Moğolları durduran sultan: Seyfeddin Kutuz ve Aynicâlût

İslam dünyasının en karanlık günlerinde Moğol ordusunu durduran Memlük Sultanı Seyfeddin Kutuz, Aynicâlût Zaferi’yle tarihin akışını değiştirdi. Bağdat’ın yerle bir edilmesinden sadece iki yıl sonra kazanılan bu zafer, ümmetin en dipteyken bile ayağa kalkabileceğinin ispatı oldu.
Bağdat’ın düşüşü
1258’de Hülâgû komutasındaki Moğol ordusu Abbâsî hilafetinin merkezi Bağdat’ı kuşattı. Şehir düştükten sonra halife Müsta’sım öldürüldü, yüz binlerce Müslüman katledildi, kütüphaneler yakıldı. Ardından Moğollar Suriye’ye yöneldi; Halep ve Dımaşk da düştü. Sıra Mısır’a gelmişti ve Hülâgû, Mısır’a teslim olmasını isteyen tehditkâr bir mektup gönderdi.
Kutuz’un kararı
Mısır’ın başında, Memlük beylerinden Seyfeddin Kutuz bulunuyordu. Pek çok emirin tereddüt ettiği bir anda Kutuz, teslim olmayı reddetti ve Moğol elçilerini idam ettirerek savaş kararını kesinleştirdi. Dağınık Memlük beylerini, kendisine rakip olan Baybars da dahil olmak üzere, tek bir sancak altında topladı.
Aynicâlût
25 Ramazan 658’de (3 Eylül 1260), Filistin’deki Aynicâlût’ta iki ordu karşılaştı. Savaşın en kritik anında Kutuz’un miğferini çıkarıp “Vâ İslâmâh!” (Ey İslam’ım!) diye haykırarak askerlerini cesaretlendirdiği kaynaklarda aktarılır. Moğol ordusu ağır bir yenilgiye uğradı, komutanları Kitboğa öldürüldü. Moğolların durdurulamaz olduğu efsanesi böylece yıkıldı. Kutuz ise zaferden kısa süre sonra, Mısır’a dönüş yolunda öldürüldü.
Bugüne bakış: Gelinen nokta ve çıkarılacak ders
Aynicâlût’tan önce ümmet, bugünden çok daha kötü bir hâldeydi: Hilafet merkezi yıkılmış, halife öldürülmüş, büyük şehirler düşmüştü. Yine de iki yıl içinde, birlik ve cesaretle zafer geldi. Bugün İslam dünyası, işgal ve zulüm karşısında “yapacak bir şey yok” teslimiyetine gömülmüş durumda; düşmanın gücü abartılıyor, ümmetin imkânları ise küçümseniyor.
Yüce Allah, “Eğer siz Allah’ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam tutar” buyurur (Muhammed, 47/7). Kutuz’un dersi şudur: Hiçbir karanlık kalıcı değildir; şart olan, rakipleri tek sancak altında toplayabilen bir irade ve “Vâ İslâmâh” diyebilen bir yürektir.
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Kutuz”, “Aynicâlût Savaşı” ve “Hülâgû” maddeleri; Makrîzî, es-Sülûk li-ma’rifeti düveli’l-mülûk. Görsel: Bağdat’ın Hülâgû tarafından alınışı, Câmiu’t-Tevârîh nüshasından minyatür, 1596, Cincinnati Sanat Müzesi (Wikimedia Commons, CC BY 3.0).




Yorum yaz