Türkiye, nüfus yapısını hızla değiştiren bir demografik dönüşümden geçiyor. Yaşlı nüfus artarken doğum oranları düşüyor, boşanmalar yükseliyor ve geleneksel geniş aile yapısı küçülüyor. Benzer bir dönüşüm dünyanın çok sayıda ülkesinde de yaşanırken, bu tablo gelecekte yaşlı ve bakıma muhtaç nüfusun nasıl destekleneceği sorusunu gündeme taşıyor.
TÜİK verilerine göre 65 yaş ve üzerindeki nüfus 2020’de 7 milyon 953 bin iken 2025’te 9 milyon 583 bine yükseldi. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payı da yüzde 9,5’ten yüzde 11,1’e çıktı.
Buna karşılık 2025’te 895 bin 374 canlı doğum gerçekleşirken toplam doğurganlık hızı 1,42’ye geriledi. Bu oran, nüfusun kendini yenilemesi için kabul edilen 2,10 seviyesinin oldukça altında.
Aile yapısındaki değişim de dikkat çekiyor. 2025’te 193 bin 793 çift boşandı. Yaşlı nüfus artarken doğumların azalması ve ailelerin küçülmesi, gelecekte yaşlı bakımının aile içerisinde karşılanmasını da zorlaştırıyor.
Bu tablo yalnızca Türkiye’ye özgü değil. Avrupa’dan Doğu Asya’ya kadar birçok ülkede doğurganlık oranları düşerken yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payı artıyor. Geleneksel geniş aile yapısının zayıflaması da bakım yükünün giderek ailelerden kamuya ve profesyonel bakım sistemlerine kaymasına neden oluyor.
Türkiye açısından ise hızlı düşen doğurganlık, yaşlanan nüfus ve küçülen aile yapısı, uzun dönemli bakım ihtiyacını önümüzdeki yılların önemli sosyal politikalarından biri haline getiriyor.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.
