İsrail, 1.700 Filistinlinin cenazesini “pazarlık kozu” olarak tutuyor: Ölüler bile İsrail’in esir politikasından kurtulamıyor
Soykırımcı İsrail’in Filistinlilere yönelik uygulamalarına ilişkin yeni bir iddia, savaşın yalnızca yaşayanları değil, hayatını kaybedenleri de hedef alan boyutunu gözler önüne serdi.
İsrail merkezli Haaretz gazetesinin 11 Ağustos 2026 tarihli haberine göre, İsrail yaklaşık 1.700 Filistinlinin cenazesini, gelecekte gerçekleştirilebilecek esir veya cenaze takaslarında kullanılmak üzere elinde tutuyor.
Gazete, rakamın İsrail güvenlik kurumları içerisindeki son görüşmeler sırasında gündeme geldiğini ve konu hakkında bilgi sahibi iki kaynağa dayandığını bildirdi. Daha da dikkat çekici olan ise İsrail’deki güvenlik makamlarının, ortada şu anda İsrailli esir bulunmamasına rağmen bu cenazelerin ileride kullanılabilecek bir “pazarlık kozu” olarak tutulmasını savunması.
Haaretz’in haberine göre Şin Bet Başkanı David Zini, Filistinlilerin cenazelerinin gelecekte İsraillilerin kaçırılması veya kaybolması ihtimaline karşı elde tutulmasını destekliyor. İsrail ordusunun da bu yaklaşımı desteklediği belirtiliyor.
1.700 cenazenin tamamı silahlı çatışmayla bağlantılı değil
İsrail’in savunması açısından en tartışmalı noktalardan biri de burada ortaya çıkıyor.
Haaretz’e göre cenazelerin büyük bölümü, 7 Ekim 2023 saldırısına veya sonrasındaki çatışmalara katıldığı iddia edilen Gazze sakinlerine ait. Ancak cenazelerin bir bölümünün herhangi bir çatışmaya katılmamış Filistinlilere ait olduğu da aktarılıyor.
İşgalci İsrail güvenlik makamlarının buna rağmen cenazeleri topluca elinde tutmak istemesi, uygulamanın yalnızca belirli kişiler hakkında yürütülen bireysel güvenlik soruşturmalarından ibaret olmadığı yönündeki eleştirileri güçlendiriyor.
Üstelik İsrail’deki bazı hukuk kaynakları, devletin çatışmaya katıldığı kanıtlanmamış kişilerin cenazelerini elinde tutma konusunda açık bir yasal yetkiye sahip olmadığını savunuyor. Bu kaynaklara göre böyle bir uygulamanın sürdürülebilmesi için İsrail Güvenlik Kabinesi tarafından açık bir politika oluşturulması gerekebilir.
İsrail Yüksek Mahkemesi daha önce bu uygulamaya onay vermişti
Bu uygulama yeni ortaya çıkmış değil.
İsrail Yüksek Mahkemesi, Ocak 2025’te Filistinli vatandaşların cenazelerinin gelecekte Hamas ile yapılabilecek siyasi görüşmelerde “pazarlık kozu” olarak tutulmasına ilişkin hükümet politikasını onaylamıştı.
Adalah’ın aktardığına göre İsrail Güvenlik Kabinesi, 2024 yılında Filistinlilerin cenazelerinin tutulmasına ilişkin kararlar almış; mahkeme de bu politikanın belirli koşullar altında uygulanmasına izin vermişti. Böylece ölen Filistinlilerin cenazeleri, yaşayan Filistinli esirler veya gelecekteki müzakerelerle birlikte bir takas unsuru haline getirildi.
Daha da çarpıcı bir örnek ise 14 yaşındaki Wadia Elyan vakası.
İsrail Yüksek Mahkemesi, 2025 yılında işgalci İsrail güçleri tarafından öldürülen Filistinli çocuğun cenazesinin ailesine teslim edilmemesine izin verdi. Adalah’a göre çocuk yaklaşık bir buçuk yıl boyunca ailesinin defin hakkından mahrum bırakıldı ve cenazesi gelecekteki müzakereler için bir “pazarlık kozu” olarak tutuldu.
Aileler yakınlarını defnedemiyor
Cenazenin teslim edilmemesi yalnızca hukuki bir mesele değil; Filistinli aileler açısından yıllarca sürebilen ağır bir travma anlamına geliyor.
Katil İsrail’in bu politikası nedeniyle bazı Filistinli aileler yakınlarının nerede tutulduğunu dahi kesin olarak öğrenemiyor.
Nisan 2026’da Adalah, İsrail’in hâlâ yüzlerce Filistinlinin cenazesini gelecekteki müzakerelerde kullanılmak üzere tuttuğunu bildirmiş ve ailelerin yakınlarını dini geleneklerine uygun şekilde defnetme hakkının ihlal edildiğini savunmuştu.
Hatta suç şüphesi bulunmayan bir Filistinlinin cenazesi bile aylarca tutuldu
İsrail Yüksek Mahkemesi, Mayıs 2026’da Khaled Hassan adlı Filistinlinin cenazesinin ailesine iade edilmesine karar verdi.
Hassan, Eylül 2025’te Batı Şeria’da İsrail polisinin gerçekleştirdiği bir baskın sırasında vurularak öldürülmüştü. İsrail makamları aylar boyunca cenazeyi askeri gözetim altında tuttu.
Dava sırasında devlet makamlarının verdiği bilgiler birbiriyle çelişti. Sonunda İsrail makamları, Hassan’ın ateşli silahla vurulmasının hedef alınan kişinin kendisi olmadığını ve cenazesinin tutulmaya devam edilmesi için hukuki bir gerekçe bulunmadığını kabul etti.
Bunun üzerine mahkeme cenazenin ailesine teslim edilmesine hükmetti. Hassan’ın cenazesi sekiz aydan fazla süre ailesinden uzak tutulmuştu.
Bu vaka, “güvenlik” gerekçesinin cenazeleri süresiz biçimde elde tutmak için kullanılması konusunda ciddi soru işaretleri oluşturdu.
Ölülerin bedenleri üzerinden baskı
Siyonist İsrail’in Filistinlilerin cenazelerini teslim etmeme uygulaması, insan hakları kuruluşları tarafından uzun süredir eleştiriliyor.
Adalah, cenazelerin siyasi pazarlık aracı haline getirilmesini “insanlık dışı ve aşağılayıcı” bir uygulama olarak nitelendirirken, Filistinli ailelerin yakınlarını onurlu şekilde defnetme hakkından mahrum bırakılmasının uluslararası hukuk açısından ciddi sorunlar doğurduğunu belirtiyor.
Çünkü burada söz konusu olan yalnızca bir cesedin muhafaza edilmesi değil; bir ailenin cenazesine ulaşmasının engellenmesi ve ölen kişinin bedeninin siyasi müzakere gücüne dönüştürülmesi.
Gazze’de binlerce aile zaten cenazelerine ulaşamıyor
İsrail’in elinde tuttuğu yaklaşık 1.700 cenazenin yanı sıra Gazze’de soykırım sırasında katledilen çok sayıda Filistinlinin cenazesi de enkazların altında veya kimliği belirlenemeyen toplu mezarlarda bulunuyor.
Bunun en son örneklerinden biri, Gazze’de Ağustos ayında yaşandı.
Reuters’ın haberine göre, İsrail saldırılarında şehit edilen El-Hassayna ailesinden 112 kişinin cenazesi, yaklaşık üç yıl boyunca enkaz altında kaldıktan sonra çıkarılarak toplu şekilde defnedildi. Ailenin 308 üyesinin 22 Kasım 2023’te İsrail bombardımanında öldürüldüğü bildirildi. Kurtarma ekipleri, 17 günlük çalışmanın ardından 112 kişinin kalıntılarına ulaşabildi.
