Başörtü bu kadar aşağılanmamıştı.. “Tesettür” defilesinde teşhire dair her şey!

İstanbul Galataport’ta düzenlenen İmannoor isimli eşarp markasının 2026-2027 Sonbahar/Kış koleksiyonu defilesi, “tesettür” kavramının nasıl içinin boşaltıldığını bir kez daha gözler önüne serdi

“Modern Kontrast” adıyla gerçekleştirilen organizasyonda başörtüsü, dinî bir örtünme vecibesinin parçası olmaktan çıkarılarak podyumun, modanın, şöhretin ve gösterinin bir unsuru haline getirildi.

Yaklaşık 70 modelin 110 farklı görünümle podyuma çıktığı gecede sözde “başörtülü” kombinler sergilendi. Ancak ortaya çıkan görüntüler, İslam’ın tesettür anlayışıyla ciddi biçimde çelişen bir tabloyu gözler önüne serdi.

Podyuma çıkan modellerde başörtüsünün saçları ve boynu örten, vücut hatlarını gizleyen bir tesettür anlayışının gereği gibi kullanılmadığı; örtünün adeta kıyafetin tamamlayıcı bir aksesuarına dönüştürüldüğü görüldü.

Ortaya çıkan tablo karşısında şu soruyu tekrar gündeme getiriyor: Tesettür artık moda sektörünün yeni pazarlama malzemesi mi?

Mankenler adeta dalga geçti!

Üstelik gecede yapılan bazı açıklamalar tartışmayı daha da büyüttü. Defilede yer alan sözde modellerden bazılarının, başörtüsünün “kapalı olmayanlar tarafından da takılabileceği” yönündeki ifadeleri, meselenin dinî bir vecibe olmaktan çıkarılıp tamamen kişisel bir moda tercihi seviyesine indirgenmek istendiğini gösterdi.

Oysa İslam’da tesettür, podyumda sergilenecek bir moda trendi veya kişinin istediği zaman takıp istediği zaman çıkarabileceği sıradan bir aksesuar değildir. Müslüman kadın için başörtüsü, Allah’ın emrettiği örtünmenin bir parçasıdır.

Tesettürün ölçüleri yalnızca başa bir örtü yerleştirmekten ibaret değildir. Örtünün vücudu teşhir etmeyen, dikkat çekici biçimde bedeni ortaya koymayan ve örtünme maksadını gerçekleştiren bir kıyafetle birlikte olması gerekir.

Gecenin sunuculuğunu yapan Burcu Esmersoy’un da başörtüsü yerine sürekli olarak “türban” ifadesini kullanması dikkat çekti. Esmersoy, kendisine bağlanan örtüden söz ederken “Türbanı bağlarken bir sanat olduğunu fark ettim” ifadelerini kullandı.

Böylece İslam’ın örtünme emri, bir ibadet ve kulluk meselesinden ziyade estetik bir “sanat” olarak tarif edilmiş oldu.

Ebru Şallı’nın açıklaması da gecenin anlayışını özetleyen başka bir ayrıntıydı. Şallı, kendisine verilen başörtüsünü “pilateste kullanacağını” söyleyerek örtüyü bir tesettür unsurundan ziyade günlük hayatın herhangi bir aksesuarı gibi değerlendirdi.

Fakat gecenin en çarpıcı görüntüsü bununla da sınırlı kalmadı.

“Başörtü” defilesinde Hadise konseri…

Sözde tesettür defilesinin finalinde sahneye Hadise çıktı.

İslami tesettür iddiasıyla düzenlenen bir moda organizasyonu, başörtülü modellerin podyumda yürüdüğü bir gösteriden pop konserine dönüştü. Hadise’nin sahne aldığı gecede moda, şöhret ve eğlence aynı organizasyonda bir araya getirildi.

Başörtüsü Allah’ın emrettiği bir örtünme olmaktan çıkarılıp podyum ışıkları altında bir moda nesnesine dönüştürülürken, aynı gösterinin finalinde tesettür anlayışıyla bağdaşmadığı düşünülen bir sahne performansının yer alması nasıl açıklanacak?

Kutsallık taşıyan başörtüsü artık bir ibadet olarak değil; koleksiyonun rengine, kıyafetin modeline, podyum koreografisine ve ünlülerin imajına göre şekillendirilen bir moda unsuru olarak sunuluyor.

Üstelik zaten ürünlerini akıl almaz fahiş fiyatlara satan İmannoor’un “muhafazakar moda” çizgisinde faaliyet gösteren bir marka olarak konumlandırılması, bu çelişkiyi daha da görünür hale getiriyor. 

Tesettürün amacı dikkat çekmek değil, örtünmektir. Başörtüsünün amacı podyumda estetik bir görüntü oluşturmak değil, Allah’ın emrine uymaktır. Dolayısıyla başörtüsünü alıp onu defilenin ana aksesuarına çevirmek, ardından “kapalı olmayanlar da takabilmeli” anlayışını normalleştirmek ve gecenin finalinde bir pop yıldızının konserini gerçekleştirmek, tesettürün dini anlamının moda endüstrisi içerisinde nasıl aşındırıldığını açık biçimde ortaya koymaktadır.

Kaynak: Mira Haber

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir