993415397

Mazlum Abdi demokrasi kürsüsünde! “SDG’nin görevi bitti…”

Suriye’nin kuzeydoğusunda yıllardır silahlı ve sözde idari bir yapı olarak varlığını sürdüren terör örgütü SDG için yeni dönem resmen ilan edildi

SDG elebaşı Mazlum Abdi, Şam’da düzenlediği açıklamada örgütün bağımsız bir askeri güç olarak görevini tamamladığını ve Suriye devlet kurumlarına entegrasyon sürecinin sona erdiğini duyurdu. Bununla birlikte gözler şimdi SDG’nin kontrolündeki kamplarda, özellikle de Roj Kampı’nda tutulmaya devam eden kadın ve çocukların akıbetine çevrildi.

Abdi, Ahmed eş-Şara ile görüşmesinin ardından yaptığı konuşmada, SDG’nin yıllardır süren silahlı faaliyetlerine atıfta bulunarak yeni bir dönemin başladığını savundu. SDG’nin IŞİD’e ve eski Baas yönetimine karşı savaştığını öne süren terörist Abdi, örgütün savaş sürecindeki kayıplarını da hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’nın başdanışmanı olarak ilan ettiği Abdi, çıktığı kürsüde şu konuşmayı yaptı:

“Sayın Başkan, Suriye halkı, milletimizin evlatları, silah arkadaşlarımız, ve dürüst şehitlerimizin aileleri,

Bugün, Suriye tarihinin önemli bir bölümünü kapatıp, barış, istikrar ve ulus inşası dönemine başlarken, tarihi bir anda karşınızdayız.

Kuruluşundan bu yana, Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Suriye tarihinin en zorlu dönemlerinden birinde ağır bir sorumluluk üstlendi. Birçok Suriye şehrini ve kasabasını önce Baas rejiminden, daha sonra da IŞİD terörizminden kurtardılar.

Bu savaşlar sırasında binlerce şehit verdik. Savaşçılarımız, hem erkekler hem de kadınlar, Suriye çocukları için güvenli bir gelecek uğruna en değerli varlıklarını, canlarını verdiler.

Bugün, koşullar değişti ve ülke yeni bir aşamaya, barış ve yeni bir Suriye inşasına katılım aşamasına girdi. Başkan Şaraa ile varılan anlaşma ve güçlerimizin Suriye Ordusu tugaylarına entegrasyonunun tamamlanmasının ardından, bugün SDG’nin misyonunun sona erdiğini ve bağımsız bir askeri güç olarak feshedildiğini tam sorumlulukla ilan ediyoruz.

Şehitlerimizin hatırasını taşıyacağız ve fedakarlıklarını kalplerimizde yaşatacağız; çünkü onlar savaş için değil, Suriyelilerin artık savaşmak zorunda kalmayacağı bir günün gelmesi için savaştılar. Bu günün, savaş alanlarından yeniden yapılanma alanlarına, silah çağından barış çağına ve Suriye’yi savunma aşamasından Suriye’yi inşa etme aşamasına gerçek bir geçişin başlangıcı olmasını istiyoruz.

Kürt dilinde eğitim hakkı, Kürt halkımızın onlarca yıldır aradığı en önemli haklardan biridir ve Başkan bu hakkı koruma konusundaki kararlılığını birçok kez dile getirmiştir.

Ayrıca Başkandan anadilinde eğitim hakkı ve mevcut kararın gelecekteki gelişimi konusunda açık bir tutum sergilemesini talep ettik.

Bu kararı bu yıl içinde uygulamaya koymak için çalışacağız, böylece yakın gelecekte bunun üzerine inşa edebileceğiz.”

Şam yönetimi de Suriye’de devlet dışında bağımsız bir silahlı yapı kalmayacağı mesajını verdi. SDG’nin askeri yapılanması Suriye devletinin güvenlik ve askeri kurumları içerisinde eritilecek.

Fakat bu açıklamanın ardından çok daha zor bir soru ortaya çıkıyor: SDG’nin adı ve bağımsız askeri yapısı ortadan kalkarken, yıllardır onun kontrolündeki kamplarda yaşayan insanların hayatı gerçekten değişecek mi?

Bu sorunun cevabı, Roj Kampı’ndan gelen sözlerde şimdilik pek iç açıcı görünmüyor. Kampta tutulan kadınlardan birinin aktardığına göre, Şam’dan gelen “entegrasyon” ve “fesih” açıklamalarına rağmen kampın içindeki hayat değişmiş değil. Kadınlar, yaşadıkları ağır şartların devam ettiğini ve geceleri uyumak yerine nöbet tutarak kendilerini ve çocuklarını korumaya çalıştıklarını söylüyor.

Kadının aktardığı ifadelerde şunlar yer aldı:

“Birkaç gün sonra iki ay olacak; geceleri uyumuyoruz. Sırayla nöbet tutuyoruz. Çünkü Kürt ateistlerin SDG’sinin yeniden bize ve çocuklarımıza zulmetmeye başlamasından korkuyoruz.”

Esir kampları ne olacak?

Bu sözler, Şam’daki diplomatik salonlarda ilan edilen “yeni dönem” ile Roj Kampı’nın içerisindeki gerçeklik arasındaki büyük uçurumu gündeme getiriyor.

Bir tarafta Mazlum Abdi, silah döneminin sona erdiğini ve SDG’nin bağımsız askeri güç olmaktan çıktığını ilan ediyor. Diğer tarafta ise Roj Kampı’nda yaşayan kadınlar, hayatlarında henüz hiçbir şeyin değişmediğini, ağır şartların sürdüğünü ve geleceğe güvenle bakamadıklarını söylüyor.

İşte asıl soru da burada başlıyor. Eğer SDG gerçekten bağımsız askeri güç olarak sona erdiyse, Roj Kampı’nın kontrolü kime geçecek? Kamptaki kadın ve çocukların güvenliğini bundan sonra kim sağlayacak? Yıllardır süren kötü yaşam koşulları sona erecek mi?

Kaynak: Mira Haber

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir