Cumhuriyetçiler kendi bakanlarını hedef aldı: Hegseth için azil haftası!

ABD’de Cumhuriyetçiler seçim yenilgisinin ardından kendi savunma bakanlarını hedef aldı
ABD’de 3 Kasım 2026’da gerçekleştirilen ara seçimlerin ardından Başkan Donald Trump yönetiminde siyasi hesaplaşma başladı. İran’a karşı yürütülen savaşın ekonomik ve siyasi maliyetinin Cumhuriyetçi Parti’ye ağır bir seçim yenilgisi olarak dönmesi, Washington’da gözleri Savunma Bakanı Pete Hegseth’e çevirdi.
Cumhuriyetçilerin Kongre’nin her iki kanadında da kontrolü kaybetmesinin ardından, savaşın en güçlü savunucularından biri olarak görülen Hegseth’in görevden alınması yönündeki çağrılar giderek yükseliyor.
Üstelik Hegseth’e yönelik tepki yalnızca Demokratlardan gelmiyor. Kendi partisinden bazı isimler de savaşın yönetimini, askeri stratejiyi ve Hegseth’in Trump’ı savaşa yönlendirmedeki rolünü sorgulamaya başladı.
ABD Savunma Bakanlığı verilerine göre savaşta 11 Amerikan askeri çatışmalarda hayatını kaybetti, 12 asker çatışma dışı nedenlerle öldü. Ayrıca 850’den fazla Amerikan askeri yaralandı.
Fox News tarafından 19 Ekim ile seçim günü arasında gerçekleştirilen ankette katılımcıların yüzde 74’ü İran savaşının Kongre seçimlerinde oy tercihlerini belirleyen önemli veya belirleyici faktörlerden biri olduğunu söyledi.
JD Vance: “Kaybetmemizin nedeni savaş”
Seçim yenilgisinin ardından en dikkat çekici açıklamalardan biri Başkan Yardımcısı JD Vance’den geldi.
Vance, Cumhuriyetçilerin seçimlerde neden başarısız olduğuna ilişkin yaptığı değerlendirmede doğrudan İran savaşını işaret etti.
Vance, sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Kaybetmemizin nedeni savaş.”
Vance ayrıca, İran savaşı uğruna Senato’nun kontrolünü önümüzdeki altı yıl boyunca kaybetmenin buna değip değmediğinin dürüstçe tartışılması gerektiğini belirtti.
Bu açıklama, Trump yönetiminin kendi içinde de savaşın siyasi sonuçlarına ilişkin ciddi bir hesaplaşma yaşandığının işareti olarak değerlendirildi.
Başkan Yardımcısı’nın açıklaması özellikle dikkat çekti. Çünkü Cumhuriyetçi yönetimin üst düzey isimlerinden biri, seçim yenilgisinin sorumluluğunu doğrudan İran politikasına bağlamış oldu.
Cumhuriyetçi Thomas Massie’den Hegseth’e azil hamlesi
Hegseth üzerindeki baskının en somut adımı Cumhuriyetçi Kongre üyesi Thomas Massie’den geldi.
Kentucky eyaletini temsil eden Massie, Eylül 2026’da Hegseth hakkında sekiz ayrı azil suçlaması içeren bir karar tasarısı hazırlamıştı. Massie, İran savaşının Kongre’nin onayı olmadan yürütülmesini ABD Anayasası’nın ve 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası’nın ihlali olarak değerlendiriyor.
Massie’nin Hegseth’e yönelttiği suçlamalar yalnızca İran savaşıyla sınırlı değil. Sekiz maddelik dosyada öne çıkan iddialar şunlar:
Kongre’nin savaş yetkilerinin ve denetim mekanizmalarının göz ardı edilmesi.
İran’a yönelik askeri operasyonların gerekli Kongre yetkilendirmesi olmadan yürütülmesi.
Venezuela, Yemen, Karayip Denizi ve Doğu Pasifik’teki askeri operasyonlarda hukuka aykırı uygulamalara başvurulması.
Savaş sırasında sivillerin korunmasına ilişkin yükümlülüklerin ihlal edilmesi.
Yönetimi eleştiren kişilere karşı ifade özgürlüğünü baskılayıcı uygulamalarda bulunulması.
Massie, Hegseth’in yetkilerini kötüye kullandığını savunarak istifasını da istedi.
Cumhuriyetçi vekil, CNN’e yaptığı açıklamada Kongre yeniden toplandığında azil kararını oylamaya sunmak için harekete geçeceğini belirtti.
Al Jazeera’nın aktardığına göre oylama gelecek hafta gerçekleştirilebilir.
Trump Hegseth’i savunuyor: “Çok iyi iş çıkarıyor”
Seçim yenilgisinin ardından gazetecilerin Hegseth’i görevden almayı düşünüp düşünmediğine ilişkin sorusunu yanıtlayan Trump, “Hayır, bence çok iyi iş çıkarıyor” ifadelerini kullandı.
Trump, İran’a yönelik askeri operasyonların arkasında durduğunu da açıkça ortaya koydu. İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek için askeri müdahalenin gerekli olduğunu savunan ABD Başkanı, savaşın seçim sonuçlarına zarar verdiğini kabul etmesine rağmen kararından pişman olmadığını belirtti.
