ABD tarihinin en büyük eylemlerinden biri olan 11 Eylül saldırılarının üzerinden yaklaşık 25 yıl geçmesine rağmen davada henüz nihai bir hüküm çıkmadı
ABD’nin 11 Eylül saldırılarından sorumlu tuttuğu dört sanık Halid Şeyh Muhammed, Velid bin Attaş, Ali Abdülaziz Ali ve Mustafa Ahmed el-Hawsavi; komplo, cinayet, uçak kaçırma, sivillere saldırı ve terörizm gibi ağır suçlamalarla karşı karşıya bulunuyor.
Saldırıların planlayıcısı olmakla suçlanan Halid Şeyh Muhammed ile üç sanığın yargılanmasına 5 Haziran 2028’de başlanması planlanıyor.
2003’te yakalandı, 2006’da Guantanamo’ya getirildi
Davada baş sanık konumundaki Halid Şeyh Muhammed, 1 Mart 2003’te Pakistan’da yakalandı, fakat doğrudan Guantanamo’ya gönderilmedi. ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı’nın (CIA) gizli gözaltı sistemine nakledildi ve yıllarca kamuoyundan gizlenen tesislerde tutuldu.
Muhammed ve diğer bazı sanıklar, 2006’da Guantanamo Körfezi’ndeki ABD hapishanesine nakledildi. Davanın bugün hâlâ çözülememesinin en büyük nedenlerinden biri de tam olarak bu gizli gözaltı döneminde yaşananlar oldu.
İşkence altında alınan ifadeler
Halid Şeyh Muhammed’in CIA tarafından sorgulanması sırasında “waterboarding”, yani mahkûmun sırtüstü sabitlenerek yüzünün bezle kapatılması ve solunum yollarına su dökülmek suretiyle boğuluyormuş hissine maruz bırakıldığı yöntem de dahil olmak üzere ağır sorgulama tekniklerinin kullanıldığı ortaya çıktı. ABD makamlarının kamuoyuna açılan belgelerinde Muhammed’e bu yöntemin defalarca uygulandığı kaydedildi.
Savunma tarafı, sanıkların CIA’nın gizli hapishanelerinde gördüğü muamele nedeniyle alınan ifadelerin güvenilir olmadığını savunuyor. Savcılık ise delillerin hangi koşullarda kullanılabileceğine ilişkin farklı hukuki argümanlar ileri sürüyor.
Sonuç olarak 11 Eylül davası, saldırılardan yıllar sonra bile esas yargılama aşamasına geçemedi.
2024’te ölüm cezasını kaldırabilecek anlaşma yapıldı
Dosyada 2024 yılında önemli bir gelişme yaşandı. Halid Şeyh Muhammed, Velid bin Attaş ve Mustafa Ahmed el-Hawsavi’nin suçlarını kabul etmeleri karşılığında ölüm cezasıyla karşılaşmamalarını ve müebbet hapis cezası almalarını öngören bir anlaşmaya varıldı.
Fakat anlaşmanın ömrü uzun sürmedi. Dönemin ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, askeri komisyon başkanının anlaşmayı yapma yetkisini geri aldı ve anlaşmayı iptal etti. Böylece sanıkların ölüm cezasından kurtulmasının önünü açabilecek anlaşma bozuldu.
Washington’daki bu karar, 11 Eylül kurbanlarının bazı aileleri ve Cumhuriyetçi siyasetçiler tarafından desteklenirken, savunma tarafı ise anlaşmanın geçerli olduğunu savundu.
ABD’deki mahkeme süreci daha sonra temyiz aşamasına taşındı. Washington D.C. Temyiz Mahkemesi 2025’te Austin’in anlaşmayı iptal etme yetkisine sahip olduğuna hükmetti.
Böylece ölüm cezası ihtimali yeniden masaya döndü.
Dosyanın bitmesi garanti değil
Askeri yargıç Michael Schrama, davanın esas duruşmasının 5 Haziran 2028’de başlamasını kararlaştırdı. Savcılık daha erken bir tarih olarak Ocak 2027’yi istemişti. Ancak mahkeme, hâlâ çözülmesi gereken hukuki ve delile ilişkin meseleler bulunduğu gerekçesiyle daha ileri bir tarih belirledi.
Bu nedenle 5 Haziran 2028, davanın kesin olarak sonuçlanacağı tarih değil; yargılamanın başlaması için belirlenen tarih.
Üstelik davanın geçmişi göz önüne alındığında bu tarihin de değişmeyeceğinin garantisi bulunmuyor. Nitekim davanın daha önce belirlenen yargılama tarihleri hukuki itirazlar ve delil tartışmaları nedeniyle defalarca ertelendi.
Beşinci sanık Ramzi bin el-Şibh ise yargılanabilecek zihinsel durumda olmadığı gerekçesiyle davadan ayrıldı. Bu nedenle 2028’de dört sanığın yargılanması bekleniyor.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.
