Sems TV Sara.jpeg

Şems TV’den Şam’a sansür.. Şara röportajı neden yayınlanmadı?

Şems TV, Şaraa Röportajını Neden Yayınlamadı?

Barzani’ye yakınlığıyla bilinen Şems TV’nin, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şaraa ile gerçekleştirdiği röportajı yayınlamaktan son anda vazgeçmesi bölge medyasında tartışma yarattı. Buna göre, iptalin ardından Suriye medyası röportajın bazı bölümlerini kamuoyuyla paylaştı. Yayınlanmama gerekçesine dair Erbil merkezli Şems TV’den resmî ve ayrıntılı bir açıklama yapılmazken, kararın siyasi hassasiyetler ve röportajda yer alan ifadelerin yol açabileceği yankılarla bağlantılı olduğu değerlendiriliyor.

Röportajda Şaraa, Halep’in Şeyh Maksud mahallesinde yaşanan çatışmaların seyrine dair ayrıntılı açıklamalarda bulundu; operasyonların sivillerin tahliyesi tamamlandıktan sonra ve “uluslararası hukuk” vurgusuyla yürütüldüğünü savundu. Ayrıca Fransa ve ABD’nin arabuluculuk girişimlerine değinerek, silahlı grupların çekilmesini öngören planların sahada karşılık bulmadığını ileri sürdü.

Suriye basınının servis ettiği söz konusu röportajda Şaraa’nın Halep çatışmalarına ilişkin değerlendirmeleri:

İlk olarak, Halep mahallelerine yönelik saldırıların başlangıcı, Şeyh Maksud mahallesindeki silahlı gruplar tarafından başlatıldı. Dronlarla ve komşu mahalleleri bombalayarak saldırılara başladılar. Biz, mahalledeki sivillerin %90’ından fazlası tahliye edilene kadar askeri operasyona başlamadık. Ardından, böylesine yüksek nüfus yoğunluğuna sahip, çok sayıda beton yapıların bulunduğu ve 15 yıldır tüneller kazılan bir bölgede gerçekleşen bu savaş; ilki 4 saat, ikincisi yine 4 saat süren iki aşamada sona erdi.

Biz her defasında çağrıda bulunduk ve nizami orduların uyguladığı tüm uluslararası kanunlara uygun olarak güvenli koridorlar oluşturduk. Bu güvenli koridorlar üzerinden, bölgeye girip çatışmaya başlamadan önce, nüfusun büyük çoğunluğunu, yani %90’ından fazlasını dışarıya çıkardık. Sonrasında güvenli girişler seçtik; aksi takdirde bu devasa beton yapılar ve orada bulunan, milyonlarca dolar harcanan ancak onlara hiçbir fayda sağlamayan o tüneller, askeri bir kışlaya dönüştürülmüştü. Hatta oradaki hastaneler bile askeri yöntemlerle tahkim edilmişti.

Dolayısıyla, Halep gibi merkezi bir ilin ortasında 300 bin kişinin iradesini ve kararını esir almaya çalışan bir grup vardı. Daha sonra, tüm Kürt bileşenler devletin yanına çıktı ve biz askeri ilerleyişe başlamadan önce devletin koruması altına girdiler. Aksine, Şeyh Maksud mahallesindeki bazı silahlı gruplar sivillerin çıkışını engelliyordu. Elimde, insanların kendileriyle birlikte hastaneye girmeye zorlandığına ve sonunda hastaneye sığındıklarına dair özel görüntüler var.

Birçok arabuluculuğu kabul ettim; Fransa Başkanı Macron beni resmen aradı ve ‘Bu konuyu çözelim, Şeyh Maksud mahallesinden sadece silahlı kişilerin çıkarılmasıyla yetinelim’ dedi. Kabul ettiğimi söyledim ve operasyonu durdurup oraya otobüsler gönderdik. Ancak daha sonra Şeyh Maksud mahallesinden çıkmayı reddettiler; onlara Kandil’den son nefese kadar kalıp savaşa devam etme emri gelmişti.

Ardından Amerikalılar da benimle iletişime geçti —ki onlar Suriye’nin kuzeydoğusundaki durumu yöneten güçtür— ve ‘Silahlı güçlerin üç aşamada çekilmesi için çalışacağız’ dediler. Biz de bunu kabul ettik, sorun olmadığını belirttik. Ancak sonra bize SDG’nin bunu kabul etmediğini bildirdiler.

Kaynak: Mira Haber 

Bir Cevap Yazın