Şam’da günlerdir gizlenen sessizliğin perde arkası yavaş yavaş netleşiyor. İç işleri sözcüsünün yalanladığı iddialar gerçekti, Şara’nın kamuoyunun karşısına çıkmamasının nedeni sarayın içinden açılan ateşle yaşanan kanlı bir çatışmaydı. Salı günü yaşanan ve uluslararası düzeyde gizlenen olayda, Şara yaralandı, çok sayıda üst düzey isim öldü ya da yaralandı, süreç ise yabancı aktörlerin baskısıyla kontrol altına alındı.
El Nusra cephesinin kurucularından ve Şara’nın eski dostlarından olan Salih el Hamavi, sosyal medya hesaplarından “Tüm Gerçekler” başlığıyla bir paylaşım yaparak günlerdir tartışılan söylentileri haklı çıkaracak açıklamalarda bulundu. Ancak Hamavi, bununla kalmadı, Şam sarayında çıkan çatışmanın perde arkasını oluşturan, HTŞ içindeki anlaşmazlıklara dair dikkat çeken iddialarda bulundu. İşte o paylaşım:
Tüm Gerçekler
Dün “Şara iki gün içinde ortaya çıkacak” demiştim; işte şimdi ortaya çıktı. Madem artık göründü, yaşananları net ve ayrıntılı şekilde açıklayabiliriz:
Salı günü, Şara sarayda bazı üst düzey isimlerle rutin bir toplantıdayken, saray korumaları tarafından birden ateş açıldı. Çatışma yaklaşık on dakika sürdü.
Şara’nın yakın koruması, kendini onun önüne attı ve kurşunlara siper oldu. Şara ise göğsüne aldığı bir şarapnel parçasıyla yaralandı ve yere düştü. Kargaşa sırasında ezilmeye maruz kaldı; bu da yüzündeki morluklara yol açtı. Bu morluklar, bugüne kadar görünememesinin asıl nedeniydi.
Yaraları hafifti ve hemen tedavi edildi. Karnındaki ve göğsündeki şişkinlikten vücudunun içinde iç bandaj olduğu anlaşılıyor. Morluklar ise geçici makyaj işlemleriyle kapatıldı ki hızla kamuoyu önüne çıkarılabilsin.Şara, sarayda bulunan bir İngiliz ekip tarafından korunarak güvenli bir yere sevk edildi.
Birçok isim ve korumaları yaralı ya da ölü olarak kayda geçti. Tüm yaralılar Mujtehid Hastanesi’ne kaldırıldı; sağlık ekibi bilgi sızdırmamaları için uyarıldı. Yaralıların hiçbirisi Şami Hastanesi’ne götürülmedi.
Olay, kaosun yayılmaması ve rejim unsurları ile SDG’nin istismar etmemesi için ilgili tüm ülkeler tarafından gizlendi.
Bu süreçte Britanya’ya, Şara’nın iki gün içinde ortaya çıkarılması yönünde baskı yapıldı; aksi halde yerine alternatif arayışına girileceği bildirildi.
Mazlum Abdi ve “Kararlı Azim” (Inherent Resolve) operasyonunun komutanı Şam’ı ziyaret etti; ancak Şara sağlık durumu el vermediği için kendileriyle görüşemedi.
Şu noktada emin olun: Görünebilecek durumda olsaydı, ilk günden ve özellikle Mazlum Abdi ile operasyon komutanının gelişinde ortaya çıkardı.
Şara, eski çevresini—halen Cebhetü’n-Nusra fikrini taşıyanları—yokn sayarak onlar açısından sarsıcı manevralar yaptı. En tehlikelisi ise uluslararası koalisyonla teröre karşı ittifaka girmesiydi. Buradaki “terör” yalnızca IŞİD değil; Suriye ve başka yerlerdeki birçok cihatçı gruplar da bu kapsama alındı.
Koalisyonla sahada ortak operasyonlar yürütüldü; bunların bazıları aranan kişilerin eşlerinin ölümüyle sonuçlandı.Bu akım, Suriye menşelidir ve IŞİD’le ilişkili değildir; ancak devletin tüm kademelerine sızmıştır, saray korumalarına kadar ulaşmıştır. Şara ve yanındakilere ateş açanlar da bunlardır.
Bilgi için: Bu akım 2015’ten beri beni tekfir ediyor. Oysa ben bu akımın tehlikesine dikkat çekmiş, Nusra ile HTŞ arasında kaçınılmaz bir yüzleşme olacağını söylemiştim. Ancak kibir, özgüven ve kendilerini devlet sanmaları nedeniyle her şeyi kontrol ettiklerini düşündüler; ihmal ettikleri yerden, yan taraftan darbe yediler.
Putin’le gülüşüp, Trump’tan övgüler alıp, Şeybani’nin İsrailli Dermer’le görüşmeleri, Atme, Dumayr ve El-Bab’da koalisyonla ortak operasyonlar yürütülürken; Nusra fikrini taşıyan bir akımın iktidar içinde tutulması, rütbe ve makam verilmesi imkânsızdır.
Saray hadisesinden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Bir ülkenin kaderi tek bir kişinin eline bırakılamaz. Paylaşımlı (katılımcı) yönetim kaçınılmazdır.
Top artık Şara’nın ayağındadır: Ya ulusal çıkarı önceleyip yeni paylaşımlı yönetimin önünü açar; ya da durum daha da kötüleşir ve üzerindeki baskı artar.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.