image 2026 04 20 19 58 34

Okul güveni sağlanamamışken, çocuğunu göndermeyenlere ceza mı kesilecek?

Türkiye’de Nisan ayı itibarıyla eğitim sisteminin en tartışmalı başlıklarından biri, zorunlu eğitim kapsamında devamsızlık yapan öğrencilerin velilerine kesilen idari para cezaları oldu

Dayanağını 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’ndan alan “çocuğunu okula göndermeyen velilere para cezasını” kapsayan uygulama, bazı illerde sıkı biçimde devreye sokulurken, yaşanan son olaylar meselenin yönünü tamamen değiştirdi.

Bu kanun, özellikle ilköğretim çağındaki (6-14 yaş) çocukları kapsıyor ve şu yükümlülüğü getiriyor:

  • Çocuğun okula kaydını yaptırmak
  • Düzenli şekilde okula devamını sağlamak
  • Devamsızlık durumunda okul ve idareyle iletişim kurmak

Burada sorumluluk doğrudan veliye yükleniyor. Yani çocuk okula gitmiyorsa, sistem bunu “velinin yükümlülüğünü yerine getirmemesi” olarak değerlendiriyor. Bunun dışında da süreç oldukça sistematik ilerliyor:

Okul yönetimi devamsızlığı günlük olarak kayıt altına alıyor, belirli gün sayılarından sonra veliye uyarı yapılıyor ve uyarıya rağmen devam ederse idari süreç başlatılıyor.

Yasaya göre cezalar kademeli olarak ilerliyor. Öncelikle çocuğun okula gönderilmediği her gün için para cezası kesiliyor. Bazı kaynaklarda bu cezanın günlük 15 TL olduğu iddia ediliyor.

Uyarılara rağmen çocuk hâlâ okula gönderilmiyorsa da tek seferlik daha yüksek bir idari para cezası kesiliyor. İhlal devam ederse süreç tekrar edebiliyor. Yani ceza tek seferlik değil, tekrar eden bir yaptırım haline geliyor.

Cezadan bağımsız olarak okullarda özürsüz devamsızlık 10 gün, özürlü devamsızlık 20 gün olmak üzere toplam devamsızlık 30 gün. Bu sınırlar aşılırsa öğrenci sınıf tekrarı riskiyle karşı karşıya kalıyor.

Özellikle Kahramanmaraş okul saldırısı sonrası ortaya çıkan tablo, “devamsızlık” meselesini bir disiplin sorunu olmaktan çıkarıp doğrudan bir güvenlik krizine dönüştürdü. Nitekim ortada açık bir çelişki var. Bir yanda çocuklarını korumaya çalışan aileler, diğer yanda onları zorla risk gördükleri ortamlara göndermeye çalışan bir idari yaklaşım.

Bu yaklaşımın hukuki dayanağı olarak gösterilen 222 sayılı yasa yeni olmamasına rağmen mevcut şartlar yeni ve çok daha ağır. Çünkü artık mesele sıradan devamsızlık değil; doğrudan can güvenliği endişesi.

Velilerin kaygısı temelsiz değil. Kahramanmaraş’taki saldırı ve öncesinde yaşanan benzer olaylar, okulların her zaman güvenli alanlar olmadığını açık şekilde gösterdi. Buna rağmen, bazı illerde devamsızlık üzerinden günlük para cezası uygulanması, ardından yüksek meblağlı idari yaptırımların devreye sokulması, durumu daha da tartışmalı hale getiriyor.

Bu noktada devletin refleksi ciddi biçimde sorgulanıyor: Güvenliği tam sağlayamayan bir sistem, veliyi nasıl cezalandırabilir?

Veliler güvenlikten emin değil

Burada temel bir gerçek göz ardı ediliyor. Eğitim zorunlu olabilir; ancak hayat güvenliği her şeyin üzerindedir. Bir veli çocuğunu okula göndermiyorsa, bu çoğu durumda keyfi bir tercih değil, açık bir risk algısının sonucudur. Bu riski ortadan kaldırmadan cezaya başvurmak, sorunu çözmek değil, üstünü örtmektir.

Daha da sert söylemek gerekir: Güvensiz olduğu düşünülen bir ortama çocuğunu göndermeyen veliye ceza kesmek, sorumluluğu devletten alıp vatandaşa yüklemektir. Bu yaklaşım hem hukuken tartışmalıdır hem de vicdani açıdan savunulamaz. Çünkü burada cezalandırılan şey ihmalkârlık değil, koruma içgüdüsüdür.

Uzmanlara göre çözüm açık ama uygulanmıyor. Önce okullarda somut ve denetlenebilir güvenlik önlemleri eksiksiz sağlanmalı, ardından devamsızlık konusu ele alınmalı. Aksi halde atılan her adım, toplumsal güvensizliği daha da derinleştirir. Veliyi zorlamak kısa vadede istatistikleri düzeltebilir, ancak uzun vadede sistemin meşruiyetini zedeler.

Bugün gelinen noktada mesele artık sadece eğitim değil; devlet ile vatandaş arasındaki güven ilişkisidir. Eğer aileler çocuklarını gönül rahatlığıyla okula gönderemiyorsa, burada cezadan önce cevaplanması gereken çok daha büyük bir sorun vardır. Ve bu sorun çözülmeden kesilen her ceza, adalet değil, baskı olacaktır.

Kaynak: Mira Haber

Bir Cevap Yazın