İşgalci İsrail güçlerinin Filistin halkına yönelik yıllardır sürdürdüğü kurallarla bağlı olmayan vahşeti ve yargısız infaz politikasının en acı sembollerinden biri olan Hedil Salah el-Heşlemun’un şehadetinin üzerinden tam 11 yıl geçti

22 Eylül 2015 sabahıydı… El Halil’in Eski Şehir bölgesindeki kontrol noktasına gelen Hedil, yüzünü örten peçesi nedeniyle soykırımcı askerlerin hedefi oldu. Siyonist askerler, Hedil’den “şüphelendiği” için peçesini çıkarmasını istese de Hedil bu talebe karşı dimdik durdu.
Görgü tanıklarının ifadelerine ve aktivist İssa Amro’nun olay anında çektiği fotoğraflara göre; Hedil, bariyerlerin arkasında tamamen hareketsiz bir şekilde duruyordu. İşgal askerleri ise ellerindeki ağır silahları doğrudan 18 yaşındaki bir genç kıza doğrultmuştu.
İsrail ordusu olayın hemen ardından klasik “bıçaklı saldırı girişimi” kılıfına sarıldı. Ancak gerçekler gizlenemeyecek kadar berraktı. Fotoğrafların hiçbirinde Hedil’in elinde bir nesne görünmüyordu.
İşgalcilerin sonradan servis ettiği fotoğraflarda ise bıçağın, Hedil’in cansız bedeninden metrelerce uzakta, adeta sonradan sahneye yerleştirilmişçesine durması, olayın üzerini kapatmaya yönelik uyduruk bir senaryodan ibaret olduğunu kanıtlıyordu.
Yerde yaralıyken yağan kurşunlar
Olayın asıl vahşet boyutu, Hedil’in ilk vurulma anından sonra yaşandı. Birleşmiş Milletler (BM) ve Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) raporlarına da yansıyan tanıklıklara göre Hedil, askerlerin açtığı ateş sonucu bacağından vurularak yere düştü.
Yerde hareketsiz ve savunmasız yatan genç kıza, 10-15 saniye sonra tekrar ateş edildi. Bir işgal askeri, o esnada Hedil’e yaklaşarak göğüs ve karın bölgesine defalarca ateş yağdırdı.
Asker, yaklaşık bir metre mesafeden Hedil’in göğsüne son öldürücü darbeyi indirdi.

Amnesty International, olayı tereddütsüz bir “Yargısız İnfaz” olarak nitelendirirken; BM raporları, yaralı halde yatan ve hiçbir tehdit oluşturmayan bir insanın üst bedenine defalarca ateş edilmesinin doğrudan “kasıtlı öldürme” olduğunu tescilledi.
Hedil el-Heşlemun bir tehdit olduğu için değil, işgalcilerin kurduğu korku düzenine teslim olmadığı için katledildi.
Müdahale engellendi, hastaneye geciktirildi
Hedil vurulduktan sonra dakikalarca kanlar içinde yerde bırakıldı; tıbbi yardımın ulaşması işgal güçlerince engellendi. Tanıklar, askerlerin yaralı genç kızı yerde sürüklediğini ve yüzündeki örtüyü zorla çekip çıkardığını aktardı.
İsrail ordusu kendi içinde yürüttüğü sözde soruşturmada cinayetin “önlenebilir ve gereksiz” olduğunu kabul etmek zorunda kalsa da, failler hakkında hiçbir cezai işlem yapılmadı. Cezasızlık zırhıyla korunan işgalciler, Hedil’in hayatını çalanları bir kez daha akladı.
İşgal askerlerinin dayattığı aşağılayıcı peçe açma emrini ve mahremiyetini çiğneme girişimini reddeden Hedil, ölümcül bir anda bile dinini korumayı canından aziz bildi. O’nun işgalcilerin silahlı tehditlerine karşı sergilediği bu asil tavır sadece bireysel bir direnme değil; Müslüman kadının işgal altındaki izzetini ve kirletilemeyen onurunu simgeleyen tarihi bir başkaldırıya dönüştü.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.
