photo 2026 09 05 21 51 45

Köylerden yatılı okullara… Uygur çocukların dinini değiştiren asimilasyon!

Çin’in kendi resmi belgeleri, Uygur çocuklarının eğitim sisteminin yıllar içerisinde nasıl merkezi bir devlet politikasına dönüştürüldüğünü gözler önüne seriyor

Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde Uygurlara yönelik politikaların boyutu yeni belgelerle bir kez daha gündeme geldi. 3 Eylül’de Bitter Winter tarafından yayımlanan kapsamlı bir araştırma, Pekin’in Uygur çocuklarının eğitimini yalnızca okul ve eğitim politikası olarak değil, “uzun vadeli istikrar”, ulusal kimlik ve ekonomik dönüşüm hedefleriyle birlikte ele aldığını ortaya koydu.

Üstelik araştırmanın dayandığı belgelerin önemli bir bölümü Çin yönetiminin kendi resmi planlarından oluşuyor.

Sincan’ın 2010-2020 Orta ve Uzun Vadeli Eğitim Reformu ve Kalkınma Planı, eğitimi bölgenin ekonomik kalkınmasıyla birlikte “uzun vadeli istikrar” hedefiyle ilişkilendiriyor. Belgede, etnik azınlıklara mensup öğrencilerin Mandarin merkezli iki dilli eğitim sistemine dahil edilmesi için son derece yüksek hedefler belirleniyor. 2020 yılına kadar azınlık öğrencilerinin yüzde 90’ından fazlasının bu sistem kapsamına alınması planlanıyor.

Kağıt üzerinde “iki dilli eğitim” olarak adlandırılan bu sistemde ise Mandarin’in ağırlığı giderek artırılıyor. Böylece mesele yalnızca bir çocuğun ikinci bir dil öğrenmesi olmaktan çıkıyor; çocuğun eğitim gördüğü dil, aldığı dersler, yetiştiği sosyal çevre ve ileride çalışacağı sektör aynı devlet politikası içerisinde şekillendiriliyor.

Köyünden alınan çocuk, yatılı okula gönderiliyor

Pekin’in eğitim politikalarının en tartışmalı ayağını ise yatılı okullar oluşturuyor.

Çin yönetimi, özellikle dağlık ve kırsal bölgelerdeki küçük okulların kapatılarak öğrencilerin merkezi yatılı okullara taşınmasını “eğitim kalitesini artırma” ve “fırsat eşitliği” gerekçeleriyle savunuyor. Ancak bunun Uygur toplumundaki sonucu çok daha ağır.

Bitter Winter‘ın aktardığı resmi verilere göre yalnızca Akto ilçesinde 2014’ten itibaren dört uzak dağlık beldedeki 63 eğitim noktası birleştirildi veya kapatıldı. Bunun ardından tarım ve hayvancılıkla geçinen ailelerin 3.181 çocuğu merkezi bir yatılı okulda eğitim görmeye başladı.

Bu çocuklar artık günün büyük bölümünü kendi köylerinde, ailelerinin yanında ve kendi toplumsal çevrelerinde geçirmiyordu.

Rejimin oluşturduğu yatılı eğitim düzeni, çocukların yaşamının önemli bölümünü ailelerinden uzakta geçirmesine neden oluyordu.

Çin rejimi ise bu uygulamanın zorunlu olmadığını, ailelerin yatılı eğitimi seçebildiğini ve çocukların aileleriyle iletişim kurabildiğini savunuyor. Ancak aileler okulları seçebilse bile okullardaki asimilasyon değişmiyor.

Çocuklar siyasi olarak da şekillendiriliyor

Sistemin en dikkat çekici yönlerinden biri, eğitim politikalarının siyasi ve ideolojik hedeflerle açık biçimde ilişkilendirilmesi.

Çin’in resmi eğitim planlarında öğrencilerin “Çin ulusuna”, “Çin kültürüne”, “ana vatana” ve Çin Komünist Partisi’nin belirlediği sosyalizm anlayışına bağlılığının güçlendirilmesinden söz ediliyor.

Müslüman Uygur çocuklarında “Çin ulusu bilinci” oluşturulması, siyasi ve hukuki bilincin geliştirilmesi, Marksist düşüncenin öğretilmesi ve ateist eğitim verilmesi de eğitim sisteminin hedefleri arasında yer alıyor.

Başka bir ifadeyle Pekin’in modeli yalnızca “Uygur çocuklarına Mandarin öğretmek” değil. Çocuğun hangi dili konuşacağı, hangi tarihi ve kültürel çerçeveyi benimseyeceği, hangi siyasi kimlikle yetişeceği ve ileride hangi ekonomik sistem içerisinde çalışacağı aynı devlet projesinin parçaları haline getiriliyor.

Binlerce çocuk Sincan’dan Çin’in iç bölgelerine gönderildi

Pekin’in uygulamaları Sincan’la da sınırlı kalmadı. Çin, 2000 yılından itibaren Sincan’daki öğrencileri ülkenin doğu ve orta kesimlerindeki okullara gönderen “İç Kesim Sincan Liseleri” programını uygulamaya koydu.

Öğrenciler yatılı olarak Çin’in farklı kentlerinde eğitim gördü. Program Pekin, Şanghay, Tianjin, Nanjing, Hangzhou, Guangzhou, Shenzhen, Dalian, Qingdao, Ningbo, Suzhou ve Wuxi gibi kentlere kadar yayıldı.

Çin Eğitim Bakanlığı’nın belgelerinde bu öğrencilerin Mandarin dilinde eğitim görmesi öngörülüyordu.

Bitter Winter‘ın Çin devlet medyasından aktardığı verilere göre 2015 yılına gelindiğinde iç bölgelerdeki lise programlarına toplam 80 binden fazla öğrenci kabul edilmişti. Aynı yıl yaklaşık 34 bin öğrenci, Çin’in 45 şehrindeki 93 okulda eğitim görüyordu.

Sincan’ın kendi içerisindeki yatılı eğitim sistemi de aynı dönemde büyütüldü.

Bazı okullarda öğrencilerin yaşamları son derece sıkı kurallara bağlandı. Bitter Winter‘ın aktardığı örneklerde öğrencilerin yılın yaklaşık 330 gününü yatılı okulda geçirdiği, telefon kullanımının sınırlandırıldığı ve kampüsten çıkışların sıkı biçimde kontrol edildiği belirtiliyor.

Asimilasyon politikası 2017’de başlamadı

Uygurlara yönelik Çin politikaları özellikle 2017 sonrasında dünyanın gündemine girdi. Fakat belgeler, eğitim ayağının çok daha önceden inşa edildiğini gösteriyor.

Mandarin’in yaygınlaştırılması, köy okullarının merkezileştirilmesi, yatılı eğitim ve öğrencilerin Çin’in iç bölgelerine gönderilmesi gibi politikaların önemli bölümü 2017 öncesinde zaten uygulanmaya başlamıştı.

2017 sonrasında ise Sincan’daki güvenlik politikaları sertleşti ve eğitim sistemi de çok daha geniş bir toplumsal kontrol mekanizmasının içerisinde değerlendirilmeye başlandı. Bu nedenle bugün ortaya çıkan tabloyu yalnızca son yıllarda yaşanan gelişmelerle açıklamak eksik kalıyor.

Pekin’in çocuklar üzerinden yürüttüğü dönüşüm politikası yıllar içerisinde adım adım kurulmuş bir sistemi açıkça gözler önüne seriyor.

Okuldan fabrikaya uzanan zincir…

Sistemin bir diğer dikkat çekici ayağı ise mesleki eğitim.

Çin’in resmi belgelerinde mesleki eğitim, bölgesel ekonomik kalkınma ve “uzun vadeli istikrar” politikalarıyla birlikte ele alınıyor. Kırsal nüfusa yönelik iş gücü transferi eğitimleri, mesleki beceri programları ve işletmelerle bağlantılı eğitim modelleri geliştiriliyor.

Bu düzen içerisinde eğitim hayatının sonunda öğrencinin hangi sektörde çalışacağı da devletin ekonomik planlamasının konusu haline geliyor.

Çocukların eğitimi, siyasi kimliklerinin şekillendirilmesi, mesleki beceriler kazanması ve ekonomik sisteme dahil edilmesi aynı kalkınma ve istikrar anlayışının parçaları olarak tasarlanıyor.

BM’den Pekin’e açık uyarı: “Zorla asimilasyon riski”

Birleşmiş Milletler insan hakları uzmanları da 2023’te Sincan’daki yatılı okul sistemi konusunda alarm vermişti.

BM uzmanları, Uygur ve diğer azınlık çocuklarının ailelerinden ve topluluklarından ayrılması, eğitimde Mandarin’in baskın hale gelmesi ve Uygurcanın eğitim dili olarak kullanımının sınırlanması konusunda ciddi endişelerini açıkladı.

Uzmanlara göre bu politikalar, çocukların kendi kültürel, dini ve dilsel bağlarından koparılması ve zorla asimilasyona uğraması riskini taşıyor.

Çin ise bu suçlamaları reddediyor. Pekin rejimi, yatılı okulların coğrafi şartlar ve eğitim imkanlarının eşitlenmesi nedeniyle oluşturulduğunu, ailelerin çocuklarını yatılı olarak okutmayı kendilerinin tercih ettiğini savunuyor. Ayrıca rejim, binlerce kanıtın aksine Uygurca ve diğer azınlık dillerinin okutulduğunu ve bu dillerde ders kitaplarının bulunduğunu iddia ediyor.

Kaynak: Mira Haber

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir