Hindistan’da iktidarın azınlıkları hedef alan “buldozer adaletinin” son adresi bir kez daha başkent Delhi oldu
Shalimar Bagh bölgesinde yaklaşık 30 yıldır hizmet veren Madina Camii’nin üst katları, 22 Eylül gecesi ağır güvenlik çemberi altında, adeta baskın havasında gerçekleştirilen bir operasyonla buldozerlerle yıkıldı. Hukuki sürecin henüz tamamlanmadığı vurgulanan ibadethane, gece yarısı içerideki Kur’an-ı Kerim nüshaları ve kutsal eşyaların tahliyesine dahi fırsat verilmeden hedef alındı.
Yerel kaynaklar ve görgü tanıklarının aktardığı bilgilere göre, polis ve paramiliter güçler akşam saatlerinden itibaren cami çevresini ablukaya alarak adeta sıkıyönetim ilan etti. Gece yarısından sonra başlayan yıkım boyunca halkın ve ibadethane yetkililerinin alana yaklaşması engellendi.
AIMIM Delhi Başkanı Şuayb Jamai ve mahalle sakinlerinden Muhammed Şamsad Ansari, operasyonun bilinçli olarak karanlıkta tezgahlandığını ve cami imamı ile cemaatin içerideki kutsal metinleri çıkarmasına dahi müsaade edilmediğini bildirdi.
Kamu hizmeti iddiasıyla yürütülen bir yol projesinin, hangi yangından mal kaçırma telaşıyla gece yarısı ve insan haklarını hiçe sayan bir baskın usulüyle yürütüldüğü sorusu ise yetkililerce yanıtsız bırakıldı.
Cami yönetimi: “Hukuki haklarımız gasp edildi”
Delhi yönetiminin ve Municipal Corporation of Delhi’nin (MCD) “Max Hospital Road yol genişletme projesi kapsamında kamusal alandaki kaçak yapıların tasfiyesi” kılıfına sığındığı operasyonda, idari keyfilik gözlerden kaçmıyor.
Cami Başkanı Movin Khan, ellerindeki 2001 tarihli onaylı planları ve yapının tarihi niteliğini sunarak hukuki itiraz sürecini başlattıklarını, ancak idarenin savunma hakkını hiçe sayarak yıkıma ittiğini belirtti. İmam Zarifur Rehman ise Shalimar Bagh bölgesinde binlerce yapının benzer hukuki statülere sahip olduğunu, fakat buldozerlerin ilginç bir “isabetle” yalnızca Müslüman mülklerine yöneldiğini vurguladı.
Delhi Yüksek Mahkemesi’nin genel yol genişletme kararı, idarenin bu kararı usulsüz, ayrımcı ve yangından mal kaçırır gibi uygulama biçimini meşrulaştırmaya yetmiyor.
Devlet eliyle mülksüzleştirme
Madina Camii’ne yönelik bu son tecavüz, münferit bir imar uygulaması değil; iktidardaki BJP’nin yıllardır inşa ettiği “buldozer siyasetinin” tıkır tıkır işleyen bir dişlisi.
Zira 2022’de Yüksek Mahkeme’nin açık durdurma kararına rağmen iş makineleri çalışmaya devam etmiş, Müslümanlara ait dükkânlar yerle bir edilmişti. Hatta protestolara katıldığı iddia edilen Müslümanların evleri, hiçbir yargı kararı olmaksızın, insan hakları örgütlerinin “toplu cezalandırma” olarak nitelendirdiği yöntemlerle yıkılmıştı.
Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları Gözlemevi raporlarına göre de yalnızca son birkaç yılda Assam, Delhi, Gujarat, Madhya Pradesh ve Uttar Pradesh’te yüzlerce mülk yıkıldı; binlerce Müslüman devlet eliyle evsiz ve işsiz bırakıldı.
Hindistan Yüksek Mahkemesi’nin 2024 yılında aldığı ilke kararlarında; sırf bir iddia veya ceza isnadı sebebiyle mülklerin yıkılamayacağı, yıkım öncesinde adil başvuru sürelerinin tanınması gerektiği açıkça hükme bağlanmıştı.
Ancak uygulama göstermektedir ki; mevzuat ne söylerse söylesin, BJP rejimi altındaki kolluk ve belediye mekanizmaları söz konusu Müslüman yapısı olduğunda hukuku rafa kaldırmaktan çekinmemektedir.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.
