Ekran görüntüsü 2026 06 29 130255

Trump “Lübnan” diyor, Suriye reddediyor… Şara baskıya boyun eğecek mi?

ABD Başkanı Trump, Suriye Cumhurbaşkanı Şara’ya Lübnan konusunda baskı yaparken, Şara tam tersi iyimser açıklamalar yapıyor

ABD Başkanı Donald Trump’ın, Hizbullah meselesinin çözümünü Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’ya bırakma yönündeki peş peşe açıklamaları, Lübnan’da yıllar sonra yeniden bir Suriye askeri müdahalesi ihtimaline ilişkin tartışmaları alevlendirdi. Ş

am yönetimi böyle bir planı kesin ifadelerle reddetse de, Washington ile Suriye arasında bu konuda perde arkasında temasların yürütüldüğüne dair iddialar ve Trump’ın giderek sertleşen açıklamaları dikkat çekiyor.

Trump’ın son çıkışı, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın “Washington’ın Şam’a Lübnan’a asker göndermesi yönünde baskı yaptığı” iddialarını açık şekilde yalanlamasının ardından geldi. Bu durum, ABD yönetimi içerisindeki söylemlerin bile birbiriyle çeliştiği yönündeki değerlendirmeleri de beraberinde getirdi.

“İsrail’in yerini Suriye alır” demişti

21 Haziran’da Fox News‘e konuşan Trump, İsrail’in Hizbullah’a karşı yürüttüğü operasyonları eleştirerek, “Binaları yıkmadan hiçbir şey yapamıyorlar. Bu işi Suriye’ye bırakmaya çok yakınım.” ifadelerini kullandı. Ancak Trump, “Suriye’ye bırakmak” derken tam olarak neyi kastettiğini açıklamadı.

Bu ifadenin doğrudan bir askeri müdahaleyi mi, siyasi arabuluculuğu mu, Hizbullah üzerinde baskı kurulmasını mı, sınır güvenliğinin artırılmasını mı yoksa Lübnan devletiyle koordinasyonu mu ifade ettiği belirsizliğini korudu. Buna rağmen Trump’ın son açıklamaları, Washington’ın Şam’ı Hizbullah’ın Lübnan’daki etkisini sınırlandırabilecek potansiyel bir ortak olarak değerlendirdiği yönündeki izlenimi daha da güçlendirdi.

Bu tartışmaların fitili, 17 Mart’ta Reuters’ın yayımladığı haberle ateşlenmişti. Hatırlanacağı üzere haberde, ABD’nin Suriye yönetimine doğu Lübnan’a asker göndererek Hizbullah’ın silahsızlandırılmasına katkı sağlamasını önerdiği öne sürüldü. Görüşmelere hâkim beş kaynağa göre Şam yönetimi, böyle bir adımın kendisini bölgesel savaşın içine çekebileceği ve hem Suriye’de hem de Lübnan’da mezhepsel gerilimi tırmandırabileceği endişesiyle bu fikre sıcak bakmadı.

Habere göre söz konusu öneri ilk kez 2025 yılında ABD ve Suriyeli yetkililer arasında gündeme geldi. ABD ile İsrail’in İran’a yönelik savaşının başlamasının ardından konu yeniden masaya yatırıldı. Ancak Tom Barrack aynı gün yaptığı açıklamada, ABD’nin Suriye’yi Lübnan’a asker göndermeye teşvik ettiği yönündeki haberleri “asılsız ve tamamen yanlış” sözleriyle reddetti.

“Lübnan, Suriye’den güvence aldı”

Buna karşın bazı kaynaklar, Reuters haberinin ardından Ahmed eş-Şara’nın silahlı grupların liderleriyle özel bir toplantı gerçekleştirdiğini aktardı. Kaynağa göre toplantıya katılan tüm taraflar, Suriye’nin Lübnan’a askeri müdahalede bulunma niyetinin bulunmadığı konusunda görüş birliğine vardı.

Üst düzey bir Lübnanlı kaynak ise Beyrut yönetiminin de Şam’dan art arda güvence mesajları aldığını belirtti. Aynı kaynak, Suriye yönetiminin ABD’den gelebilecek olası baskıları dengelemek amacıyla özellikle Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye gibi bölgesel müttefiklerinin desteğini aramayı planladığını söyledi.

Middle East Eye‘a konuşan bir Suriyeli üst düzey yetkili ise Ahmed eş-Şara’nın Washington’ın baskısını doğrudan reddetmek yerine farklı bir yöntem izlediğini ifade etti. Buna göre Şam yönetimi, Lübnan’da herhangi bir rol üstlenmeyi değerlendirebilmek için ABD’nin karşılamasının son derece güç olduğu şartlar öne sürerek süreci fiilen çıkmaza sokmayı hedefledi.

Trump, Suriye’nin Hizbullah konusunda devreye girmesi fikrini ilk kez 5 Haziran’da NBC’nin Meet the Press programında açık şekilde dile getirdi. Hizbullah’a karşı daha “cerrahi” operasyonlar yapılması gerektiğini savunan Trump, “Biz yardımcı olabiliriz ya da Suriye’yi önerebiliriz.” ifadelerini kullandı.

