Çin’in asimilasyon çarkı evlerde: Zorla evlendirilen Uygur kadına aşağılayıcı muamele!

Pekin yönetimi, Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerine yönelik asimilasyon politikasını mahrem alanlara kadar taşıdı. Toplama kamplarının çitleri ardında yıllardır yürütülen kimlik silme operasyonu, artık evlilik adı altında kurulan zorlama ve tehdit mekanizmalarıyla sokaklara ve ekranlara yansıyor. Çinli erkeklerle zorla evlendirilen Uygur kadınların yaşadığı trajedi, kampların dışındaki hayatın da kapalı birer cezaevinden farkı olmadığını gözler önüne seriyor.

Sosyal medyada paylaşılan ve bir Uygur kadının zorla evlendirildiği Çinli bir erkek tarafından çekilen skandal video, bu sistematik zulmün en net kanıtlarından biri olarak kayda geçti. Görüntülerdeki Uygur kadının yapacağı en ufak bir hata veya sergileyeceği “yanlış” bir mimik, ailesinin doğrudan toplama kampına gönderilmesi için bir tehdit oluşturuyor. Bu korku iklimi altında yaşayan kadının yaşadığı çaresizlik, ekranlara alaycı bir dille yansıtılıyor.

Kadını aşağılayan tavırlarıyla bilinen Çinli erkeğin yayında sarf ettiği, “Bugün aşkımı göstermeyeceğim, size karımın henüz kaçmadığını göstermek için zaten bir video yayınladım” şeklindeki ifadeler, durumun vahametini ve kadının bir insan olarak değil, devlet politikasının bir “ganimeti” veya “asimilasyon başarısı” olarak görüldüğünü açıkça ortaya koyuyor. Bu yaklaşım, münferit bir olay olmaktan ziyade, Uygur kimliğini kökünden kazımayı hedefleyen devlet destekli bir stratejinin parçası olarak değerlendiriliyor.

Uluslararası insan hakları örgütlerinin raporlarına göre Çin, bölgedeki erkeklerin toplama kamplarına kapatılmasının ardından boş kalan evlere ve ailelere Çinli erkekleri yerleştirerek veya zorunlu evlilikler teşvik ederek demografik yapıyı bilinçli olarak değiştiriyor. Uygur kadınları kendi topraklarında, kendi kültürlerinden koparılarak kimliksizleştirilmeye ve asimilasyona mahkûm ediliyor.

Tüm bu insanlık dışı uygulamalara, zorla evlendirmelere ve kamplardaki sistematik işkencelere rağmen uluslararası kamuoyunun ve dünya devletlerinin sessizliği ise zulmün en büyük destekçisi konumunda bulunuyor. Ekonomik çıkarlar ve jeopolitik hesaplar uğruna Doğu Türkistan’daki çığlıklara kulağını tıkayan küresel güçler, bu asimilasyon suçunun ortak tarihi sorumluluğunu taşıyor. Kamplarda başlayan, Çinli erkeklerin yanında hapsedilen ve ekranlarda alay konusu yapılan bu zulüm çarkı, insanlık onurunun dört bir yandan kuşatıldığının en acı belgesi olarak tarihe geçiyor.

Kaynak: Mira Haber

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir