s 5c77b3dd6802426dd66bedc3e3324b3979251d7c

“%99’u Müslüman” iddiası doğru mu? Türkiye’deki araştırmada rakamlar ortaya çıktı

Türkiye’de toplumun dine ve dini değerlere bakışına ilişkin bir araştırma yeniden gündeme taşındı

Mehmet Ali Kulat’ın sahibi olduğu MAK Danışmanlık tarafından gerçekleştirilen bir araştırmada ortaya çıkan veriler, Türkiye’deki dini inanç ve ibadet hayatına ilişkin dikkat çekici bir tablo ortaya koydu.

12-18 Haziran 2017 tarihleri arasında gerçekleştirilen araştırma, 30 büyükşehir ile 23 il ve 154 ilçede toplam 5 bin 400 kişiyle yüz yüze yapıldı. Çalışmanın hata payının yüzde 1,3 olarak açıklandığı araştırmada katılımcıların yüzde 53,5’i erkek, yüzde 46,5’i kadınlardan oluştu.

Allah inancı yüzde 86’da kaldı

Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri doğrudan Allah inancına ilişkin soruda ortaya çıktı. “Allah’ın varlığına, birliğine, bizi yaratıp yaşattığına inanıyor musunuz?” sorusuna katılımcıların yüzde 86’sı “Evet” yanıtını verdi.

Bunun yanında yüzde 6’lık kesim Allah’ın varlığına ve insanı yarattığına inandığını ancak Allah’ın her şeye müdahale ettiğini düşünmediğini belirtti. MAK bu grubu “literal anlamda deist” olarak değerlendirdi.

Allah’a inanmadığını söyleyenlerin oranı ise yüzde 4 oldu. Yüzde 4’lük kesim ise cevap vermedi veya kararsız olduğunu belirtti.

Meleklere inançta da ciddi kopuş 

“Meleklere inanıyor musunuz? sorusuna yüzde 75 “Evet” dedi. Katılımcıların yüzde 15’i ise “Gözümle görmediğim varlıklara inanmam” yanıtını verdi. Yüzde 10’luk kesim ise cevap vermedi veya kararsız kaldı.

Bu sonuç, araştırmaya katılanların dörtte birinin meleklere ilişkin soruda geleneksel İslami inanç esasına doğrudan olumlu cevap vermediğini gösterdi.

Kur’an’ın vahiy olduğuna inanmayan yüzde 14

Kur’an-ı Kerim ve diğer ilahi kitapların vahiy yoluyla geldiğine inanıp inanmadıkları sorulan katılımcıların yüzde 76’sı “Evet” dedi.

Yüzde 14’lük kesim ise Kur’an ve diğer kitapların vahiy yoluyla geldiğine inanmadığını belirtti. Yüzde 10 ise cevap vermedi veya kararsız kaldı.

Bu sonuç, toplumun önemli bir bölümünün Kur’an’ın vahiy niteliğine ilişkin soruda geleneksel İslami inançla örtüşmeyen bir cevap verdiğini ortaya koydu.

“Peygambere inanmıyorum” diyenler yüzde 9

Peygamberlere yönelik sorular da dikkat çekici sonuçlar verdi.

Katılımcıların yüzde 63’ü peygamberlere inandığını ve Hz. Muhammed’i her konuda kendisine örnek aldığını söyledi. Yüzde 20 ise peygamberlere inandığını ancak Hz. Muhammed’i her konuda kendisine örnek almadığını ifade etti.

Peygamberlere inanmadığını söyleyenlerin oranı yüzde 9 olurken, yüzde 8 cevap vermedi veya kararsız kaldı.

Böylece araştırmanın doğrudan ölçtüğü peygamberlik inancını reddeden kesim yüzde 9 olarak kayıtlara geçti.

Kader inancı da büyük tartışma alanı

Kader konusunda ise toplumdaki görüşlerin önemli ölçüde ayrıştığı görüldü. Katılımcıların yüzde 55’i kader inancını kabul etti. Yüzde 15’i kaderi kabul etmekle birlikte insanın kendi kaderini yaptığını düşündüğünü söyledi.

Bir başka yüzde 15’lik kesim kaderi kabul ettiğini ancak insanın iradesinin bulunmadığını ifade etti.

Kader inancını reddedenlerin oranı yüzde 10 olurken, yüzde 5 cevap vermedi veya kararsız kaldı.

Ahiret ve hesap günü inancı

Ahiret inancına ilişkin soruda katılımcıların yüzde 73’ü yeniden dirilişe ve hesap vermeye inandığını söyledi.

