ABD Başkanı Donald Trump, Suudi Arabistan ile imzalanacağı duyurulan Amerikan-Suudi sivil nükleer anlaşmasının şartlarını, İsrail’den yükselen itirazların ardından 24 saat dolmadan değiştirdi. Başlangıçta İsrail ile normalleşme şartı olmadan sunulan anlaşma, kısa sürede “Nükleer iş birliği ancak Suudi Arabistan’ın İsrail’i resmen tanıması halinde gerçekleşecek.” formülüne geri döndü.
Washington’un “barışçıl nükleer enerji” söylemi böylece bir kez daha yerini siyasi pazarlığa bıraktı. Dün teknik iş birliği olarak tanıtılan anlaşma, bugün Tel Aviv’in onayına endekslenen diplomatik bir koz haline geldi. Yapılan yorumlarda, Beyaz Saray’da nükleer güvenlik kriterlerinden önce İsrail’in siyasi hassasiyetlerinin dikkate alındığı belirtiliyor.
İsrail medyası ve siyasetçilerinden gelen eleştirilerin ardından Beyaz Saray’ın saatler içinde geri adım atması, ABD’nin Ortadoğu politikasında dümenin ne kadar hızlı kırılabildiğini gözler önüne serdi. Stratejik değeri milyarlarca doları bulan bir anlaşmanın kaderi; teknik yeterlilik, güvenlik standartları veya enerji ihtiyacından çok, Riyad’ın Tel Aviv ile el sıkışmaya ne kadar yakın olduğuna bağlandı.
Trump’ın son açıklamasına Suudi Arabistan’dan henüz resmi bir yanıt gelmedi. Ancak Riyad bugüne kadar, İsrail ile normalleşmenin ancak bağımsız Filistin devletinin kurulmasıyla mümkün olacağını defalarca vurgulamıştı.
Son gelişme, Washington’un nükleer teknolojiyi yalnızca enerji alanında bir iş birliği olarak değil, siyasi taviz koparmanın ve bölgesel dengeleri kendi öncelikleri doğrultusunda şekillendirmenin bir aracı olarak kullandığı yönündeki eleştirileri yeniden alevlendirdi. Dün “şartsız” denilen anlaşmanın bugün yeni bir siyasi koşula bağlanması ise, Beyaz Saray’ın ilkelerden çok tepkilere göre hareket ettiği yorumlarını güçlendirdi.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.
