Şam yönetimi ile “SDG” ve Özerk Yönetim arasındaki entegrasyon sürecinde anlaşmazlıklar giderek daha görünür hale geliyor. Özerk Yönetim’in önde gelen isimlerinden İlham Ahmed, mevcut şartlarda “SDG”nin ve bölgedeki yönetim yapısının önerilen biçimde entegrasyonunun mümkün olmadığını açıkladı.
Ancak Ahmed, aynı açıklamasında dosyanın nihai çözüme kavuşturulması amacıyla Şam’a gideceklerini de duyurdu.
Bu çıkış, bir taraftan mevcut entegrasyon modelinin reddedildiğini, diğer taraftan Şam’la müzakere kapısının açık tutulmaya çalışıldığını gösteriyor.
Entegrasyona itiraz, Şam’la pazarlığa devam
İlham Ahmed’in “şu anda önerilen biçimde entegrasyon mümkün değil” sözleri, taraflar arasında yürütülen görüşmelerde henüz temel başlıklarda uzlaşma sağlanamadığını açık biçimde ortaya koydu.
Ahmed’in buna rağmen Şam’a gidileceğini açıklaması ise “SDG” tarafının süreci tamamen reddetmek yerine, entegrasyonun koşulları konusunda daha farklı bir formül üzerinde pazarlık yapmak istediğine işaret ediyor.
Dolayısıyla tartışmanın artık “entegrasyon olacak mı?” sorusundan çok, “hangi şartlarla ve kimin belirlediği modelle olacak?” noktasına kaydığı görülüyor.
Başarısızlığın sorumlusu olarak “şovenist çevreleri” gösterdi
Ahmed, entegrasyon sürecinin önündeki sorunlardan söz ederken bölgede “şovenist” olarak nitelendirdiği bazı çevreleri hedef aldı.
Bu çevrelerin entegrasyonu başarısızlığa uğratmaya ve bölgede birlikte yaşamı baltalamaya çalıştığını savunan Ahmed, ancak açıklamasında söz konusu yapıların kimler olduğunu açık biçimde ortaya koymadı.
Böylece entegrasyon sürecindeki siyasi ve idari anlaşmazlıklardan ziyade, sahadaki bazı çevreleri süreci sabote etmekle suçlayan bir çerçeve çizdi.
Bayrakların indirilmesine karşı çıktı
İlham Ahmed, devlet kurumlarına yönelik saldırıları ve bayrakların indirilmesini de reddettiklerini açıkladı.
Tepkilerin şiddet yoluyla değil, barışçıl ve demokratik yöntemlerle dile getirilmesi gerektiğini söyleyen Ahmed’in bu mesajı, Şam yönetimiyle müzakerelerin devam ettiği bir dönemde özellikle dikkat çekti.
Açıklama aynı zamanda Özerk Yönetim’in, Şam’la ilişkileri koparabilecek sembolik ve fiilî gerilimlerden uzak durma arayışında olduğu şeklinde okunabilir.
Resulayn saldırılarının arkasında “anlaşmayı bozma” amacı olduğunu savundu
Ahmed, Resulayn’dan (Serekaniye) yerinden edilen kişilere ve Kamışlı Tugayı’na yönelik saldırıları da gündeme taşıdı.
Söz konusu saldırıları gerçekleştiren tarafların amacının Şam’la yürütülen anlaşmayı başarısızlığa uğratmak olduğunu iddia etti.
Ancak Ahmed’in bu değerlendirmesi, saldırıların faillerine veya bu sonuca hangi verilere dayanılarak ulaşıldığına ilişkin ayrıntılar verilmemesi nedeniyle şimdilik siyasi bir suçlama niteliği taşıyor.
“Entegrasyon” tartışmasının asıl düğümü çözülmüş değil
İlham Ahmed’in açıklamaları, Şam ile “SDG” arasındaki görüşmelerde temel sorunun hâlâ masada olduğunu gösteriyor.
Bir yanda Suriye devlet yapısına entegrasyon konuşulurken, diğer yanda “SDG” ve Özerk Yönetim mevcut entegrasyon modelini kabul edilemez buluyor.
Ahmed’in Şam ziyareti bu nedenle yalnızca rutin bir görüşme değil; “SDG”nin mevcut askeri ve idari yapısını ne ölçüde koruyacağı ve Şam’ın ülke genelinde tek merkezli devlet otoritesi talebiyle bunun nasıl bağdaştırılacağı tartışmasının yeni aşaması olacak.
İlham Ahmed’in açıklamalarından sonra gözler şimdi Şam’a çevrildi. Asıl soru ise hâlâ cevap bekliyor:
Şam’ın istediği entegrasyon mu gerçekleşecek, yoksa “SDG” mevcut statüsünü koruyabileceği yeni bir model mi kabul ettirmeye çalışacak?
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.
