Takvimler 11 Eylül 2001’i gösterdiğinde, Amerika Birleşik Devletleri kendi topraklarında tarihinin hiç beklenmeyen ve en ağır saldırılarından biriyle karşı karşıyaydı

11 Eylül sabahı El Kaide bağlantılı 19 kişi tarafından kaçırılan dört yolcu uçağı, kısa süre içinde ABD hükümetine tarihin en büyük kayıplarından birini yaşatacak ve ülkenin tarihini “öncesi ve sonrası” olarak ikiye bölecekti.
Kaçırılan uçaklardan ikisi New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’nin İkiz Kuleleri’ne çarptı. Bir diğer uçak Washington yakınlarındaki Pentagon’u hedef alırken, dördüncü uçak Pensilvanya’da düştü.
Saldırılar sonucunda yaklaşık 3 bin kişi hayatını kaybetti, binlerce kişi ise yaralandı. Dünya Ticaret Merkezi’nin iki kulesi, uçakların çarpmasının ardından çıkan yangınlar ve yapısal hasarın etkisiyle saatler içinde çöktü.
ABD’nin dünyaya övündüğü lüks şehir Manhattan’ın finans merkezi, kısa sürede enkaz, duman ve kaosun hâkim olduğu bir bölgeye dönüştü.
Yaşananlar, ABD’nin modern tarihinde kendi topraklarında karşılaştığı en büyük güvenlik krizlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Saldırıların görüntüleri dünyanın dört bir yanında canlı yayınlarla izlenirken, olay yalnızca ABD’de değil, uluslararası siyasette de uzun yıllar sürecek yeni bir dönemin başlangıcı oldu.
El Kaide’nin üstlenmesi
Saldırıların hemen ardından ABD, eylemlerin arkasında El Kaide’nin bulunduğunu öne sürdü. Dönemin El Kaide lideri Usame bin Ladin, ilk açıklamalarında saldırılara ilişkin doğrudan bir sorumluluk üstlenmedi. Ancak daha sonraki yıllarda yaptığı açıklamalarda ve yayımlanan mesajlarda, saldırıların El Kaide tarafından gerçekleştirildiğini doğruladı.
Usame Bin Ladin ve El Kaide, saldırıları ABD’nin dış politikasına, özellikle de Washington yönetiminin İsrail’e verdiği desteğe ve Müslüman ülkelerdeki askerî varlığına karşı yürütülen bir mücadele olduğunun altını çizdi.
Bin Ladin’in saldırılara ilişkin çeşitli açıklamalarında ABD’nin Filistin ve Lübnan’daki gelişmelere yönelik politikaları ile bölgedeki askerî faaliyetleri öne çıktı.
11 Eylül’ün ardından başlayan işgal dönemi
Saldırıların ardından dönemin ABD Başkanı George W. Bush yönetimi, ‘Teröre Karşı Savaş’ olarak adlandırılan küresel askerî ve güvenlik politikalarını başlattı. Bu sözde politikalar ise, Afganistan ve Irak‘ın işgalinin meşrulaştırılmasından ibaretti.
ABD öncülüğündeki kuvvetlerin 7 Ekim 2001’de Afganistan’a yönelik işgal operasyonlarını başlatmasıyla Taliban yönetimi kısa süre içinde başkent Kabil dahil olmak üzere ülkenin büyük bölümündeki kontrolünü kaybetti.
Afganistan’daki işgal ve uluslararası varlık, yaklaşık yirmi yıl boyunca halkı sömürmeye devam etti.
Washington yönetimi 2003 yılında ise bu kez Irak’a askerî müdahalede bulundu. Irak’ın kitle imha silahlarına sahip olduğu yönündeki iddialar, işgalin temel gerekçeleri arasında gösterildi.
Irak savaşı ve sonrasında yaşanan çatışmalar yüz binlerce insanın ölümüne, milyonlarca kişinin yerinden edilmesine ve ülkenin uzun süreli bir istikrarsızlık dönemine sürüklenmesine yol açtı. Bu süreçte ABD’nin işgal askerlerinin insanlık dışı müdahaleleri, halk nezdinde bir daha kapanmayacak derin yaralar bıraktı.
Bugün, 11 Eylül 2001 saldırılarının üzerinden 25 yıl geçti. O gün İkiz Kuleler’e yönelen uçaklar ve Manhattan’ı kaplayan duman, aradan geçen yıllara rağmen ABD’yi tedirgin etmeye devam ediyor.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.
