2026 08 07T111511Z 1629884279 RC2NTMA04DK1 RTRMADP 3 SAUDI DEFENCE AGREEMENT

“İslami NATO” iddiasını Pakistan çürüttü: “İslam ittifakı değiliz”

Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında Mekke’de imzalanan ortak savunma anlaşmasıyla ilgili tartışmalar sürerken, Pakistan’dan dikkat çeken bir açıklama geldi

Pakistan Genelkurmay Sözcüsü Korgeneral Ahmed Şerif Çaudhri, anlaşmanın “Müslüman ülkeler için kurulmuş bir ittifak” olmadığını belirterek, yapının herhangi bir ülkeye karşı oluşturulmadığını ve temel amacının kolektif caydırıcılık olduğunu söyledi.

Çaudhri, Al Arabiya English‘e verdiği röportajda Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın “saldırgan” veya “bölgesel hedefleri” bulunan bir yapı olmadığını söyledi. Pakistanlı general, anlaşmanın tamamen savunma amaçlı olduğunu belirterek, “Saldırgan bir unsur yok. Bölgesel bir hedef yok. Bu kolektif caydırıcılıktır” ifadelerini kullandı.

“Müslüman ülkeler kulübü değil”

Açıklamanın en dikkat çekici bölümü ise anlaşmanın “İslami NATO” şeklinde nitelendirilmesine ilişkin oldu. Çaudhri, anlaşmanın yalnızca Müslüman ülkeleri bir araya getirmek amacıyla hazırlanmadığını açıkça belirterek, “Bu anlaşmada bunun bir Müslüman ittifakı olduğunu söyleyen hiçbir şey yok” dedi.

Pakistanlı komutan, “Bu sadece Müslüman ülkeler için oluşturulmuş bir kulüp değil” ifadelerini kullanırken, ittifakın ileride başka ülkeleri de kapsayabileceğini söyledi. Ancak yeni ülkelerin dahil edilip edilmeyeceğine ve bunun ne zaman gerçekleşeceğine Pakistan, Türkiye ve Suudi Arabistan’ın siyasi ve askeri liderliklerinin karar vereceğini belirtti.

Böylece Pakistan’ın resmi askeri makamı, anlaşmanın dini kimlik temelinde oluşturulmuş daha geniş bir “İslam ittifakı” olduğu yönündeki yorumlara mesafe koymuş oldu.

Peki anlaşma ne getiriyor?

7 Ağustos’ta Mekke’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından imzalanan anlaşmanın en önemli maddesi, üç ülkeden birine yönelik silahlı saldırının üçüne birden yapılmış saldırı olarak kabul edilmesi.

Anlaşma aynı zamanda savunma iş birliğinin çeşitli alanlarda geliştirilmesini ve ortak caydırıcılığın güçlendirilmesini öngörüyor.

Bu yönüyle anlaşma, NATO’nun kolektif savunma mantığına benzetilmesine yol açmıştı. Ancak Pakistan yönetimi anlaşmanın herhangi bir ülkeye karşı kurulmuş bir askeri blok olmadığının altını çizdi.

Gündemdeki “İslami NATO” tartışmalarının başlamasının nedenlerinden biri de anlaşmanın saldırıya uğrayan tarafın diğer iki ülke tarafından ortak savunulmasını öngörmesi oldu. Nitekim Pakistan’ın resmi açıklamasında da anlaşmanın “kolektif caydırıcılığı” güçlendirmeyi amaçladığı ve bir üyeye yönelik saldırının tüm üyelere yapılmış sayılacağı belirtilmişti.

“Bir üyeye saldırılırsa ne olacak?”

Anlaşmanın en kritik noktalarından biri olmasına rağmen, üç ülkenin böyle bir saldırı durumunda hangi askeri adımları atacağı henüz kamuoyuna açıklanmış değil.

Çaudhri, bir üyeye saldırı gerçekleşmesi halinde verilecek karşılığın ayrıntılarının operasyonel ve güvenlik kapsamında olduğunu belirterek, nasıl bir askeri müdahale yapılacağının üç ülkenin liderlikleri tarafından belirleneceğini söyledi. Yani anlaşma ortak savunma ilkesini ortaya koyuyor ancak bunun sahada nasıl uygulanacağı konusunda ayrıntılı bir mekanizma kamuoyuna açıklanmış değil.

Bu belirsizlik, özellikle Suudi Arabistan’ın son dönemde Yemen’deki Husilerin saldırılarıyla karşı karşıya kalması nedeniyle daha da önem kazandı. Pakistan Dışişleri Bakanlığı da 10 Eylül’de, Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar sonrasında Mekke anlaşması kapsamında herhangi bir askeri karşılık üzerinde görüşme yapılmadığını açıklamıştı.

“İran’la ilişkilerimiz de etkilenmeyecek”

Pakistanlı general ayrıca anlaşmanın İran ile ilişkileri bozacağı yönündeki değerlendirmeleri de reddetti. İslamabad’ın hem Suudi Arabistan’la stratejik ilişkilerini sürdürebileceğini hem de İran ile ilişkilerini devam ettirebileceğini savundu.

Pakistan, ABD ile İran arasındaki gerilimde arabuluculuk rolü üstlenmeye çalışırken, Suudi Arabistan’la imzalanan savunma anlaşmasının bu diplomatik girişimleri engellemediğini belirtiyor. Çaudhri, Pakistan’ın hem ABD hem İran ile ilişkileri sayesinde “objektif bir arabulucu” olabileceğini savundu ve çatışmaların askeri yollarla değil müzakere yoluyla çözülmesi gerektiğini söyledi.

İşgalci Çin’e karşı da değil

Pakistan’ın askeri sözcüsü, Mekke anlaşmasının Çin ile ilişkiler açısından da bir değişiklik anlamına gelmediğini söyledi. Pakistan’ın Türkiye ve Suudi Arabistan’la ilişkilerinin uzun yıllara dayandığını, anlaşmanın bu ilişkileri kurumsallaştırdığını belirten Çaudhri, yeni yapının Çin veya başka ülkelerle rekabet amacı taşımadığını ifade etti.

Anlaşmanın imzalandığı 7 Ağustos’taki resmi açıklamalarda ise Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki bağların “kardeşlik ve İslami dayanışma” temelinde şekillendiği vurgulanmıştı. Ancak anlaşmanın resmi amacı “kolektif caydırıcılık”, bölgesel barış, güvenlik ve istikrar olarak tanımlandı.

Dolayısıyla Mekke’de imzalanan anlaşma, üç ülke arasında NATO’nun 5. maddesini andıran bir ortak savunma taahhüdü getirirken, Pakistan’ın bugün yaptığı açıklama yapının “İslam ülkelerinin askeri ittifakı” olarak tanımlanmasına açıkça mesafe koyuyor. İttifakın ileride başka ülkelere açılabileceği belirtilse de bunun yalnızca Müslüman ülkelerle sınırlandırılmayacağı özellikle vurgulanıyor.

Kaynak: Mira Haber

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir