Geçtiğimiz yıl sebepsiz ve haksız yere Geri Gönderme Merkezi’ne alındıktan sonra kalp yetmezliğinden vefat eden Özbek muhacirin şimdi de eşi ve çocukları sınır dışı edilecek!
Hatırlanacağı üzere 2025 yılında somut bir neden olmadan gözaltına alınarak GGM’ye götürülen Özbek muhacir Hasan Umarov, gözaltında bulunduğu sırada kalp yetmezliğinden hayatını kaybetmişti. Türkiye’de özellikle de deprem zamanı gönüllü yardım çalışmalarına katılan muhacirin ölümünden ise kimse sorumlu tutulmadı, dezenformasyon merkezi ise hakklarında söylenen iddiaların hepsini yalanlamakla yetindi.
Hatta bunun daha da ötesinde, şimdi Umarov’un dul eşi ve çocukları tehlike altında.
Sınır dışı kararı, sağlığından önce geldi: Özbek muhacir GGM’de vefat etti!
Teravih üzerine ani baskın!
1994 doğumlu, Rus asıllı ve sonradan Müslüman olan D.S., yaklaşık 10 yıldır Türkiye’de yaşayan, çalışma izni bulunan ve hakkında herhangi bir suç kaydı bulunmayan bir muhacir kadın. Ancak tüm bu gerçeklere rağmen, Ramazan ayının ortasında, 25 Şubat 2026 gecesi saat 22:50 sularında, Başakşehir’deki evine yapılan baskınla hayatı altüst edildi.
Teravih namazı sonrası evine gelen kolluk güçleri, herhangi bir adli arama kararı olmaksızın kapıyı çaldı; rahmetli eşinin nerede olduğunu sorduktan sonra D.S.’yi, yaşları 2 ile 12 arasında değişen 5 çocuğuyla birlikte gözaltına aldı.
Aile önce Güvercintepe Polis Merkezi’ne götürüldü, ardından da sınır dışı edilmek üzere Çatalca İnceğiz Geri Gönderme Merkezi’ne sevk edildi. O andan itibaren, bir anne ve beş küçük çocuk fiilen özgürlüklerinden mahrum bırakıldı. Tam bir aydır da orada tutuluyorlar.
10 yıl bir şey yoktu… Bir anda “kamu düzenini bozdu”!
Daha da çarpıcı olan ise sürecin hukuki zemini. İstanbul İl Göç İdaresi, 2 Mart 2026 tarihinde D.S. hakkında “kamu düzeni ve güvenliğini bozduğu” iddiasıyla sınır dışı ve idari gözetim kararı aldı. Ancak bu karar, somut herhangi bir delile değil, kolluk tarafından düzenlenen soyut bir tutanağa dayandırıldı.
Üstelik resmi kararda “soruşturma” ve “arama kaydı” ifadeleri yer alsa da, avukat beyanlarına göre D.S. hakkında ne bir soruşturma dosyası ne de bir arama kaydı bulunuyor. Ortada suç yok, delil yok, dosya yok; ama buna rağmen özgürlük yok.
Eşi gibi kendisi de mi ölüme bırakılmalı?
Bu tabloyu daha da ağırlaştıran gerçek ise D.S.’nin kim olduğu. Kendisi, geçtiğimiz yıl Muğla Geri Gönderme Merkezi’nde tedavi edilmeyerek adeta ölüme terk edilen Hasan Umarov’un eşi. Umarov hakkında verilen sınır dışı kararının da İstanbul 18. İdare Mahkemesi tarafından iptal edildiği, yani hukuka aykırı olduğunun tescillendiği biliniyor.
Buna rağmen serbest bırakılmayan Umarov, gerekli tedaviye erişemeden hayatını kaybetmişti.
Şimdi ise aynı dosyanın ikinci perdesi sahnede: Önce baba, tartışmalı bir idari süreçte hayatını kaybediyor; ardından geride kalan eşi ve çocukları, hiçbir somut suç isnadı olmadan geri gönderme merkezine kapatılıyor. Bu, sıradan bir idari işlem değil; açık bir süreklilik arz eden uygulamanın devamı.
Bunun yanı sıra Rusya’daki baskıcı hükümetin, sırf Müslüman olduğu gerekçesiyle diğer ülkelere bazı vatandaşları deport etmesi için baskı yaptığı da biliniyor. Aynı politikayı Çin rejimi de izliyor.
Kötü muamele ile bilinen bir merkez
Çatalca İnceğiz Geri Gönderme Merkezi’ne ilişkin daha önce gündeme gelen ağır iddialar düşünüldüğünde, olayın vahameti daha da derinleşiyor. Sağlık hizmetlerine erişim sorunları, kötü muamele iddiaları ve hukuki belirsizlikler zaten tartışılırken, şimdi bu şartlar altında beş küçük çocuğun da tutuluyor olması, meselenin yalnızca hukuki değil, doğrudan insani bir krize dönüştüğünü gösteriyor.
Mahkemenin hukuksuz bulduğu bir sürecin mağduru olan bir ailenin, aynı tartışmalı mekanizma içinde yeniden hedef haline getirildiği artık reddedilemeyecek bir gerçeğe dönüştü. Bu durum, “kamu düzeni” gibi muğlak gerekçelerin, somut delil olmaksızın nasıl geniş ve sınırsız şekilde kullanılabildiğini gözler önüne seriyor.
Türkiye hükümeti, uluslararası arenalarda örnek bir ülke olduğu söyleminin altını doldurmalı, kendi ülkesine sığınan muhacirleri ve çocuklarını yalnız bırakmamalıdır. Bir anne ve 5 çocuğunun can tehlikesi altında bulunduğu bu karardan en yakın sürede dönülmelidir.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.