsrail’in “kırmızı çizgilerinin” garanti altına alınmasını öncelik olarak dile getirdi. Tel Aviv, kurulacak koordinasyon mekanizmasının olası çatışmaları önleyeceğini ve sahadaki belirsizlikleri azaltacağını öne sürdü.
İsrail tarafı ayrıca, ortak yapının ilerleyen aşamalarda diplomatik ve teknik başlıklarda da devreye sokulabileceğini belirtti.
HEYETLER VE ABD’NİN ROLÜ
Paris’teki görüşmelere İsrail adına Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter, Başbakanlık Askeri Sekreteri Roman Gofman ve Geçici Ulusal Güvenlik Danışmanı Gil Reich katıldı.
Suriye heyetinde Dışişleri Bakanı Es’ad Şeybani ile İstihbarat Şefi Hüseyin Seleme yer aldı.
ABD tarafını Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile Başkan Trump’ın danışmanları temsil etti. Washington, sürecin ilerlemesi için aktif arabuluculuğunu sürdüreceğini açıkladı.
GERİLİM SÜRÜYOR, DİYALOG KURUMSALLAŞIYOR
Paris’te varılan mutabakat, taraflar arasında kalıcı bir barış anlaşması anlamına gelmezken, sahadaki askeri gerilimi yönetmeye dönük kurumsal bir güvenlik zemini oluşturdu. Ortak istihbarat ve iletişim hücresi kararı, sürecin artık yalnızca diplomatik değil, doğrudan sahaya etki eden operasyonel bir aşamaya geçtiğini gösteriyor.
Taraflar müzakereleri hızlandırma ve daha sık bir araya gelme konusunda anlaşırken, görüşmelerin bir sonraki turunun tarihi henüz açıklanmadı.
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.