Yemen’deki Şii Husilerin Babülmendeb Boğazı’na dayanması, Suudi Arabistan’ı hiç beklemediği bir noktaya sürükledi
Riyad, Husileri durdurmak için önce ABD Başkanı Donald Trump’tan doğrudan askeri müdahale istedi ancak Washington bu talebi reddetti. Şimdi ise Suudi Arabistan’ın, Husilerin Babülmendeb üzerindeki hakimiyetini kırabilmek için İsrail’in istihbarat imkanlarından yararlanmak istediği bildiriliyor.
İşgalci İsrail merkezli Israel Hayom‘un haberine göre Suudi Veliaht Prensi M. bin Selman, Husilerin Babülmendeb’i tehdit eden ilerleyişi karşısında İsrail’den istihbarat desteği talep etti.
Ancak Riyad’ın Tel Aviv’le doğrudan temas kurmak yerine talebini ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) üzerinden ilettiği öne sürüldü. İddiaya göre amaç, Husilerin boğazı tamamen kontrol altına almasını ve Suudi gemilerini hedef alarak Kızıldeniz’deki petrol sevkiyatını felce uğratmasını engelleyecek istihbarat bilgilerine ulaşmak.
“Dış desteğe ihtiyaç yok” denmişti
Bu gelişme, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki savaşta içine düştüğü açmazı gözler önüne seriyor. Zira Riyad, yalnızca birkaç hafta önce Husilere karşı mücadeleyi kendi imkanlarıyla yürütebileceği mesajı verirken, çatışmaların şiddetlenmesiyle birlikte giderek daha fazla dış desteğe ihtiyaç duymaya başladı.
Axios‘un ABD’li yetkililere dayandırdığı haberine göre Bin Selman 10 Eylül’de Trump’ı iki kez arayarak Husilere karşı Amerikan saldırısı düzenlenmesini istedi. Trump ise bu talebi kabul etmedi.
Washington bunun yerine Suudi Arabistan’a istihbarat ve hedefleme desteği vermeye yöneldi. ABD Merkez Komutanlığı Komutanı Amiral Brad Cooper da krizin hızla büyüdüğü sırada Suudi Arabistan’a giderek acil koordinasyon görüşmeleri gerçekleştirdi.
ABD yönetimi doğrudan yeni bir Yemen savaşı başlatmak istemediğini açıkça ortaya koyarken, Riyad’ın bölgesel ortaklarının ön plana çıkmasını tercih ediyor.
Husiler Kızıldeniz’de
Ancak Husiler 10 Eylül’de Kızıldeniz kıyısındaki stratejik Moha kentini ele geçirdi. Ardından Babülmendeb’e doğru ilerleyen örgüt, boğazın kıyısındaki Dhubab bölgesine ulaştı ve boğazın tam ortasında bulunan stratejik Mayyun (Perim) Adası’nda kontrol sağladı. Böylece Husiler, Kızıldeniz’in güney girişindeki en kritik noktalardan birinde ciddi bir askeri mevzilenme elde etti.
Husilerin ilerleyişinin Suudi Arabistan açısından anlamı son derece ağır. Babülmendeb, Kızıldeniz’i Aden Körfezi’ne bağlayan ve Asya ile Avrupa arasındaki deniz ticaretinin en önemli geçiş noktalarından biri. İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki baskısının sürdüğü bir dönemde Husilerin de Babülmendeb üzerinde kontrol kurması, Tahran ve müttefiklerine küresel enerji ticaretinde iki kritik boğaz üzerinden stratejik baskı kurma imkanı veriyor.
Üstelik Suudi Arabistan için Babülmendeb’in önemi daha da büyük. Hürmüz Boğazı’ndaki savaş ve saldırılar nedeniyle Riyad, petrolünü Kızıldeniz üzerinden dünya pazarlarına ulaştırmaya daha fazla ihtiyaç duyuyordu. Fakat bu alternatif güzergahın güney kapısı da şimdi Husilerin tehdidi altında.
Gelişmeler bununla da kalmadı. Suudi Arabistan’ın doğudaki petrol sahalarını Kızıldeniz’deki Yanbu limanına bağlayan kritik Doğu-Batı Boru Hattı da saldırıya uğradı ve Riyad tarafından tedbir amacıyla kapatıldı. Böylece Suudi Arabistan’ın petrol ihracatında Hürmüz’e alternatif olarak kullandığı iki kritik güzergah aynı anda ağır baskı altına girmiş oldu.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.
