Tarihte 455 yıl önce bugün: İnebahtı Deniz Savaşı

7 Ekim 1571’de Osmanlı donanması ile Haçlı karakterli “Kutsal İttifak” donanması, Yunanistan’ın batısındaki İnebahtı (Lepanto) Körfezi açıklarında karşılaştı. Osmanlı tarihinin en ağır deniz yenilgilerinden biri olan savaş, aynı zamanda Osmanlı’nın bu yenilgiyi ne kadar hızlı telafi ettiğiyle de tarihe geçti.
Savaşın arka planı: Kıbrıs
Osmanlı Devleti 1570’te Venedik’in elindeki Kıbrıs’a sefer düzenledi ve adayı fethetti. Bunun üzerine Papalık öncülüğünde İspanya ve Venedik bir araya gelerek Kutsal İttifak’ı kurdu. İttifak donanmasının komutanı, İspanya Kralı II. Felipe’nin kardeşi Don Juan de Austria idi.
Savaş
Osmanlı donanmasına Kaptan-ı Derya Müezzinzâde Ali Paşa komuta ediyordu. Çetin geçen çarpışmada Ali Paşa şehit düştü ve Osmanlı donanmasının büyük bölümü kaybedildi. Sol kanadı yöneten Uluç Ali Reis, kendi gemilerini düzenli biçimde kurtararak İstanbul’a döndü. Bu başarısı üzerine kaptan-ı deryalığa getirildi ve “Kılıç Ali Paşa” adıyla anıldı.
Bir kışta yeni donanma
Yenilginin ardından Sadrazam Sokullu Mehmed Paşa’nın yönetiminde tersanelerde olağanüstü bir seferberlik başlatıldı. Ertesi bahar Osmanlı, yeni bir donanmayı denize indirmeyi başardı. Kaynaklarda Sokullu’nun Venedik elçisine, Kıbrıs’ın alınmasını “kol kesmeye”, İnebahtı’yı ise “sakal tıraşına” benzettiği aktarılır.
Sonuç da bunu doğruladı: Kutsal İttifak zaferini kalıcı bir kazanıma dönüştüremedi, Venedik 1573’te imzalanan barışla Kıbrıs’ı Osmanlı’ya bıraktı ve üstelik savaş tazminatı ödemeyi kabul etti.
Bugüne bakış: Gelinen nokta ve çıkarılacak ders
İnebahtı’da donanmasını kaybeden Osmanlı, yasa boğulmadı; bir kış içinde tersanelerini çalıştırıp yeni bir donanma kurdu ve Kıbrıs’ı elden çıkarmadı. Gücün ve teşkilatın ümmetin kendi elinde olduğu bir dönemdi bu. Bugün ise İslam dünyası, savunmasından teknolojisine kadar çoğu alanda başkalarına muhtaç; silahını, gemisini, hatta yiyeceğini dışarıdan alıyor.
Yüce Allah, “Onlara karşı gücünüz yettiğince kuvvet hazırlayın” (Enfâl, 8/60) buyurarak hazırlığı bir emir olarak koymuştur. İnebahtı’nın asıl dersi, yenilginin değil teslimiyetin felaket olduğudur. Bir mağlubiyetten sonra ayağa kalkan bir ümmetle, kendi gücünü üretmeyi bırakıp başkasının insafına kalmış bir ümmet arasındaki fark, bugün Müslümanların hâlinde açıkça görülüyor.
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, “İnebahtı Savaşı”, “Kılıç Ali Paşa” ve “Sokullu Mehmed Paşa” maddeleri; İdris Bostan, Osmanlı denizcilik tarihi çalışmaları. Görsel: İnebahtı Savaşı tablosu, 16. yüzyıl (Wikimedia Commons, kamu malı).




Yorum yaz