İran, derinleşen ekonomik kriz nedeniyle patlak veren ülke çapındaki protestoların gölgesinde neredeyse tamamen dijital karanlığa gömüldü
İnternet erişiminin büyük ölçüde kesilmesi, yönetim üzerindeki baskıyı daha da artırırken, güvenlik güçlerinin protestoculara yönelik sert müdahalesi can kayıplarını beraberinde getirdi.
Bağlantı kesintisinin resmi gerekçesi açıklanmazken, internet özgürlüğünü izleyen NetBlocks ağı, ilk kopmaların gün içinde Kirmanşah’ta başladığını duyurdu. İran yönetiminin geçmişte de kitlesel protestolar sırasında iletişim kanallarını devre dışı bıraktığı biliniyor.
Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütü’ne göre, Aralık ayı sonunda başlayan gösterilerden bu yana en az 45 kişi güvenlik güçlerinin müdahalesi sonucu yaşamını yitirdi. Hayatını kaybedenler arasında sekiz çocuğun bulunması da dikkat çekti.
Aynı kaynak, yüzlerce kişinin yaralandığını ve iki bini aşkın protestocunun gözaltına alındığını bildirdi.
Esnaftan ekonomik protesto
Perşembe günü yedi Kürt siyasi yapının çağrısıyla başta Kürt bölgeleri olmak üzere İran’ın pek çok kentinde esnaf kepenk kapattı. Protesto dalgası, hareketin 12’nci gününde ülkenin 31 eyaletinin tamamına yayılmış durumda. Gösterilerde herhangi bir geri çekilme emaresi görülmüyor.
Güneydeki Fars eyaletinde ise sembolik bir olay yaşandı. Göstericiler, Devrim Muhafızları Kudüs Gücü’nün eski komutanı Kasım Süleymani’ye ait heykeli yerle bir etti. Süleymani, rejim yanlıları için “efsanevi” bir figür olarak görülüyordu.
En kanlı gün: Çarşamba
İnsan hakları örgütlerine göre Çarşamba günü, protestoların en kanlı günü oldu; yalnızca bir günde 13 kişinin öldüğü doğrulandı. Örgütün yöneticisi Mahmud Emirî Mukaddem, baskının her geçen gün daha yaygın ve daha acımasız hâle geldiğini söyledi.
İran içindeki resmi açıklamalar ve devlet medyası ise güvenlik güçleri dahil olmak üzere en az 21 kişinin hayatını kaybettiğini kabul ediyor. Bu veriler AFP tarafından derlendi.
Son üç yılın en geniş çaplı protesto hareketi olarak değerlendirilen bu dalga, 2022’de Mahsa Amini’nin ölümünün ardından patlak veren “Kadın, Yaşam, Özgürlük” gösterilerinin ölçeğine henüz ulaşmasa da, siyasi ve askeri elitleri ciddi biçimde tedirgin etmiş durumda.
Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, perşembe günü yayımladığı açıklamada güvenlik güçlerine “itidal” çağrısı yaptı. Şiddet ve zor kullanımından kaçınılması gerektiğini belirten Pezeşkiyan, halkın taleplerinin dinlenmesi ve diyalog yollarının açık tutulması gerektiğini vurguladı.
Yıllardır süren ekonomik buhran
Gösterilerin fitilini ateşleyen temel unsur ise hızla değer kaybeden ulusal para birimi ve kronikleşen ekonomik daralma oldu. Hükümetin ithalatçılar için uygulanan sübvansiyonlu döviz kurunu kaldırması, özellikle gıda fiyatlarında ani sıçramaya yol açtı. Para birimi ise değer kaybetmeye devam ediyor.
İran’da hayat pahalılığı artık günlük yaşamı sürdürülemez hâle getirmiş durumda. Son bir yılda gıda fiyatları yüzde 70’ten fazla artarken, ilaç fiyatları yaklaşık yüzde 50 yükseldi.
Yönetim, ekonomik çıkmazın büyük ölçüde kendi kontrolü dışında olduğunu savunuyor. Yolsuzluk ve fahiş fiyatlarla mücadele sözü verilse de, asıl sorumluluğun Batı’nın nükleer program gerekçesiyle uyguladığı ağır yaptırımlarda olduğu ileri sürülüyor.
Mevcut protestolar, belirgin bir liderlikten yoksun ve dağınık bir yapı sergiliyor. Bu yönüyle, Mahsa Amini’nin adı etrafında şekillenen 2022 hareketinden ayrışıyor.
Pehlevi’nin geri dönme çabaları
Sürgündeki eski veliaht Rıza Pehlevi ise bu boşluğu doldurmaya çalışıyor. Perşembe ve cuma akşamları saat 20.00’de halkı pencerelerden slogan atmaya çağıran Pehlevi, tepkilere göre yeni adımlar açıklayacağını duyurdu.
Pehlevi’nin toplumdaki karşılığının ne düzeyde olduğu belirsizliğini korurken, son günlerde yayılan görüntülerde bazı grupların kendisi lehine sloganlar attığı görülüyor. Buna karşılık, güvenlik güçlerine yakın sosyal medya hesapları, istihbarat birimlerinin ev ev dolaşarak insanları bu çağrılara katılmamaları konusunda uyardığını öne sürdü. Bazı kaynaklar, katılımcıların dronlarla tespit edileceğini iddia ediyor.
Her ne kadar güvenlik güçleri sert müdahalelerde bulunsa da, baskının 2022’deki kadar yoğun olmadığı ifade ediliyor. Uzmanlar, İran devletinin son dönemde yaşanan bölgesel gerilimler ve İsrail’le girilen savaş nedeniyle kendini eskisine kıyasla daha kırılgan hissettiğini belirtiyor.
ABD: “Müdahale ederiz”
Öte yandan Washington’dan gelen açıklamalar da tansiyonu yükseltti. ABD Başkanı Donald Trump, protestocuların öldürülmesi hâlinde müdahalede bulunabileceklerini söyledi. ABD Dışişleri Bakanlığı ise sosyal medya üzerinden protestoculara destek veren paylaşımlar yaptı.
Trump’ın çıkışları Tahran’da sert tepkiyle karşılandı. İran Genelkurmay Başkanı, ülkeyi tehdit eden devletlere karşı “önleyici saldırılar” düzenlenebileceğini dile getirdi.
Yetkililer, protestocuları giderek daha fazla “şiddet yanlısı” ve “yabancı destekli” olarak nitelendiriyor. Devlete yakın medya, Tahran yakınlarında bir polis albayının bıçaklandığını, Çenaran’da bir polis merkezine düzenlenen saldırıda beş kişinin öldüğünü iddia etti.
İran’da sokaklardaki öfke dinmezken, yönetim hem içeride hem dışarıda aynı anda büyüyen bir baskıyla karşı karşıya.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.