Husiler, işgalci Çin rejimi ile masaya oturarak abluka altındaki Kızıldeniz’den tanker geçirmelerine izin verdi
Yemen’deki Şii Husiler ile işgalci Çin arasında gerçekleştirilen temasların ardından, Suudi Arabistan’dan Çin’e petrol taşıyan tankerler için Babülmendep Boğazı’nda özel geçiş düzenlemesi yapıldığı ortaya çıktı. Buna karşılık Çin dışındaki ülkelere petrol taşıyan Suudi tankerleri ise Husilerin deniz ablukasının hedefi olmaya devam ediyor.
Uluslararası haber ajansı Reuters‘ın diplomatik ve denizcilik kaynaklarına dayandırdığı bilgilere göre Pekin yönetimi, enerji arzını güvence altına almak amacıyla Husilerle doğrudan görüşmelere başladı. Görüşmeler sonucunda, yalnızca Çin’e petrol taşıyan Suudi tankerlerinin güvenli şekilde Kızıldeniz’den geçebilmesi için özel izin mekanizması oluşturuldu.
Kaynaklara göre bu izinler genel bir muafiyet şeklinde değil, her tanker için ayrı ayrı veriliyor. Çin’in yürüttüğü temaslar hakkında İran‘ın da bilgilendirildiği belirtiliyor.
İlk tankerler sorunsuz geçti
Anlaşmanın ardından en az dört Suudi petrol tankerinin Çin’e ulaşmak üzere Babülmendep Boğazı’ndan herhangi bir saldırıya uğramadan geçtiği bildirildi. Böylece Husilerin deniz ablukası içinde ilk kez belirli bir ülkeye yönelik fiilî istisna uygulanmış oldu.
Bu gelişme, Husilerin abluka politikasında hedef odaklı bir yaklaşım benimsediğini ortaya koyarken, enerji güvenliği konusunda Çin’in bölgedeki diplomatik etkisini de gözler önüne serdi.
Çin’e gitmeyen tankerler hedef olmaya devam ediyor
Öte yandan Çin’e yönelmeyen Suudi tankerleri için aynı durum geçerli değil. Zira Husiler, 22 Temmuz’da Encelia ve Layla isimli iki Suudi petrol tankerini füze ve insansız hava araçlarıyla hedef aldıklarını açıklamıştı.
29 Temmuz’da ise NCC Ghazal isimli başka bir Suudi petrol tankerine balistik füzelerle saldırı düzenlediklerini ve gerekçe olarak deniz ablukasının ihlal edildiğini duyurmuştu.
Bu gelişmeler, Çin’e yönelik petrol sevkiyatlarına izin verilirken diğer rotalarda seyreden Suudi tankerlerinin saldırı riskiyle karşı karşıya kalmaya devam ettiğini gösteriyor.
Pekin’in önceliği enerji güvenliği
Dünyanın en büyük petrol ithalatçılarından biri olan Çin, enerji ihtiyacının önemli bölümünü Suudi Arabistan’dan karşılıyor. Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’de yaşanan krizlerin petrol tedarik zincirini tehdit etmesi üzerine Pekin yönetiminin, askeri yöntemler yerine doğrudan diplomatik temas yolunu tercih ettiği değerlendiriliyor.
Uzmanlara göre Çin’in attığı bu adım yalnızca petrol sevkiyatını güvence altına almakla sınırlı değil. Aynı zamanda Pekin’in Orta Doğu’daki nüfuzunu artırmaya yönelik stratejisinin de yeni bir göstergesi olarak görülüyor.
Küresel piyasalar alarmda
Kızıldeniz’de devam eden saldırılar ve deniz trafiğindeki belirsizlik, küresel enerji piyasalarını da yakından etkiliyor. Çok sayıda tanker güvenlik gerekçesiyle rotasını Afrika’nın güneyindeki Ümit Burnu’na çevirmek zorunda kalırken, bu durum sevkiyat sürelerini haftalarca uzatıyor ve navlun maliyetlerini ciddi ölçüde artırıyor.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.
