Çin’in Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine yönelik uyguladığı baskı politikaları nedeniyle yıllardır uluslararası kamuoyunun gündeminde olan zorla çalıştırma verileri, küresel tedarik zincirlerinde tartışılmaya devam ediyor. Son olarak Uyghur Human Rights Project (UHRP) tarafından yayımlanan ve The Strategist’te değerlendirilen bir rapor, Avustralya’nın mevcut yasal düzenlemelerinin, zorla çalıştırmayla bağlantılı olabilecek ürünlerin ülkeye girişini fiilen engellemediğini ortaya koydu.
Rapora göre Avustralya, yalnızca 2024 yılında Çin’den pamuklu tekstil ürünleri, güneş paneli bileşenleri, alüminyum ve çeşitli kimyasal ürünler dahil olmak üzere yüksek risk grubunda değerlendirilen yaklaşık 4,82 milyar dolar tutarında ithalat gerçekleştirdi.
Raporda dikkat çekilen en önemli nokta ise Avustralya’nın Modern Kölelik Yasası oldu. Mevcut düzenleme, şirketlere yalnızca tedarik zincirlerindeki riskleri raporlama yükümlülüğü getirirken, zorla çalıştırmayla bağlantılı olduğu değerlendirilen ürünlerin ithalatını yasaklamıyor. İnsan hakları savunucularına göre bu yaklaşım, devletin denetim sorumluluğunu büyük ölçüde şirketlerin inisiyatifine bırakıyor.
2025 yılında Tangritagh adlı kuruluşun, Kmart Australia hakkında tüketicileri yanıltıcı beyanlarda bulunduğu sebebiyle dava açması da bu tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Raporda ayrıca, ABD’nin Uygur Zorla Çalıştırmayı Önleme Yasası (UFLPA) kapsamında uyguladığı sıkı ithalat denetimleri ile Avrupa Birliği’nin hazırladığı yeni düzenlemelere dikkat çekiliyor. Daha sıkı denetimlerin uygulanmadığı ülkelerin ise, zorla çalıştırma şüphesi taşıyan ürünler için alternatif pazar hâline gelme riskiyle karşı karşıya olduğu belirtiliyor.
Doğu Türkistan’da Uygurların zorla çalıştırıldığı gerçekleri, Birleşmiş Milletler uzmanları, çok sayıda akademik çalışma ve insan hakları kuruluşlarının raporlarında uzun süredir dile getiriliyor. Bu nedenle, yalnızca şirketlerin hazırladığı beyanlarla yetinmek yerine etkin denetim mekanizmalarının oluşturulması gerektiği yönündeki çağrılar giderek güçleniyor.
Eleştirmenlere göre, zorla çalıştırma şüphesi bulunan ürünlerin ticaretine devam edilmesi, ekonomik çıkarların insan haklarının önüne geçtiği algısını güçlendiriyor. İnsan hakları savunucuları ise, küresel şirketlerin ve devletlerin tedarik zincirlerini daha şeffaf hâle getirmesi, bağımsız denetimleri artırması ve zorla çalıştırmayla ilişkilendirilen ürünlere karşı daha etkili tedbirler alması gerektiğini savunuyor.
Doğu Türkistan’da yaşanan hak ihlallerine ilişkin tartışmalar sürerken, birçok gözlemci, yalnızca kınama açıklamalarının değil, somut ticari ve hukuki yaptırımların da insan haklarının korunması açısından belirleyici olacağını ifade ediyor.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.
