1750585287501

ABD İran’a karşı köşeye sıkıştı; Irak halkından istihbarat dileniyor!

Irak, 28 Şubat’ta başlayan ABD-İsrail-İran eksenli gerilimin ardından yeniden bölgesel hesaplaşmanın merkezlerinden biri haline geldi. Bu süreçte Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği başta olmak üzere, Erbil’deki diplomatik noktalar ve Amerikan varlıkları art arda roket ve İHA saldırılarının hedefi oldu.

Son haftalarda yoğunlaşan bu saldırılar karşısında Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği, alışılmış güvenlik reflekslerinin dışına çıkan bir adım attı. Washington yönetimi, askeri kapasitesine yaslanmak yerine doğrudan sahadaki topluma yönelerek, saldırıların failleri hakkında bilgi talep etti.

Yapılan açıklamada, Amerikan hedeflerine yönelik saldırıları gerçekleştiren kişi ve grupların bildirilmesi talep edildi. Bilgi paylaşımı karşılığında 3 milyon dolara kadar ödül teklif edilirken, özellikle “İran bağlantılı” yapılar vurgulandı.

Bu çağrı, sahadaki tabloya dair önemli bir ipucu veriyor: mesele yalnızca saldırıların artması değil, aynı zamanda ABD’nin bu saldırıları önleyebilecek etkin bir kontrol mekanizmasına sahip olmayışı. Bu nedenle Washington’un yöneldiği adres, doğrudan yerel muhbirler oldu.

2003’ten bugüne uzanan kırılma

Irak’ın yakın geçmişi düşünüldüğünde, bu çağrının taşıdığı anlam daha da derinleşiyor. 2003 yılında ABD öncülüğünde başlatılan Haçlı işgali, kısa sürede devlet yapısını çökerterek ülkeyi uzun süreli bir istikrarsızlık döngüsüne sürükledi.

Bugün gelinen noktada ortaya çıkan manzara ise dikkat çekici bir tersine dönüşe işaret ediyor. Bir dönem sahayı doğrudan şekillendiren askeri güç, artık aynı sahada kendi diplomatik varlığının güvenliğini bile sağlayamıyor. 

ABD’nin Irak halkından yardım isteyecek noktaya gelmesi, emperyal aklın geldiği acziyetin somut bir göstergesi. Bir zamanlar F-16’larla, Apache helikopterleriyle ve Özel Kuvvetleriyle korku salan süper güç, şimdi bir elçilik duvarına isabet eden İHA’lar karşısında istihbarat dilenmek zorunda kalıyor.

Sahada değişen denge ve yeni yöntemler

ABD’nin bu hamlesi, klasik askeri caydırıcılığın ötesine geçilerek daha çok istihbarat ve yerel iş birliklerine dayalı bir stratejiye yönelindiğini gösteriyor. 

Bu tablo, yalnızca ABD’nin Irak’taki çaresizliğini değil, aynı zamanda emperyal politikaların geldiği son durağı gösteriyor: işgalciler, işgal ettiği topraklarda şimdi muhbirlere muhtaç.

Bir yanda devam eden saldırılar, diğer yanda bu saldırılar karşısında değişen yöntemler… Tüm bunlar bir araya geldiğinde, Ortadoğu sahasında güç dengelerinin yeniden şekillendiğini gösteren dikkat çekici bir tablo ortaya çıkıyor.

Kaynak: Mira Haber 

Bir Cevap Yazın