Ancak Beyaz Saray çevresinden gelen açıklamalar, Hegseth’in geleceğinin Trump’ın kamuoyu önündeki desteğine rağmen garanti olmadığını gösteriyor.
Fox News’e konuşan bir Beyaz Saray yetkilisi, İran savaşı olmasaydı seçim sonuçlarının çok farklı olabileceğini savundu. İsmini açıklamayan bazı yönetim kaynakları da Hegseth’in görevden alınabileceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Böylece Trump’ın Hegseth’e verdiği açık desteğe karşın yönetim içerisinde sorumluluğun kime yükleneceği konusunda tartışmalar başlamış oldu.
Cumhuriyetçi senatörden sert çıkış: “Hegseth bir hesaplaşmayla karşı karşıya kalacak”
Tillis, Hegseth’in Kongre ile ilişkilerinin Trump yönetiminin savunma bütçesi taleplerini de tehlikeye attığını belirtti. Yönetimin Kongre’den 1,5 trilyon dolarlık savunma harcaması talep ettiği bir dönemde, Savunma Bakanı’nın milletvekilleriyle yaşadığı sorunların ciddi bir engel oluşturabileceğini ifade etti.
Tillis’in açıklamasında şu ifadeler öne çıktı:
“Seçimden sonra, ihtiyaç duyduğu talepleri Kongre’ye iletmek için en doğru kişinin hâlâ o olup olmadığını değerlendirmeliyiz.”
Daha önce Hegseth’in bakanlık görevine onay verilmesi yönünde oy kullanan Tillis, bu kararını da sert biçimde eleştirdi. Senatör, Hegseth’in onaylanmasını siyasi kariyerinin en büyük pişmanlığı olarak nitelendirdi.
Bu gelişme, Hegseth’in kendi partisindeki desteğinin de ciddi biçimde aşındığını gösteriyor.
Azil oylaması geçerse Hegseth görevden alınacak mı?
Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: Temsilciler Meclisi’nde azil kararının kabul edilmesi, Hegseth’in otomatik olarak görevden alınacağı anlamına gelmiyor.
ABD Anayasası’na göre süreç iki aşamadan oluşuyor:
Temsilciler Meclisi: Azil kararının kabul edilmesi için basit çoğunluk yeterli. Mevcut Kongre’de Demokratların yaklaşık 214 sandalyesi bulunuyor. Dolayısıyla kararın geçmesi için birkaç Cumhuriyetçi vekilin de Demokratlarla birlikte oy kullanması gerekiyor.
Senato: Temsilciler Meclisi azil kararı alırsa dosya Senato’ya taşınacak. Hegseth’in görevden alınabilmesi için Senato’da hazır bulunan üyelerin değil, toplam senatör sayısının üçte ikisinin, yani 100 üyeli Senato’da 67 senatörün mahkûmiyet yönünde oy kullanması gerekiyor.
Ancak siyasi açıdan önemli bir zamanlama söz konusu.
Yeni seçilen Kongre üyeleri Ocak 2027’de göreve başlayacak. Bu nedenle gelecek hafta yapılması beklenen oylama, hâlen Cumhuriyetçilerin kontrolündeki mevcut Temsilciler Meclisi’nde gerçekleştirilecek.
Massie, azil kararının kabul edilme ihtimalini yüzde 50’nin üzerinde gördüğünü belirtiyor. Demokratların büyük ölçüde destek vermesi beklenen oylamada asıl belirleyici unsur, Cumhuriyetçi vekillerden kaçının parti yönetimine rağmen Hegseth’in azlini destekleyeceği olacak.
Eğer oylama Ocak ayında yeni Kongre’nin göreve başlamasından sonra yapılırsa Demokratların Temsilciler Meclisi’ndeki çoğunluğu sayesinde azil kararı çıkarması çok daha kolay hale gelebilir.
Bununla birlikte Senato’da görevden alma için gerekli 67 oya ulaşılması oldukça zor görünüyor
Hegseth’in geleceği Trump yönetimi için de siyasi bir sınava dönüşüyor
Hegseth’in görevden alınması ya da azil sürecinin başarısız olması, Trump yönetiminin İran savaşı konusundaki siyasi geleceği açısından önemli sonuçlar doğurabilir.
Bir tarafta İran savaşının seçim yenilgisindeki rolünü kabul eden Cumhuriyetçiler, diğer tarafta askeri müdahaleyi savunmaya devam eden Trump yönetimi bulunuyor.
Demokratlar ise Ocak 2027’de Kongre’nin kontrolünü devraldıktan sonra Hegseth’in yönetimini çok daha kapsamlı biçimde incelemeye hazırlanıyor.
Bu incelemelerin yalnızca İran savaşıyla sınırlı kalmayabileceği belirtiliyor. Pentagon’daki üst düzey askeri görevden almalar, Ukrayna politikası ve Latin Amerika açıklarında uyuşturucu kaçakçılığı iddiasıyla gerçekleştirilen ABD askeri saldırıları da gündeme gelebilir.
Temsilciler Meclisi Silahlı Kuvvetler Komitesi’nde Demokratların liderliğini üstlenmesi beklenen Adam Smith, ordunun siyasetten bağımsız yapısının aşındırılması konusunda kapsamlı bir denetim yürüteceklerini açıkladı.




Yorum yaz