uaeeeeeee

Savaşla birlikte büyüyen İsrail-BAE ilişkilerinde gizli ortaklıklar!

Birleşik Arap Emirlikleri ile İsrail arasında savaş teknolojileri alanında dikkat çekici bir ortaklık kurulduğu ortaya çıktı

Konuya ilişkin bilgi sahibi mevcut ve eski iki ABD’li yetkilinin aktardığına göre, iki ülke yeni silah sistemlerini birlikte satın almak ve geliştirmek amacıyla özel bir savunma fonu oluşturdu. Bu hamle, İran’a karşı yürütülen savaş sürecinin Abu Dabi ile Tel Aviv’i askeri açıdan daha da yakınlaştırdığını gösteren en somut adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.

Middle East Eye’a konuşan ABD’li yetkili, yeni savunma iş birliği kapsamında tarafların “ortak silah tedariki” yoluna gideceğini söyledi. Yetkili ayrıca BAE’nin, İsrail’in hava savunma teknolojilerinin geliştirilmesi için doğrudan finansman sağlayabileceğini belirtti.

Anlaşmanın temel çerçevesinin ise katil İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sırasında gerçekleştirdiği gizli BAE ziyareti sırasında şekillendiği ifade edildi. Netanyahu’nun ofisi ziyareti doğrulayan bir açıklama yayımlarken, Abu Dabi yönetimi ise alışılmadık şekilde resmi bir yalanlama yayınladı.

ABD’li kaynaklara göre iki ülke özellikle insansız hava araçlarına karşı geliştirilen C-UAS sistemleri ve gelişmiş hava savunma projelerine yoğunlaşacak. Eski ABD’li yetkili ise kurulacak fonda “çok büyük miktarda” para bulunduğunu ve yatırımların yalnızca hava savunmasıyla sınırlı kalmayacağını aktardı.

“Hiç bu seviyeye gelmemişti”

Tel Aviv merkezli Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü’nde Körfez uzmanı olarak görev yapan Yoel Guzansky, İsrail ile BAE arasındaki ilişkinin tarihte hiç olmadığı kadar ileri seviyeye ulaştığını söyledi. Guzansky’ye göre bu iş birliği, İsrail’in bugüne dek herhangi bir Arap ülkesiyle kurduğu en yakın askeri ortaklık niteliği taşıyor.

İran’ın Şubat ayında ABD-İsrail saldırılarına karşılık olarak Körfez’e binlerce füze ve İHA göndermesi sonrası BAE’nin de ağır şekilde hedef alındığı, yaklaşık 3 bin İran füzesi ve kamikaze dronunun ülkeye yöneldiği belgelenmişti.

Savaş sırasında İsrail’in Demir Kubbe hava savunma sistemlerini ve bu sistemleri kullanacak askeri personeli BAE’ye gönderdiği de daha önce ABD’nin işgalci İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee tarafından doğrulanmıştı. Guzansky, ortak silah geliştirme fonunun bu yakınlaşmanın doğal devamı olduğunu savundu.

İsrail’in teknolojiye sahip olduğunu ancak finansman sıkıntısı çektiğini söyleyen uzman, BAE’nin ise devasa mali kaynaklara rağmen ileri savunma teknolojilerinde dış desteğe ihtiyaç duyduğunu ifade etti.

Savunma bütçesinde ciddi sıçrama

Körfez’deki savunma harcamalarının İran saldırılarının ardından ciddi biçimde yükselmesi beklenirken, BAE’nin bu konuda diğer Arap ülkelerinden daha agresif bir çizgi izlediği dikkat çekiyor. Resmi savunma bütçesini açıklamayan BAE’nin 2026 yılı askeri harcamalarının yaklaşık 27 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Ülkenin en güçlü emirliği olan Abu Dabi’nin tek başına yaklaşık 2 trilyon dolarlık devlet fonlarını kontrol ettiği ve petrol rezervlerinin büyük kısmını elinde tuttuğu belirtiliyor.

Bloomberg’in Mayıs ayında yayımladığı habere göre Abu Dabi Veliaht Prensi Halid bin Muhammed el-Nahyan, Mubadala CEO’su Haldun el-Mübarek ile savunma odaklı yeni bir yatırım aracı kurulmasını görüşmüştü. Bu gelişmeler, 2020’de imzalanan İbrahim Anlaşmaları sonrası hızlanan İsrail-BAE normalleşmesinin askeri boyutta artık çok daha derin bir aşamaya geçtiğini ortaya koyuyor.

Nitekim Haziran 2025’te BAE merkezli savunma devi Edge Group, İsrail’in yapay zekâ destekli drone teknolojileri geliştiren Thirdeye Systems şirketinin yüzde 30 hissesini satın almıştı. Princeton Üniversitesi öğretim üyesi Bernard Haykel, yeni anlaşmanın daha önce yapılan savunma anlaşmalarının devamı olduğunu belirterek iki taraf açısından da “mantıklı” görüldüğünü söyledi.

İsrail’in uzun yıllardır ABD askeri yardımlarıyla ayakta duran savunma yapısının artık alternatif finans kaynaklarına yöneldiği de dikkat çekiyor. ABD her yıl İsrail’e yaklaşık 3 milyar dolarlık askeri yardım sağlarken, Brown Üniversitesi’nin Savaşın Maliyetleri projesine göre Washington yönetimi Eylül 2025’e kadar İsrail savunmasına ek olarak 21 milyar dolar daha harcadı. Ancak ABD kamuoyunda özellikle genç seçmenler arasında İsrail’e verilen desteğin sert şekilde gerilemesi, Tel Aviv’i yeni mali ortaklar aramaya itiyor.

Haykel, “ABD’den gelen para artık garanti görülmüyor. Bu nedenle İsrail neden BAE’ye yönelmesin?” diyerek Tel Aviv’in finansal bağımlılığı çeşitlendirmeye çalıştığını söyledi.

Körfez İran’a karşı saf mı alıyor?

Öte yandan Körfez ülkeleri İran’a yönelik ABD savaşına resmen karşı çıksa da savaş sürecinde farklı pozisyonlar aldı. Reuters’a göre Suudi Arabistan ve BAE, ABD’ye üs ve hava sahası desteğini genişletirken İran’a yönelik saldırılara da katıldı. Ancak Riyad aynı zamanda Pakistan aracılığıyla diplomatik çözüm arayışına yönelirken, Abu Dabi’nin savaşın sürmesi için Washington nezdinde yoğun lobi faaliyetleri yürüttüğü öne sürüldü.

Uzmanlara göre BAE yönetimi özellikle Hürmüz Boğazı çevresinde İran’ın güç kazanmasından ciddi biçimde endişe ediyor. Eurasia Group Orta Doğu Direktörü Firas Maksad, Körfez ülkelerinin İran’ın yalnızca nükleer programıyla değil, füze kapasitesi, İHA ağı ve bölgedeki vekil güçleriyle de mücadele etmek istediğini söyledi.

BAE’nin İsrail’e giderek daha fazla yaklaşması, bölgedeki diğer Körfez ülkelerinin izlediği çizgiden ayrışıyor. Suudi Arabistan son dönemde güvenlik iş birliklerini Pakistan, Türkiye ve Mısır’la güçlendirmeye yönelirken, Abu Dabi’nin İran karşısındaki en önemli kozunun Tel Aviv’le kurduğu stratejik ortaklık olduğu değerlendiriliyor.

Maksad’a göre İran’la gerilim ne kadar büyürse, BAE’nin İsrail’le güvenlik eksenli ittifakı da o ölçüde derinleşecek.

Kaynak: Mira Haber, MEE

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir