Komünist Çin’in Doğu Türkistan’da Uygur Müslümanlarına yönelik baskıları, aileleri parçalamaya devam ediyor. Henüz 14 yaşında olan Uygur Türkü İmran Muhammed, Türkiye’de tek başına yaşam mücadelesi verirken, anne ve babası ise ona Kur’an-ı Kerim’i ezberlemesinde destek oldukları gerekçesiyle Çin makamları tarafından hapsedildi. Hafızlığını iki yıl önce tamamlayan küçük İmran’ın yaşadıkları, Doğu Türkistan’da inancını yaşamak isteyen ailelerin karşı karşıya kaldığı ağır baskının çarpıcı örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.
Çin yönetiminin yıllardır Uygur Müslümanlarına yönelik yürüttüğü baskı politikaları kapsamında çok sayıda kişi toplama kamplarına gönderiliyor, dini eğitim vermek veya almak suç gibi gösteriliyor. Ülke dışına çıkmayı başarabilen Uygurların aileleri de baskı ve cezalandırmaların hedefi olmaya devam ediyor. Böylece yalnızca Doğu Türkistan’da yaşayanlar değil, dünyanın farklı ülkelerine sığınan Uygurlar da ailelerinden koparılarak ağır bir psikolojik yıkıma maruz bırakılıyor.
Türkiye’de tek başına yaşayan 14 yaşındaki İmran Muhammed ise yayımladığı mesajda şu sözlerle yaşadığı acıyı dile getirdi:
“Adım İmran Muhammed, 14 yaşındayım. Allah’a hamdolsun iki yıl önce Kur’an-ı Kerim’i ezberleyerek hafız oldum. Şu anda Türkiye’de tek başıma yaşıyorum. Çünkü sevgili anne ve babam Komünist Çin’de hapsedildi. Bunun sebebi ise benim İslami ilimleri öğrenmiş olmamdır. Allah için ey İslam kardeşleri, bana dürüstçe söyleyin: Bu yaşımda, vatanımdan uzakta, gurbette anne ve baba olmadan yaşamanın ne demek olduğunu hiç hissettiniz mi?”
14 yaşındaki bir çocuğun anne ve babasından ayrı kalmaya mecbur bırakılması, yalnızca bir aile dramı değil, aynı zamanda temel insan haklarına ve inanç özgürlüğüne yönelik ağır bir ihlal olarak öne çıkıyor. Kur’an öğrenmenin ve çocuklarına dini eğitim vermenin suç sayıldığı bir anlayışın, aileleri parçalayacak noktaya ulaşması uluslararası kamuoyunda uzun süredir eleştiriliyor. Buna rağmen Çin yönetiminin Doğu Türkistan’da uyguladığı baskılar büyük ölçüde kapalı kapılar ardında sürdürülüyor ve bölgede yaşanan insanlık dışı muamelelerin ortaya çıkması çeşitli kısıtlamalarla engellenmeye çalışılıyor.
İmran’ın sözleri ise istatistiklerin ve raporların ötesinde, Doğu Türkistan’da yaşanan acının en ağır yüzünü gözler önüne seriyor. Henüz çocuk yaşta anne ve babasından koparılan bir hafızın yardım çağrısı, bölgede binlerce Uygur ailesinin yaşadığı dramın sessiz fakat sarsıcı bir yansıması olarak hafızalara kazınıyor.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.