Çin’den yeni baskı eşiği: Uygurca konuşma kameralar ve sensörlerle engelleniyor
Doğu Türkistan’da dijital baskı yeni bir boyutta.
— Mira Haber (@Mira_Haber) January 19, 2026
Bir çocuğun Uygurca konuşması, polis karakolu önünde otomatik sistemle susturuldu.
Gözetim artık yalnızca hareketleri değil, dili ve kimliği hedef alıyor.
Uygurca kamusal alandan silinmek isteniyor. pic.twitter.com/6S7wjN6jRi
Doğu Türkistan’da çekildiği belirtilen ve sosyal medyada dolaşıma sokulan yeni bir video, Çin yönetiminin Uygur Müslümanlara yönelik baskı politikalarının ulaştığı boyutu bir kez daha gözler önüne serdi. Görüntülerde, Hoten bölgesine bağlı Uzunşo köyündeki bir polis karakolu önünde yaşananlar, yalnızca güvenlik uygulamalarını değil, dil ve kimlik üzerinden yürütülen sistematik asimilasyon politikasını da açık biçimde ortaya koyuyor.
Videoda, “Polis Günü” etkinliği kapsamında bir Uygur kız çocuğunun bir polise hediye verdiği görülüyor. Ancak çocuğun Uygurca konuşmaya başlamasıyla birlikte, karakol çevresine yerleştirildiği belirtilen otomatik konuşma tanıma sistemi devreye giriyor ve kamusal alanlarda “devletin resmî dili olan Çince”nin kullanılması gerektiğine dair mekanik bir uyarı yapılıyor. Bu an, bölgede uygulanan dijital gözetimin yalnızca izleme ve fişleme amacı taşımadığını, doğrudan ana dili hedef alan bir baskı aracına dönüştüğünü gözler önüne seriyor.
Çin yönetiminin uzun süredir Uygur Türkçesini kamusal hayattan tasfiye etmeye yönelik politikalar izlediği biliniyor. Eğitim kurumlarında, kamu dairelerinde ve medyada Çincenin zorunlu hâle getirilmesi; Uygurcanın ise fiilen yasaklanması, kimliği çözmeye yönelik asimilasyon sürecinin temel ayaklarından biri olarak değerlendiriliyor. Özellikle çocukların erken yaşlardan itibaren ana dillerinden koparılması, yalnızca bireysel değil, toplumsal hafızayı hedef alan bir müdahale niteliği taşıyor.
Uluslararası raporların da ortaya koyduğu üzere, Doğu Türkistan’da kurulan yoğun dijital gözetim ağı, yüz tanıma sistemlerinden ses algılama teknolojilerine kadar geniş bir yelpazede kullanılıyor. Bu altyapı, bölge halkının gündelik yaşamını sürekli bir denetim, korku ve oto-sansür ortamı içinde sürdürmesine neden oluyor.
Ortaya çıkan tablo, meselenin güvenlik gerekçeleriyle açıklanamayacağını açıkça gösteriyor. Kamusal alanda ana dilin bu denli hedef alınması, Çin yönetiminin Doğu Türkistan’da yürüttüğü politikanın özünde kültürel silme ve kimliksizleştirme stratejisi olduğunu bir kez daha teyit ediyor.
Kaynak: Mira Haber




Yorum yaz