Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Avrupa ülkelerinin Rusya’nın petrol gelirlerini hedef alan “gölge filo” operasyonlarını genişletmesi üzerine İngiltere başta olmak üzere Batılı ülkelere yönelik son derece sert bir uyarıda bulundu
İngiliz basınına göre Putin, Rus ticari gemilerine yönelik el koyma ve müdahalelerin sürmesi halinde Moskova’nın da Avrupa ülkelerine ait gemilere el koyarak karşılık vereceğini açıkladı. Putin’in en dikkat çekici mesajı ise Rusya’nın misilleme için aynı sularda hareket etmek zorunda olmayacağını söylemesi oldu.
Moskova, gerektiğini düşündüğü herhangi bir yerde Batılı ticari gemilere müdahale edebileceğinin sinyalini verdi.
Putin, Rusya’nın Uzak Doğusu’ndaki askeri tatbikatları takip ettiği sırada yaptığı açıklamada, Avrupa’nın Rus ticari gemilerine ve petrol taşımacılığına yönelik operasyonlarını “korsanlık ve soygun” olarak nitelendirdi. Kremlin lideri, bu uygulamaların fiilen devam etmesi halinde Rusya’nın “aynı şekilde karşılık vermek zorunda kalacağını” söyledi.
Böylece Moskova, Avrupa’nın Rusya’nın yaptırım delmekle suçlanan tankerlerine yönelik deniz operasyonlarına karşı ilk kez bu denli açık bir misilleme tehdidi ortaya koydu.
Krizin merkezinde Rusya’nın ‘gölge filosu’ var
Rusya’nın “gölge filosu”, Batı yaptırımlarını ve Rus petrolüne getirilen fiyat sınırlamalarını aşmak amacıyla kullanılan, çoğunlukla yaşlı tankerlerden oluşan geniş bir deniz taşımacılığı ağı. İngiliz hükümetine göre 700’den fazla gemiden oluşan bu filo, Rus petrolünün yaklaşık yüzde 40’ını taşıyor ve Moskova’nın savaş ekonomisi açısından kritik bir gelir kanalı oluşturuyor.
Londra, bu nedenle gölge filoya yönelik operasyonları doğrudan Ukrayna savaşının finansmanını hedef alan bir mücadele olarak görüyor.
Avrupa ise son aylarda yalnızca yaptırım listelerine gemi eklemekle yetinmeyerek denizde fiili müdahaleleri artırdı. AB’nin 23 Temmuz’da kabul ettiği 21. yaptırım paketinde gölge filoya ait 41 gemi daha yaptırım kapsamına alındı; böylece daha önce yaptırım uygulanan 632 gemiye 41 gemi eklenmiş oldu. Yeni paket, yalnızca tankerleri değil, gölge filoya yakıt ikmali ve diğer hizmetleri sağlayan şirketleri de hedef alıyor.
İngiltere’nin altı saatlik tanker operasyonu
Putin’in açıklamasının arka planındaki en önemli gelişmelerden biri, İngiltere’nin Haziran ayında gerçekleştirdiği SMYRTOS operasyonu.
14 Haziran’da İngiliz Kraliyet Deniz Piyadeleri, Rusya’nın gölge filosuyla bağlantılı olduğu ve yaptırım kapsamındaki Rus petrolünü taşıdığı belirtilen 244 metrelik tankere İngiliz Kanalı’nda operasyon düzenledi. Komandolar karanlıkta helikopterlerle gemiye indi ve dakikalar içerisinde geminin kontrolünü ele geçirdi. Operasyon yaklaşık 6 saat sürdü.
Operasyona HMS Sutherland ve HMS Ledbury savaş gemilerinin yanı sıra Chinook, Merlin Mk4 ve Wildcat helikopterleri ile RAF’a ait P-8 Poseidon deniz karakol uçağı destek verdi. İngiliz makamları operasyon sırasında herhangi bir direniş yaşanmadığını açıkladı.
SMYRTOS daha sonra İngiltere’nin güney kıyıları açıklarındaki Weymouth demirleme bölgesine götürüldü. Gemideki 25 mürettebattan biri olan 38 yaşındaki Hindistan vatandaşı bir kişi yaptırım ihlali şüphesiyle gözaltına alındı; diğer mürettebat soruşturmada İngiliz makamlarına yardımcı oldu.
İngiliz hükümeti, operasyonun uluslararası sularda gerçekleştirildiğini ve Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi ile İngiliz iç hukukuna uygun olduğunu savundu. Londra ayrıca geminin “uyruksuz” olduğunu ve Rus petrolü taşıdığını belirterek müdahalenin hukuki dayanağını açıkladı.
Londra: ‘Gerekirse yeniden yapacağız’
İngiltere’nin mesajı da geri adım atmaktan uzak.
Londra, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı finanse etmek için gölge filoyu kullandığını ve yaptırımların uygulanmasının İngiltere’nin güvenlik politikasının bir parçası olduğunu söylüyor. İngiliz hükümetine göre Londra bugüne kadar 550’den fazla Rus gölge filo gemisini yaptırım kapsamına aldı ve İngiliz yaptırımları nedeniyle yaklaşık 200 gemi demirlemek zorunda kaldı.
İngiltere ayrıca gölge filonun Rus petrol gelirlerinin önemli bölümünü taşıdığını ve bu gelirlerin Ukrayna’ya yönelik füze ve İHA saldırılarını finanse eden savaş ekonomisine katkı sağladığını savunuyor. Bu nedenle Londra, Rusya’nın tehditlerine rağmen deniz operasyonlarından vazgeçmeyeceğinin mesajını veriyor.
Rusya gözünü Pasifik’e çevirdi
Putin’in açıklamasını daha da ciddi hale getiren gelişme ise Rus Pasifik Filosu Komutanı Amiral Viktor Liina tarafından yapılan açıklamalar oldu.
Liina, Rusya’nın “dost olmayan devletlere” ait gemileri denetleme ve gerektiğinde alıkoyma kapasitesine sahip olduğunu söyledi. Rus donanmasının Asya-Pasifik’teki ticaret rotalarını, bu rotalarda seyreden yük gemilerini ve gemilerin sahiplerini incelemeye başladığı belirtildi.
Telegraph’ın aktardığı Rus verilerine göre, Rusya’nın hak iddia ettiği Güney Kuril Adaları çevresinden geçen 1.001 geminin 379’u Moskova’nın “dost olmayan ülkeler” kategorisinde değerlendirdiği devletlere ait. Bunların 26’sı İngiltere, 9’u ise Fransa bağlantılı gemilerden oluşuyor. Bu rakamların doğrudan bir “hedef listesi” anlamına gelmediği, ancak Moskova’nın bölgedeki Batılı ticari deniz trafiğini yakından takip ettiğini gösterdiği belirtiliyor.
Bu açıklama, Putin’in “misilleme aynı sularda olmak zorunda değil” sözleriyle birlikte değerlendirildiğinde daha dikkat çekici hale geliyor. Rusya, Avrupa’nın Rus tankerlerine yönelik operasyonlarını Avrupa kıyılarıyla sınırlı bir mesele olarak görmediğini ve karşılığın dünyanın başka bir bölgesinde verilebileceğini açıkça ima ediyor.
İngiliz gemileri neden özellikle risk altında?
İngiltere’nin Rus gölge filosuna karşı diğer Avrupa ülkelerinden daha ileri adımlar atması, Londra’yı Moskova’nın söylemlerinde öne çıkan hedeflerden biri haline getiriyor.
İngiliz Kraliyet Donanması da Rus deniz faaliyetlerini yakından izliyor. Son dönemde İngiltere çevresindeki Rus gemilerinin takibi için donanmanın faaliyetleri önemli ölçüde arttı. Bu durum, Rus savaş gemilerinin gölge filo tankerlerine refakat etmeye başlamasıyla birlikte denizdeki gerilimi daha da yükseltiyor.
Avrupa’nın dayandığı hukuki çerçevenin merkezinde Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin 110. maddesi bulunuyor. İngiliz hükümeti, bu maddenin savaş gemilerine belirli koşullarda yabancı bir gemiye çıkarak geminin bayrak taşıma hakkını doğrulama imkânı verdiğini belirtiyor.
Ancak bu madde, “şüpheli görülen her geminin doğrudan ele geçirilebileceği” anlamına gelmiyor. Özellikle geminin milliyetsiz olduğundan veya sahte bayrak kullandığından şüphe edilmesi halinde bayrak hakkının doğrulanmasına yönelik bir “ziyaret” yetkisi söz konusu. İngiltere ise SMYRTOS olayında geminin uyruksuz olduğunu tespit ettiğini ve bu nedenle kendi iç hukukundaki yaptırım uygulama yetkilerinin devreye girdiğini savunuyor.
Rusya ise bu hukuki yorumu kabul etmiyor ve Avrupa’nın yaptırım uygulamalarını ticari gemilere yönelik hukuksuz müdahaleler olarak nitelendiriyor.
Kaynak: Mira Haber, Ajanslar
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.
