image 2026 04 09 18 23 47

Çin’in katlettiği 80 yaşındaki Uygur kadının ailesi de tehlike altında!

İleri yaşına rağmen baskıcı Çin rejimi tarafından işkence merkezine atılan Uygur Türkü kadın, yıllar sonra hayatını kaybetti

2013 yılında yalnızca İslami bir sohbet toplantısına katıldığı gerekçesiyle gözaltına alınan Helçem Pazil, kısa süre sonra ağır bir yargılama sürecinin ardından 17 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Ayrıca bu ceza, şiddet olaylarına karıştığına dair hiçbir delil olmadığı halde verildi. Pazil, en son kayıtlara göre 79 yaşındaydı. Katledildiği tarihte ise 82-83 yaşlarında olduğu tahmin ediliyor.

image 2026 04 09 18 22 39

2019 yılı itibarıyla Sincan’daki Sancı Kadın Hapishanesi’nde tutulduğu bilinen Pazil’in, cezaevi sürecinde sağlık durumunun ağırlaştığı, 2022 yılında “tehlikeli sağlık durumu” içinde olduğu bilgisi dış dünyaya sızdı. Tahliye taleplerine rağmen serbest bırakılmadı. Sonrasında ise kendisinden uzun süre haber alınamadı ve nihayetinde hapishanede hayatını kaybettiği bilgisi ortaya çıktı.

Ölümüne dair resmi bir açıklama yapılmazken, ne zaman ve hangi koşullarda öldüğü belirsizliğini koruyor.

Oğlu da Türkiye’ye gelmişti; Çin’in elinde!

Helçem Pazil’in ölümü, aslında daha geniş bir ailenin yaşadığı büyük bir yıkımın parçası. Oğlu Mehmutjan Memet, 48 yaşında bir iş insanıydı ve Sincan’ın Korla şehrinde armut ihracatı yapan başarılı bir ticari hayatı vardı. Dindar kimliği nedeniyle daha öğrencilik yıllarında baskıya maruz kaldı ve namaz kıldığı için üniversiteden uzaklaştırıldı. Evlendikten sonra ise aile planlaması kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle ağır para cezalarına çarptırıldı.

image 2026 04 09 18 37 33

Aile, artan baskılar nedeniyle 2015 yılında Türkiye’ye taşındı. Daha iyi bir gelecek umuduyla çocuklarının büyük kısmını da beraberinde getirdi. Ancak kısa süre sonra yaşanan bir ziyaret, ailenin kaderini tamamen değiştirdi. Helçem Pazil, oğlunu ziyaret etmek ve hac ibadetini yerine getirmek için yurtdışına çıktıktan sonra Çin’e geri döndüğünde, Mehmutjan Memet de ona eşlik etti. Ülkeye girişte pasaportlarına el konuldu ve bu tarihten sonra süreç hızla karanlık bir hal aldı.

On yıldır temas kuramıyor

2017 yılına kadar eşi Mehmutjan ile WeChat üzerinden iletişim kurabilen Kifaye Ehsan, bu tarihten sonra tüm temasın kesildiğini belirtiyor. 2019 yılında ise Mehmutjan Memet’in “terör bağlantılı suçlar” gerekçesiyle tutuklandığı ve ömür boyu hapis cezasına çarptırıldığı bilgisi ortaya çıktı. Aynı süreçte yalnızca kendisi değil, neredeyse tüm ailesi hedef alındı.

Helçem Pazil’in yanı sıra Mehmutjan Memet’in kardeşleri, gelini ve diğer yakınları da uzun hapis cezalarına mahkûm edildi. Kardeşlerinden Musajan Memet ömür boyu hapse çarptırılırken, kız kardeşleri Melikizat ve Patigul başta olmak üzere birçok aile üyesi Sancı Kadın Hapishanesi’nde tutuldu.

image 2026 04 09 18 36 45

 

Gelini Bostan İbrahim ve diğer akrabaları da benzer şekilde ceza aldı. Ailenin bazı fertlerinin nerede tutulduğu ve ne kadar süreyle ceza aldığı hâlâ bilinmiyor.

Türkiye’ye kaçtı; Çin baskı kuruyor

Ailenin Çin dışındaki tek yetişkin ferdi olan Halchigul Memet ise Türkiye’ye kaçmayı başardı. Çin yönetimi tarafından “firari suçlu” olarak tanımlanan Halchigul, ailenin uğradığı baskıları uluslararası kuruluşlara aktaran başlıca kaynaklardan biri oldu.

Türkiye’de yaşayan Kifaye Ehsan ise yedi çocuğuyla birlikte büyük bir belirsizlik içinde yaşam mücadelesi veriyor. Eşinin sağlık durumunun hızla kötüleştiği, kalp ve karaciğer hastalıklarıyla kritik hale geldiği bilgisi ise ancak 2023 yılında ulaştı.

image 2026 04 09 18 35 59

Cezaevi yetkililerinin de durumun “acil tıbbi müdahale gerektirdiğini” kabul ettiği aktarıldı. Ancak tüm bu gelişmelere rağmen, insani gerekçelerle tahliye talepleri karşılıksız kaldı. Ankara’daki Çin Büyükelçiliği’ne yapılan başvurunun dahi açılmadan geri gönderildiği ifade edildi.

Eşi nerede bilmiyor

Kifaye Ehsan, eşinin hayatta olup olmadığını dahi bilmediğini belirterek aylarca hiçbir haber alamadıklarını söyledi. Sosyal medya ve tanıdıklar aracılığıyla gelebilecek en küçük bir bilgi kırıntısını dahi umutla takip ettiğini dile getiren Ehsan, çocuklarını bu ağır gerçeklikten korumaya çalışsa da yaşananların aile üzerinde derin izler bıraktığı ifade ediliyor.

Okullarda bile çocukların ailelerini anlatmaları istenen derslerde büyük bir sessizlik yaşandığı, çünkü kimsenin gerçekte ne olup bittiğini bilmediği belirtiliyor.

Bölgede yaşayan Müslüman Uygur Türkleri ve diğer Müslüman Türk kökenli toplulukların, dini ve kültürel kimlikleri nedeniyle yoğun bir denetim ve kısıtlamaya maruz bırakılıyor. Uluslararası insan hakları kuruluşları ve akademik çalışmalar, milyonlarca insanın “yeniden eğitim” adı altında kurulan kamplarda veya cezaevlerinde tutulduğunu ortaya koysa da kimse Çin rejiminin bu iki yüzlülüğünü dile getirmiyor.

Tanıklıklara ve çeşitli raporlara göre, bu merkezlerde tutulan kişilerin ağır koşullar altında yaşam mücadelesi verdiği ifade ediliyor. Sağlıksız ortamlar, yetersiz beslenme, sürekli gözetim, kısıtlamalar ve bunların ötesinde de dövülme, tırnakların çekilmesi, kamçılar, elektroşoklar ve uzun süre bağlı durumda bırakma bu hapishanelerin koşullarından yalnızca birkaçı.

İşkence ve baskı yalnızca Doğu Türkistan içinde kalmıyor. Çin rejimi birçok ülkeye diplomatik baskı yaparak ülkelerinde bulundurulan Uygur Müslümanları geri göndertiyor.

Kaynak: Mira Haber, Ajanslar

Bir Cevap Yazın