HPGzoPUW0AEcUZn

Haymana dosyasında karanlık şüphe: Kavi ailesinin avukatına da engel!

Haymana’da NATO zirvesi öncesi düzenlenen operasyon sırasında katledilen Muhammed Kavi ve Nazan Kavi soruşturmasında kritik soru: Avukatlar neden dosyaya ulaşamıyor?

Ankara’nın Haymana ilçesinde 23 Haziran’da IŞİD operasyonu olarak duyurulan baskında Muhammed Kavi ile eşi Nazan Kavi’nin polisin açtığı ateşle hayatını kaybetmesinin üzerinden aylar geçmesine rağmen olayla ilgili soru işaretleri giderilmiş değil. Son olarak soruşturma dosyasına kısıtlılık kararı konduğu ve Kavi ailesinin avukatının dahi dosyadaki evraklara erişemediği ortaya çıktı.

Ailenin avukatı Emrullah Öndeş, vekâletname sunulmasına rağmen soruşturma evraklarının tamamını inceleyemediklerini, ulaşabildikleri sınırlı belgelerde ise ciddi çelişkiler gördüklerini ifade etti. Öndeş, maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için kısıtlılık kararının kaldırılmasını ve soruşturmanın bağımsız biçimde yürütülmesini talep etti.

Resmî anlatım ile ailenin iddiaları çelişiyor

NATO zirvesi öncesi yoğunlaşan operasyonlar kapsamında 23 Haziran gecesi Haymana’nın Sazağası Mahallesi’ndeki operasyon basında, IŞİD bağlantılı olduğu iddia edilen Muhammed Kavi’nin güvenlik güçlerine ateş açması sonrası çatışma çıktığı ve Kavi çiftinin vurulduğu şeklinde servis edildi. 

Ancak ailenin anlatımı ve daha sonra yapılan incelemeler olayın seyri konusunda ciddi soru işaretleri ortaya çıkardı.

Muhammed Kavi’nin babası İzzet Kavi, gece saat 03.00 sıralarında polislerin eve geldiğini, oğlunun içeride uyuduğunu söylemesine rağmen kendisine oğlunu uyandırıp teslim etme fırsatı verilmediğini, ardından yatak odasına çapraz ateş açıldığını ifade etti. Baba, evde kesinlikle silah bulunmadığını ve herhangi bir çatışma yaşanmadığını söyledi. Olay sırasında evde Kavi çiftinin iki küçük çocuğunun da bulunduğunu belirtti. 

Amca Cömert Kavi de evde herhangi bir silah ya da çatışma izi bulunmadığını vurgulayarak, “Bir tane kovan bulunsun, kabul ederiz. Ama yok. Biz devletimize bağlı insanlarız. Suçu varsa yargılansın ama bir insan böyle mi öldürülür?” diye isyan etti. 

Olayın aydınlatılması için mücadele edenlerin başında gelen milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ise şu ifadeleri kullandı:  

Peki Muhammed Kavi ve Nazan Kavi öldürülmesi olayı doğru dürüst soruşturuluyor mu? Hayır. Operasyon sırasında çekilmesi gereken video görüntüleri nerede diye soruyoruz; ‘Efendim o sırada kameralar arızalandı’ deniliyor. Ardından olay yeri tutanağı giriliyor; evdeki şahsın güya polise ateş açtığı iddiasıyla tam 11,5 saat içeride silah arıyorlar. 11,5 saat boyunca ortada silah yok. Bunu da ikinci, üçüncü kez arama yapıp tespit tutanağına yazmışlar. Ertesi gün tekrar gidiyorlar ve ilk gün bulamadıkları silahı, nasıl oluyorsa bazanın altında buluyorlar!

IŞİD bağlantısı iddiasına aileden yalanlama

Aile, Muhammed Kavi’nin IŞİD ile bağlantısı bulunduğu yönündeki anlatımın da gerçeği yansıtmadığını vurguluyor. Operasyon sırasında polis kameralarının kayıt yaptığı ve bu görüntülerin olayın nasıl gerçekleştiğini aydınlatabilecek en önemli deliller arasında olduğu belirtiliyor. Gerek avukatlar, gerekse Gergerlioğlu her fırsatta operasyon görüntülerinin kamuoyuyla paylaşılması çağrısı yapıyor ancak bugüne dek herhangi bir görüntü paylaşılmış değil. 

İki çocuk anne ve babasız kaldı

Operasyonun en ağır sonucu ise Kavi çiftinin iki küçük çocuğunun hem annelerini hem babalarını kaybetmesi oldu.

HAK İnisiyatifi tarafından yapılan incelemede de operasyonun gerçekleştirilme biçimi, silah kullanımının zorunluluğu ve ölçülülüğü, delillerin korunması ve Muhammed Kavi’ye yapılan sağlık müdahalesi konusunda cevaplanması gereken ciddi sorular bulunduğu belirtildi. Kurum, soruşturmadaki kısıtlılık kararının kaldırılmasını ve bağımsız, etkili ve şeffaf bir soruşturma yürütülmesini istedi. 

Konu TBMM Genel Kurulu’nda da gündeme getirildi. Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, resmî açıklamalarla ailenin anlatımları arasındaki çelişkilerin giderilmesini ve olayın bağımsız biçimde soruşturulmasını talep etti. 

Asıl soru: Gerçeğin ortaya çıkması neden zorlaştırılıyor?

Soruşturmanın gizli yürütülmesi ile dosyanın avukatlardan tamamen saklanması aynı şey değil. CMK’nın 153. maddesi, soruşturma evresinde müdafiin dosyayı inceleme hakkını düzenliyor; bu hakkın kısıtlanabilmesi ise belirli suçlar bakımından hâkim kararına bağlanıyor. Ayrıca bazı adli işlem tutanakları ve bilirkişi raporları kısıtlama kapsamında tutulamıyor.

Dolayısıyla burada cevap bekleyen temel mesele, kısıtlılık kararının hangi gerekçeyle verildiği, hangi belgeleri kapsadığı ve neden hâlâ devam ettiği sorularıdır.

Ortada hayatını kaybetmiş bir karı koca, anne ve babasının vurulmasına şahit olmuş iki küçük çocuk ve resmî anlatımla çelişen çok sayıda iddia bulunuyor.

Polis operasyonunun hukuka uygun olup olmadığı ancak balistik incelemeler, otopsi ve adli tıp raporları, olay yeri bulguları, polis kamera kayıtları, telsiz ve operasyon kayıtları ile tanık ifadeleri birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkabilir.

Eğer ortada bir suç yoksa, soruşturmanın şeffaf biçimde yürütülmesinden neden çekinilsin? Eğer hukuka aykırı bir güç kullanımı yoksa, bunun üzerinin örtülmesine neden izin verilsin?

Kamu adına yürütülen bir soruşturmada mağdur ailenin avukatının dahi dosyanın önemli bölümüne erişemediği bir tablo, kamuoyundaki şüpheleri daha da artırmaktadır. Kavi ailesinin talebi açıktır: Kısıtlılık kararının gerekçesi açıklansın, deliller korunsun, soruşturma bağımsız ve etkili biçimde yürütülsün ve Muhammed ile Nazan Kavi’nin nasıl öldüğü bütün yönleriyle ortaya çıkarılsın.

Kaynak: Mira Haber 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir