trumğ slman

Washington, İsrail’i masada yalnız bıraktı! Riyad’la nükleer anlaşma imzalandı

ABD yönetimi, Suudi Arabistan ile İsrail’le normalleşme şartı aramadan 30 yıllık kapsamlı bir sivil nükleer işbirliği anlaşmasına imza attı. Onlarca milyar dolarlık projeyi kapsayan anlaşma, Washington’un Riyad politikasında son yılların en dikkat çekici geri adımlarından biri olarak değerlendirilirken, İsrail’in bölgesel önceliklerinin ilk kez böylesine büyük bir stratejik anlaşmada ikinci plana itilmesi dikkat çekti.

Anlaşma kapsamında Amerikan şirketleri Suudi Arabistan’da nükleer altyapı inşa edecek. Ayrıca ülkede kurulması planlanan uranyum zenginleştirme tesisinin tamamen ABD’nin teknolojik ve operasyonel kontrolünde faaliyet göstermesi öngörülüyor. Taraflar iki yıl içinde Suudi Arabistan’ın sivil enerji amacıyla kendi uranyumunu zenginleştirmesinin gerekli olup olmadığına karar verecek. Washington bu ihtiyacın doğrulanması halinde projeyi hayata geçirecek, aksi durumda ise Riyad on yıl boyunca başka ülkelerle benzer bir tesis kurmamayı taahhüt edecek.

Anlaşmanın temel hedeflerinden birinin, Rusya ve Çin’in Suudi Arabistan’ın nükleer programında etkili olmasının önüne geçmek olduğu belirtiliyor. Böylece ABD, hem Körfez’deki nüfuzunu yeniden tahkim etmeyi hem de küresel rakiplerini bölgeden uzak tutmayı amaçlıyor.

Ancak anlaşmayı asıl tartışmalı hale getiren unsur, Riyad’ın uluslararası alanda “altın standart” olarak görülen nükleer yükümlülükleri üstlenmemesi oldu. Amerikan basınında yer alan bilgilere göre Suudi Arabistan, uranyum zenginleştirme ve plütonyum işleme faaliyetlerinden kalıcı olarak vazgeçmeyi kabul etmediği gibi, UAEA’nın daha sıkı denetim mekanizmalarını içeren Ek Protokol’e de imza atmadı. Buna rağmen Washington’un anlaşmayı hayata geçirmesi, nükleer alanda yıllardır savunduğu ilkelerle çeliştiği yönünde eleştirilere neden oldu.

İsrail’de ise anlaşma büyük rahatsızlık oluşturdu. Siyasi çevreler ve medya, Suudi Arabistan’a tanınan ayrıcalıkların bölgede yeni bir emsal oluşturacağını savunarak, Türkiye, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve diğer ülkelerin de benzer hakları talep edebileceğine dikkat çekti.

Anlaşmanın en dikkat çekici siyasi sonucu ise ABD’nin, Suudi Arabistan’ın İsrail ile normalleşmesini ön şart olmaktan çıkarması oldu. Joe Biden döneminde Riyad’a dayatılan bu şartın Donald Trump yönetimi tarafından rafa kaldırılması, Washington’un bölgesel önceliklerinde önemli bir değişime işaret etti. Böylece ilk kez ABD ile Suudi Arabistan arasında imzalanan böylesine kapsamlı bir stratejik anlaşma, İsrail’in tanınması şartı olmadan hayata geçirilmiş oldu.

Uzmanlar, bu adımın yalnızca ABD-Suudi Arabistan ilişkilerinde yeni bir dönemin kapısını aralamadığını, aynı zamanda yıllardır Washington tarafından bölgesel diplomasi modelinin merkezine yerleştirilen “Abraham Anlaşmaları” stratejisine de ciddi bir darbe vurduğunu değerlendiriyor. Bu gelişme, ABD’nin İsrail merkezli bölgesel denklem yerine jeopolitik ve ekonomik çıkarlarını önceleyen daha pragmatik bir çizgiye yöneldiği şeklinde yorumlanıyor.

Kaynak: Mira Haber

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir