image 2026 08 10 13 12 21

“Burası benim toprağım”: Çin’in arazi gaspı kamerada!

"Burası benim toprağım": Çin'in arazi gaspı kamerada!

Çin’in Uygur Türklerine yönelik politikaları yalnızca gözaltı merkezleri, zorla çalıştırma ve kültürel baskıyla sınırlı kalmıyor

İşgal altındaki Doğu Türkistan’da Uygur çiftçilerin geçim kaynaklarını oluşturan tarım arazileri ve meyve bahçeleri üzerindeki baskının da giderek sıradanlaşan bir uygulamaya dönüştüğü bildiriliyor.

Sosyal medyada yayılan görüntülerde Çin rejimine bağlı olduğu belirtilen yetkililerin Uygur bir çiftçinin arazisine geldiği görülüyor. Toprağının elinden alınmasını engellemeye çalışan çiftçi ise görevlilerin karşısında gözyaşlarına hakim olamıyor.

Çiftçinin çaresizce arazisini korumaya çalışması, Doğu Türkistan’da Uygur halkının toprakları üzerindeki kontrolünü kaybetmesine ilişkin yıllardır gündeme gelen raporları yeniden hatırlattı.

Çünkü Uygur çiftçilerin tarım arazileri ve meyve bahçelerinin ellerinden alınmasına ilişkin örnekler yeni değil. 17 yıl önce 2009 yılında Gulca çevresinde Uygur çiftçilerin yıllarca emek vererek oluşturduğu meyve bahçelerinin kira süreleri dolmadan geri alınması gündeme gelmiş, yerel makamlar bahçelerin daha sonra Çin’in diğer bölgelerinden gelecek iş insanlarına açık artırmayla verileceğini açıklamıştı.

Bazı çiftçiler kendilerine teklif edilen tazminatların arazilerin gerçek değerinin çok altında olduğunu belirtmişti.

Arazilerinde söz sahibi değiller

Bugün tartışmanın boyutu ise daha da geniş. Son yıllarda yayımlanan araştırmalar, Uygur çiftçilerin arazi kullanım haklarının büyük ölçekli tarım işletmelerine devredilmesi ve küçük çiftçilerin kendi topraklarında ücretli işçilere dönüşmesi yönündeki uygulamalara dikkat çekiyor.

Bu sistemde arazinin her zaman doğrudan bir Uygurdan alınıp başka bir kişiye tapulanması gerekmiyor. Arazi kullanım hakkının devlet destekli şirketlere veya büyük tarım işletmelerine aktarılması da aynı ekonomik sonucu doğurabiliyor.

Bu dönüşümde Çin Komünist Partisi’ne bağlı Sincan Üretim ve İnşaat Birlikleri’nin, yani Bingtuan’ın rolü özellikle dikkat çekiyor. Bingtuan, Doğu Türkistan’da geniş tarım alanlarını kontrol eden ve bölgenin demografik ve ekonomik yapısının dönüştürülmesinde onlarca yıldır kullanılan devlet bağlantılı dev bir yapı olarak öne çıkıyor.

Haberin Arka Planı

Han Çinlilerinin bölgeye yerleştirilmesi ve büyük ölçekli tarımsal üretimin genişletilmesiyle birlikte Uygur köylülerinin geleneksel ekonomik düzeni giderek daha fazla baskı altında kalıyor.

Kendi bahçelerinde işçi oluyorlar

Ortaya çıkan tablo, basit bir “tarım reformu” tartışmasının çok ötesine geçiyor. Bir tarafta nesiller boyunca aynı toprağı işleyen Uygur aileleri, diğer tarafta devlet destekli büyük tarım işletmeleri ve bölgeye yerleştirilen Han Çinlileri bulunuyor. Toprağını kaybeden Uygur çiftçinin ise kimi zaman kendi eski arazisinde işçi olarak çalışmak zorunda kaldığına ilişkin araştırmalar bulunuyor.

İşgalci Çin rejimi ise bu uygulamaları “yoksulluğun azaltılması”, “tarımın modernleştirilmesi”, “mekanizasyon” ve “kırsal kalkınma” politikalarıyla açıklıyor. Pekin, Uygurların sistematik biçimde topraklarından edildiği yönündeki suçlamaları reddediyor.

Ancak Doğu Türkistan’dan gelen görüntüler ve yıllar içinde belgelenen vakalar, Uygur çiftçilerin toprakları üzerindeki haklarının ciddi biçimde aşındırıldığına ilişkin tabloyu güçlendiriyor.

Toprağını kaybeden yalnızca bir çiftçi değil; kendi yurdunda ekonomik bağımsızlığını kaybeden bir halk var.

Kaynak: Mira Haber

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir