Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yavuz Köktaş’ın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım, kamuoyunda tartışma konusu oldu.
Köktaş, Rize sokaklarında gördüğü manzaradan hareketle Türkiye’nin toplumsal ve dinî kimliğine ilişkin sert ifadeler kullandı. Geçmişte Türkiye’yi “İslam devleti olmasa da İslam ülkesi” olarak değerlendirdiğini belirten Köktaş, bugün bu kanaatinin değiştiğini ifade ederek, “buranın İslam ülkesi değil, gavur ülkesi olduğu kanaati bende perçinleşiyor” dedi. Köktaş, paylaşımında ayrıca “Minarelerden ezan okunması işi değiştirmiyor” ifadelerine yer verdi.
Paylaşımın sosyal medyada gündem olmasının ardından Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Prof. Dr. Yavuz Köktaş hakkında soruşturma başlatıldığını duyurdu.
Üniversite yönetimi yaptığı açıklamada, “her türlü ayrıştırıcı ve ötekileştirici söylemin karşısında” olduklarını belirtti.
Köktaş’ın kullandığı ifadelerin sertliği ve toplumun geniş kesimlerini rahatsız edebilecek nitelikte olup olmadığı elbette tartışılabilir. Ancak kişisel bir sosyal medya paylaşımının doğrudan idari soruşturmaya konu edilmesi de beraberinde farklı bir tartışmayı getirdi.
Özellikle üniversitelerin farklı görüşlerin, sert eleştirilerin ve toplumsal meselelerin özgürce tartışılabildiği kurumlar olması gerektiği düşünüldüğünde, bu tür durumlarda eleştirinin sınırı ile ifade özgürlüğünün sınırı arasındaki dengenin nasıl kurulacağı önem taşıyor.
Köktaş’ın sözlerine katılmamak, ifadelerini ağır veya yanlış bulmak mümkün. Buna karşılık akademisyenlerin kişisel görüşlerinin hangi noktada disiplin sürecinin konusu hâline geleceği de dikkatle değerlendirilmesi gereken bir mesele.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.