Ahmed eş-Şara’yı öven Trump, Suriye liderinin bu konuda “yardım etmekten memnuniyet duyacağını” da ileri sürdü.

Niyetini G7’de belli etti

Trump’ın açıklamaları ilk etapta doğrudan Suriye ordusunun Lübnan’a gireceği anlamına gelmese de, 16 Haziran’da Fransa’nın Evian-les-Bains kentinde düzenlenen G7 Zirvesi sırasında yaptığı değerlendirmeler çok daha netti. Gazetecilere konuşan Trump, İsrail’e “Hizbullah’la Suriye ilgilensin. Açıkçası bu işi daha iyi yapacaklarını düşünüyorum.” önerisinde bulunduğunu söyledi.

İsrail’in Hizbullah’ı etkisiz hâle getirmekte yavaş kaldığını savunan Trump, operasyonlar sırasında çok sayıda sivilin öldüğünü ve yerleşim alanlarının ağır şekilde tahrip edildiğini de dile getirdi. Ahmed eş-Şara’nın Suriye’de kontrolü sağlamlaştırma konusunda “olağanüstü iş çıkardığını” belirten Trump, Suriye liderinin Hizbullah’tan da hoşlanmadığını ifade etti.

Bir gün sonra gazetecilerin, Hizbullah konusunu eş-Şara ile görüşüp görüşmediğine ilişkin sorusuna Trump “Evet.” yanıtını verdi. Ancak Suriye liderinin böyle bir görevi kabul edip etmediği sorusunu cevapsız bırakarak bununla ilgili daha sonra konuşacağını söyledi.

Bu açıklama, Washington’ın olası Suriye rolünü yalnızca İsrail’e önerilen teorik bir seçenek olarak değil, doğrudan Şam yönetimiyle de görüştüğü izlenimini güçlendirdi.

Şara’dan ters açıklama

Ancak artan iddialar karşısında Ahmed eş-Şara son haftalarda kamuoyuna peş peşe güvence mesajları verdi. 11 Haziran’da Şam kırsalından gelen kanaat önderleriyle yaptığı toplantıda, Suriye ordusunun Lübnan’a gireceğine yönelik haberleri “asılsız söylentiler” olarak nitelendirdi.

Suriye Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan da Al Arabiya‘ya yaptığı açıklamada, ABD’nin bölgesel gerilim sırasında Suriye’ye Lübnan’da rol üstlenmesini teklif ettiğini ancak Şam’ın askeri veya güvenlik alanında herhangi bir görevi kabul etmediğini doğruladı.

Zeydan, Suriye’nin Lübnan devletinin ülke genelindeki otoritesinin güçlenmesini desteklediğini ancak bunun Suriye askerleriyle değil, Lübnan kurumlarının güçlendirilmesiyle mümkün olması gerektiğini söyledi.

Ahmed eş-Şara, 21 Haziran’da El Meşhed TV‘ye verdiği kapsamlı röportajda da Trump’ın sözlerinin yanlış yorumlandığını savunmuştu. ABD Başkanı’nın açıklamalarının, “Suriye ordusu yarın sabah Lübnan’a girecek” şeklinde anlaşılmasının doğru olmadığını belirten Şara, Trump’ın esas olarak savaşın sona erdirilmesi ve Suriye’nin barışçıl çözüme nasıl katkı sunabileceği üzerinde durduğunu ifade etti.

Şam yönetiminin Washington ile siyasi, ekonomik ve sosyal çözüm yollarını ele aldığını söyleyen eş-Şara, önceliklerinin İsrail saldırılarının sona ermesi olduğunu vurguladı. “Bizim vizyonumuz Lübnan devletini yeniden güçlendirmek, kurumlarını desteklemek ve herkesin üzerinde uzlaşabileceği bir çözüm oluşturmaktır. Biz askeri değil, Lübnan ile Suriye arasında ekonomik kanallar kurmak istiyoruz.” dedi.

Şara ayrıca, Hizbullah da dahil olmak üzere Lübnan’daki tüm taraflarla diyaloga açık olduklarını belirtti. Hizbullah’ın Suriye iç savaşındaki rolünün “Suriye halkında derin yaralar bıraktığını” söylemesine rağmen, bunun Lübnan ve Suriye’nin çıkarlarına hizmet edeceği bir durumda örgüt temsilcileriyle görüşebileceğini ifade etti.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn da Şara’nın bu açıklamalarını memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, söz konusu açıklamaların Suriye’nin Lübnan’a askeri müdahalede bulunacağı yönündeki spekülasyonları büyük ölçüde sona erdirdiğini söyledi.

Şam’dan gelen bu güvenceler, Beyrut’ta kısa vadede oluşan endişeleri kısmen yatıştırmış olsa da, Trump’ın peş peşe yaptığı açıklamalar ve ABD ile Suriye arasında geçmişte yürütüldüğü iddia edilen temaslara ilişkin çelişkili anlatımlar, Washington’ın gelecekte Şam’dan Hizbullah ve Lübnan konusunda nasıl bir rol üstlenmesini beklediği sorusunu hâlâ yanıtsız bırakıyor.

Kaynak: Mira Haber, MEE

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir