İşgal yönetimine bağlı hapishanelerde tutulan Filistinli esirler, Gazze’deki savaşın başından bu yana temel tıbbi ihtiyaçlardan sistemli biçimde mahrum bırakılıyor
Yeni uygulamayla birlikte yalnızca mahkûmların değil, ailelerinin de elleri bağlandı. Ben-Gvir’in emriyle, ailelerin bu tür ihtiyaçların karşılanması için para yatırmasının önü kesildi. İşitme cihazı pilleri, gözlükler ve koltuk değnekleri gibi en basit ekipmanlara dahi erişim, faşist Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in talimatlarıyla engellenmiş durumda.
Oysa savaş öncesinde sistem farklı işliyordu. Ailelerin belirlenmiş hesaba yatırdığı paralarla cezaevi idaresi gerekli tıbbi malzemeleri temin ediyor, aynı hesap kantin alışverişleri için de kullanılıyordu.
Ekim 2023’te başlayan soykırımın ardından cezaevi koşulları gözle görülür şekilde ağırlaştı. Tek kişilik hücre uygulaması dramatik biçimde arttı; 2022’de mahkûmların yalnızca yüzde 3,5’i bu koşullara maruz kalırken, 2024 itibarıyla bu oran yüzde 37’ye fırladı.
Hapishanelerde sistematik açlık
Aynı süreçte açlık da cezaevlerinin bir gerçeği haline geldi. Ben-Gvir’in porsiyonları azaltma politikası nedeniyle mahkûmlar arasında yetersiz beslenme vakalarının hızla arttığına dair güçlü bulgular ortaya konuyor.
Bununla birlikte avukat görüşmeleri de ciddi şekilde kısıtlanmış durumda. Zira çoğu zaman “güvenlik” gerekçesi öne sürülerek haftalar, hatta aylar boyunca ziyaretlere izin verilmiyor.
Cezaevi idaresi yalnızca kantin erişimini kapatmakla kalmadı, ailelerin para yatırma imkanını da ortadan kaldırdı. Böylece mahkûmların temel ihtiyaçlara ulaşması neredeyse imkânsız hale getirildi. Aileler artık tıbbi ekipman ulaştırabilmek için avukatlar aracılığıyla işlem yapmak zorunda kalıyor; bu da hem süreci uzatıyor hem de ek mali yük getiriyor.
Üstelik aileler çoğu zaman neye ihtiyaç duyulduğunu bile bilmiyor. Çünkü savaşın başlamasıyla birlikte mahkûmlarla doğrudan iletişim tamamen kesildi ve haberleşme yalnızca avukatlar üzerinden sağlanabiliyor.
“Pil bile gönderemiyoruz”
Bir Filistinli mahkûmun babası, basit bir pil gönderme girişiminin bile sürekli engellendiğini aktarıyor. Ailenin kısa süre önce ayarlamaya çalıştığı avukat ziyareti, cezaevi yönetimi tarafından yine reddedildi. Bu durum ise ilk defa yaşanmıyor.
İsrail merkezli Physicians for Human Rights – Israel, yeni uygulamalar nedeniyle onlarca vakada müdahil olmak zorunda kaldığını açıkladı. Kuruluş, yalnızca gözlük teminiyle ilgili 50’den fazla, işitme cihazı pilleriyle ilgili ise en az altı dosyada cezaevi idaresiyle temas kurdu.
2024 yılında açılan iki ayrı davada ise ailelerin gözlük için para yatırmasına ancak mahkeme süreci başlatıldıktan sonra izin verildi. Nitekim cezaevi yönetimi başlangıçta bu taleplere açıkça karşı çıkmıştı.
Zincirlerden bir anlığına kurtuluş yok
Öte yandan işkencelerin hiç olmadığı kadar arttığı da bir gerçek. Tanıklıklar, mahkûmların haftanın her günü ve günün 24 saati kelepçeli tutulduğunu; uyurken, yemek yerken hatta tuvalete giderken bile zincirlerinden kurtulamadığını ortaya koyuyor. Düzenli dayak, aşırı kalabalık koğuşlar, aşağılayıcı muamele ve hijyen yoksunluğu da anlatımların ortak noktaları arasında.
Ağustos 2024’te İsrailli hak örgütü B’Tselem, cezaevlerini “işkence kampları” olarak nitelendirerek, Filistinlilerin sistematik şiddet ve cinsel saldırıya maruz bırakıldığını duyurdu. Bağımsız olarak yapılan incelemeler sonucu ortaya konan raporlar da bu bildiriyi doğruluyor.
Resmî Filistin verilerine göre, İsrail hapishanelerinde hâlen 9 binden fazla Filistinli tutuluyor. Bu sayı içinde 90 kadın ve 350 çocuk da bulunuyor. 7 Ekim 2023’ten bu yana gözaltı merkezlerinde en az 98 Filistinli mahkûmun hayatını kaybettiği belirtiliyor. Filistinli Esirler Kurumu, bu dönemi “esir hareketinin tarihindeki en kanlı evre” olarak tanımlıyor.
Aynı kuruluşların açıklamasına göre serbest bırakılan mahkûmların bedenleri, maruz kaldıkları ihlallerin açık izlerini taşıyor. Aç bırakma, tedaviden mahrum bırakma ve ağır darp, tahliyeye kadar süren sistematik uygulamalar arasında yer alıyor. Bu tablo, yıllardır süren ihlallerin son dönemde daha da tehlikeli bir boyuta ulaştığını gösteriyor.
Kaynak: Mira Haber, QNN
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.