Yüzde 10’luk kesim yeniden dirilişe inanırken hesap vermeye inanmadığını belirtti.

Yüzde 9 ise yeniden dirilişe ve hesap gününe inanmadığını söyledi. Yüzde 8 cevap vermedi veya kararsız kaldı.

Böylece ahiret inancını bütünüyle reddedenlerin oranı yüzde 9 olarak ölçüldü. Ancak yeniden diriliş ve hesap kavramlarından en az birini kabul etmeyen veya bu konuda cevap vermeyenlerin oranı çok daha yüksek bir tablo ortaya koydu.

Namazda tablo daha da kötü

Araştırmanın ibadet hayatına ilişkin sonuçları, inanç sorularından da dikkat çekici bir tablo ortaya koydu.

Katılımcıların yalnızca yüzde 22’si beş vakit namaz kıldığını söyledi.

Yüzde 26’sı ara sıra vakit namazı kıldığını ancak Cuma ve bayram namazlarını kaçırmadığını belirtti. Yüzde 24’lük kesim ise ara sıra Cuma ve bayram namazları ile bazen teravih namazı kıldığını söyledi.

Hiç namaz kılmadığını belirtenlerin oranı yüzde 22 olurken, yüzde 6 cevap vermedi veya kararsız kaldı.

Bu tablo, “Türkiye’nin yüzde 99’u Müslüman” şeklindeki demografik tanım ile düzenli ibadet hayatı arasında ciddi bir fark bulunduğunu gösterdi.

Ramazan orucu

Ramazan orucuna ilişkin sonuçlarda katılımcıların yüzde 45’i Ramazan’ın tamamını tuttuğunu söyledi.

Yüzde 25’i Ramazan’ın bir bölümünde oruç tuttuğunu belirtirken, yüzde 20’si hiç oruç tutmadığını söyledi. Yüzde 10 ise cevap vermedi veya kararsız kaldı.

Dolayısıyla araştırmada “hiç oruç tutmuyorum” diyenlerin doğrudan oranı yüzde 20 oldu. Ancak Ramazan’ın tamamını tutmayanların oranı yüzde 55’e ulaştı.

Kur’an’la temas çok düşük seviyelerde

Araştırmanın Kur’an okuma alışkanlığına ilişkin sonuçları da dikkat çekti.

Katılımcıların yüzde 32’si Arapça Kur’an okuyabildiğini söyledi. Yüzde 54’ü okuyamadığını belirtirken, yüzde 14 cevap vermedi veya kararsız kaldı.

Evde Kur’an bulunup bulunmadığı ve okunma sıklığı sorulduğunda ise yüzde 25’lik kesim evinde Kur’an bulunduğunu ve düzenli okuduğunu söyledi.

Yüzde 32’si evinde Kur’an bulunduğunu ancak fazla okumadığını belirtti. Yüzde 33’lük kesimin evinde ise Kur’an bulunmadığı ifade edildi. Yüzde 10 cevap vermedi veya kararsız kaldı.

Kur’an’ın Türkçe mealini okuma konusunda da tablo dikkat çekiciydi. Katılımcıların yalnızca yüzde 17’si meal okuduğunu söyledi. Yüzde 60 “hiç okumadım” derken, yüzde 23 cevap vermedi veya kararsız kaldı.

Hz. Muhammed’in hayatını okumayanların oranı %65

Hz. Muhammed’in hayatını okuyup okumadıkları sorulan katılımcıların yüzde 23’ü okuduğunu söyledi. Yüzde 65’i hiç okumadığını belirtirken, yüzde 12 cevap vermedi veya kararsız kaldı.

Bu sonuç, kendisini Müslüman olarak tanımlayan geniş bir toplum kesiminin İslam’ın peygamberinin hayatına ilişkin temel biyografik kaynaklarla dahi temasının sınırlı olduğunu gösterdi.

Camiden uzaklık da dikkat çekti

Camiye gitme sıklığında da düzenli ibadet alışkanlığının toplumun tamamına yayılmadığı görüldü.

Katılımcıların yüzde 12’si camiye bayramdan bayrama gittiğini söyledi. Yüzde 32’si Cuma, bayram ve kandillerde camiye gittiğini belirtti. Yüzde 13’lük kesim de ara sıra camiye gittiğini ifade etti.

Hiç camiye gitmediğini söyleyenlerin oranı yüzde 30 olurken, yüzde 13 cevap vermedi veya kararsız kaldı.

