Başörtüsünü savunmanın bedeli bu mu? Oktay Saral görevden alındı!

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın Azerbaycan’daki başörtüsü uygulamalarına tepki göstermesinin ardından görevinden ayrıldığının iddia edilmesi, iktidarın dini hassasiyetleri ve siyasi öncelikleri üzerine ciddi bir tartışmayı beraberinde getirdi
Gazeteci Talat Atilla’nın aktardığına göre Saral, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla görevinden ayrıldığını doğruladı. Azerbaycan açıklamalarının bu kararda etkili olup olmadığı sorusuna ise “Evet, öyle görünüyor” yanıtını verdi. Saral’ın bu sözleri, görevden ayrılışının gerekçesine ilişkin tartışmaları daha da alevlendirdi.
Oktay Saral, 13 Ekim’de Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının engellenmesi üzerine yaptığı açıklamada, “Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının engellenmesi kabul edilemez!” ifadelerini kullanmıştı. Saral, inancı gereği başını örten bir öğrencinin okul kapısında bırakılmasının hangi vicdana ve adalete sığacağını sorgulamış, başörtüsünün bir engel değil inancın gereği olduğunu vurgulamıştı.
Hükümetin diğer organları ise şaşırtıcı bir biçimde bu yasağa sessiz kaldı. Hatta baskılara karşı sesini çıkaranlar “provokasyon yapmak” ile suçlandı. Halk hükümetten bir tepki beklerken tam tersi başörtüsü yasağına karşı gelinmedi ve bu sebeple görevden almalar başladı.
Burada daha da önemli bir çelişki var. Türkiye’de yıllarca başörtüsü yasağına karşı AK Parti öncülüğünde verilen mücadele, inanç özgürlüğünün siyasi hesaplara kurban edilmemesi gerektiği düşüncesi üzerine kuruluydu. Şimdi ise halk, “Azerbaycan kardeşliği adına bu 28 Şubat benzeri yasaklara göz mü yumuluyor?” sorusunu soruyor.
Üstelik Middle East Eye, Azerbaycan yönetiminin Saral’ın görevden alınmasını Ankara’dan talep ettiğini öne sürmüştü. Bu iddia ile Saral’ın görevinden ayrıldığına ilişkin açıklaması arasındaki bağlantı dikkat çekse de, Bakü’nün talebinin kararın doğrudan nedeni olduğu bağımsız biçimde kesinleşmiş değil.
İslami değerlere yönelik sözler karşısında en sert ifadeler kullanılırken, başörtülü öğrencilerin eğitim hakkını savunan bir açıklamanın ardından görevden ayrılma tablosunun ortaya çıkması, iktidarın önceliklerine ilişkin ciddi bir tutarsızlık görüntüsü oluşturuyor. Eğer dini hassasiyetler yalnızca iç siyasette sahipleniliyor, uluslararası ilişkiler söz konusu olduğunda ise kolayca geri plana itilebiliyorsa, bu yaklaşımın adı ilkesel duruş değil, siyasi şartlara göre değişen bir tutumdur.
Oktay Saral’ın görevden ayrılmasına ilişkin resmi açıklamanın ve kararın hukuki-idari gerekçesinin netleşmesi beklenirken, kamuoyunun yanıt aradığı temel soru şimdiden ortada: İnanç özgürlüğü gerçekten vazgeçilmez bir ilke mi, yoksa siyasi dengeler elverdiği sürece savunulan bir söylem mi?
Kaynak: Mira Haber, MEE




Yorum yaz