Yani Filistinli aileler için ölüm, çoğu zaman acının sonu olmuyor.
Kimi aileler yakınlarının bedenlerini enkazların altında arıyor, kimileri İsrail tarafından tutulan cenazelerin iadesini bekliyor, kimileri ise yıllardır yakınlarının akıbetine ilişkin kesin bilgi alamıyor.
İsrail hapishanelerinde hayatını kaybeden Filistinliler de ailelerine teslim edilmiyor
Sorun yalnızca çatışma sırasında öldürülen Filistinlilerle sınırlı değil.
İnsan hakları kuruluşlarının çalışmalarına göre, İşgalcilerin hapishanelerinde veya gözaltı merkezlerinde hayatını kaybeden Filistinlilerin cenazelerinin önemli bir bölümü de ailelerine teslim edilmiyor.
2026 yılında yayımlanan Gisha raporuna ilişkin haberlerde, İsrail’in gözaltında ölen veya öldürülen 100’den fazla Filistinlinin cenazesini elinde tuttuğu aktarılmıştı. Bu kişilerin en az 68’inin Gazze’den olduğu bildirilmişti.
İnsan hakları kuruluşları, cenazelerin tutulmasının yanı sıra bazı ailelere yakınlarının nasıl öldüğüne ilişkin yeterli bilgi verilmediğini de belirtiyor.
Bu nedenle uygulama, yalnızca “cenaze teslimi” meselesi olmaktan çıkıp zorla kaybetme, cezasızlık ve ailelerin gerçeğe ulaşma hakkı tartışmasının da parçası haline geliyor.
“Pazarlık kozu” ifadesi tartışmanın merkezinde
İşgalci İsrail’in cenazeleri gelecekteki müzakerelerde kullanma yaklaşımının en ağır tarafı, ölen insanların artık kendi iradeleriyle hiçbir şey yapamayacak durumda olmalarına rağmen siyasi pazarlığın nesnesine dönüştürülmeleri.
Bir insan öldükten sonra geride kalan ailesinin onu defnetme hakkı bulunuyor.
Ancak Siyonistlerin uygulaması, bu hakkı gelecekteki siyasi gelişmelere bağlıyor.
Daha önce İşgal makamları, Filistinli cenazelerinin tutulmasını Gazze’deki İsrailli esirlerin iadesiyle ilişkilendirmişti. Ancak Haaretz’in son haberinde gündeme getirilen yaklaşık 1.700 kişilik rakam, ortada şu anda İsrailli esir bulunmamasına rağmen cenazelerin gelecekteki olası bir takas için tutulmasının savunulduğunu ortaya koyuyor.
Bu da şu soruyu gündeme getiriyor:
Bir insanın cansız bedeni, gelecekte yaşanabilecek bir siyasi kriz için devletin elinde rehin tutulabilir mi?
İsrail’deki hukukçular ve insan hakları kuruluşları bunun hukuki temelini sorgularken, Filistinli aileler ise yıllardır aynı talebi yineliyor:
“Ölülerimizi bize verin.”
Yaklaşık 1.700 Filistinlinin cenazesinin gelecekteki pazarlıklarda kullanılmak üzere tutulduğu yönündeki son haber, İsrail’in Filistinlilere yönelik politikalarının yalnızca bombardıman, abluka, gözaltı ve yıkımla sınırlı olmadığını; ölümden sonra bile Filistinlilerin bedenleri ve ailelerinin yasları üzerinde kontrol kurulduğu yönündeki eleştirileri yeniden dünyanın gündemine taşıdı.
İnsan hakları kuruluşlarının uzun süredir belgelediği cenaze alıkoyma uygulaması, şimdi İsrail’in kendi basınında yer alan yeni rakamla birlikte çok daha büyük bir boyut kazanmış durumda.
Filistinliler için savaş, ölümle bitmiyor. Bazıları için mezara ulaşmak bile yıllarca süren bir mücadeleye dönüşüyor.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.