Dini bilgiyi internetten ediniyorlar

Araştırmada insanların dini bilgileri nereden edindiği de sorgulandı.

Katılımcıların yüzde 45’i dini konularda bilgi edinmek için internete başvurduğunu söyledi. Yüzde 30’u dini kitapları kaynak olarak gösterdi. Yüzde 20’si ise dini konularda bir başkasına sorduğunu belirtti.

Yüzde 5 cevap vermedi veya kararsız kaldı.

Dini cemaat ve tarikatlara bağlılık düşük

Herhangi bir dini cemaat veya tarikata bağlı olup olmadıkları sorulanların yüzde 15’i “Evet” yanıtını verdi.

Yüzde 60 herhangi bir cemaat veya tarikata bağlı olmadığını söyledi. Yüzde 25 ise cevap vermedi veya kararsız kaldı.

“Selamün aleyküm” kullanmıyorlar

Günlük hayatta kullanılan selamlaşma biçimleri de araştırmaya dahil edildi. Katılımcıların yüzde 41’i “Selamün aleyküm” ifadesini kullandığını söyledi.

Yüzde 24’ü “Merhaba”, “Günaydın” gibi ifadeleri tercih ederken, yüzde 30’u “N’aber” ve benzeri ifadeleri kullandığını belirtti. Yüzde 5 ise cevap vermedi veya kararsız kaldı.

Hilafet benzeri dini liderliğe bakış

Araştırmada doğrudan “Hilafet ister misiniz?” sorusu değil, İslam ülkelerinin Hristiyan dünyasındaki papalık benzeri bir dini liderliğe, yani “halifelik benzeri bir dini liderliğe” ihtiyaç duyup duymadığı soruldu.

Katılımcıların yüzde 54’ü böyle bir dini liderliğe ihtiyaç olduğunu düşündüğünü söyledi.

Yüzde 40 ihtiyaç olmadığını belirtirken, yüzde 6 cevap vermedi veya kararsız kaldı.

Günah işleyenlerin büyük bölümü pişman

“Günah işlediğinizde pişmanlık duyuyor musunuz?” sorusuna yüzde 90 “Evet” yanıtı verdi.

Pişmanlık duymadığını söyleyenlerin oranı yüzde 2 oldu. Yüzde 8 ise cevap vermedi veya kararsız kaldı.

Dolayısıyla araştırmada günah işlediğinde pişmanlık duymadığını açıkça söyleyenlerin oranı yüzde 2 olarak ölçüldü.

Gusül konusunda da dikkat çeken sonuç

Gusül konusunda katılımcıların yüzde 65’i gusülsüz dışarı çıkmadığını söyledi.

Yüzde 17’si zaman zaman gusül aldığını belirtirken, yüzde 13’lük kesim gusül almadığını veya gusül konusunda bilgi sahibi olmadığını ifade etti.

Yüzde 5 ise cevap vermedi veya kararsız kaldı.

Bu sonuç, gusül konusunda bilgi veya uygulama problemi yaşayan belirli bir kesimin bulunduğunu ortaya koydu.

“Cennete gireceğimi bilsem bile ölmek istemem”

Araştırmanın en dikkat çekici sorularından biri ölümle ilgiliydi.

Katılımcılara, cennete kesin olarak gireceklerini bilseler bugün ölmek isteyip istemeyecekleri soruldu.

Yüzde 15 “Evet, ölmek isterim” yanıtını verdi.

Yüzde 65 “Hayır, ölmek istemem” dedi.

Yüzde 20 ise cevap vermedi veya kararsız kaldı.

Bu sonuç, dini inanç ile ölüm ve ahiret algısı arasındaki ilişkinin de toplum içerisinde oldukça farklı biçimlerde yaşandığını gösterdi.

Bütün bu sonuçların ortak noktası ise Türkiye’nin dini kimliği ile dini hayatı arasındaki mesafenin dikkat çekici boyutlarda olması.

Böylece yaklaşık dokuz yıl önce yapılan çalışma, Türkiye’nin “yüzde 99’u Müslüman” şeklindeki geleneksel demografik kabulün ötesinde, toplumun ne kadarının temel dini inançları benimsediği ve bu inançları günlük hayatında ne ölçüde yaşadığı sorularını yeniden gündeme taşıdı.

Zira araştırmada görüldüğüne göre birçok kişi, İslam’ın temel esaslarına inanmıyor. Bu da Türkiye’deki %99’u Müslüman anlayışını ciddi ölçüde sorgulatıyor.

Kaynak: Mira Haber

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir