İran’da Ocak ayında ülke genelinde yaşanan hükümet karşıtı protestolarla bağlantılı davalarda idam kararları uygulanmaya devam ediyor
İran yargısı, “Allah’a karşı savaş açmak” ve “yeryüzünde fesat çıkarmak” suçlarından hüküm giyen Abolfazl Sepahi Badjani ile Amirhossein Safari Hosseinabadi’nin 28 Temmuz sabahı İsfahan eyaletine bağlı Malekşehr kentindeki bir meydanda kamuoyunun gözü önünde idam edildiğini duyurdu.
Yargıya bağlı Mizan Haber Ajansı’nın aktardığına göre iki kişi, 8 Ocak’ta yaşanan olaylar sırasında pala ve bıçaklarla polis memurlarına saldırmak, polisleri yol levhalarına bağlayıp yerde sürüklemek, üzerlerine benzin dökerek ateşe vermek, dört polis memurunun ölümüne neden olmak ve bir polis merkezini ateşe vermekle suçlandı.
Mahkeme, sanıkları İran Ceza Kanunu’ndaki en ağır suçlamalar arasında yer alan “muharebe” (Allah’a karşı savaş açmak) ve “yeryüzünde fesat çıkarmak” suçlarından idama mahkûm etti.
Uzun süre sonra ilk defa halka açık infaz
İdamların halka açık bir meydanda gerçekleştirilmesi dikkat çekti. İran’da kamuya açık infazlar son yıllarda belirgin şekilde azalmıştı. Yerel basın, infaz sırasında meydanda çok sayıda kişinin bulunduğunu bildirirken, insan hakları örgütleri ise idamları durdurmak amacıyla bazı vatandaşların infaz alanına gitmeye çalıştığını, güvenlik güçlerinin ise bölgeyi yoğun şekilde kontrol altına aldığını öne sürdü. İran makamları bu iddialar hakkında resmi bir açıklama yapmadı.
Söz konusu davalar, Aralık 2025’in son günlerinde ekonomik kriz, yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı nedeniyle başlayan, kısa sürede hükümet karşıtı geniş çaplı gösterilere dönüşen protestoların ardından açıldı. En şiddetli çatışmalar 8 ve 9 Ocak tarihlerinde yaşanırken, olayların bilançosu konusunda taraflar birbirinden tamamen farklı değerlendirmeler yaptı.
İran yönetimi, protestolar sırasında 3 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini ve yaşanan şiddetin ABD ile İsrail tarafından desteklenen “terör eylemleri” sonucu meydana geldiğini savunuyor. Buna karşılık yurt dışındaki insan hakları kuruluşları ise güvenlik güçlerinin protestoculara ateş açtığını ve gerçek can kaybının resmi rakamların üzerinde olduğunu ileri sürüyor.
ABD saldırıları hemen ardından gelmişti
Protestoların yaşandığı dönemde ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri müdahale tehdidinde bulunduğu, İran kaynaklarına göre ise daha sonra ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a ortak saldırı düzenlediği belirtiliyor. Tahran yönetimi, bu gelişmelerin ardından ülkedeki güvenlik tedbirlerini önemli ölçüde artırırken, protestolarla bağlantılı soruşturmalarda çok sayıda gözaltı, ağır hapis cezası ve idam kararı verildi.
Bu son infazlar, Ocak protestoları nedeniyle gerçekleştirilen ilk idamlar değil. Temmuz ayında aynı dosyalar kapsamında iki kişi daha idam edilirken, geçtiğimiz hafta da Mehdi Khaneki isimli bir mahkûmun benzer suçlamalarla cezası infaz edilmişti. Böylece protestolarla bağlantılı idamların sayısı daha da arttı.
İnsan hakları örgütleri ise davaların adil yargılama ilkelerine uygun yürütülmediğini, sanıkların baskı altında ifade vermeye zorlandığını ve yargı süreçlerinin şeffaf olmadığını öne sürüyor. İran makamları ise tüm davaların ülke yasalarına uygun şekilde yürütüldüğünü ve mahkeme kararlarının hukuki süreçlerin tamamlanmasının ardından uygulandığını savunuyor.
Uluslararası Af Örgütü’nün verilerine göre İran, Çin’in ardından dünyada en fazla idam cezası uygulayan ülke konumunda bulunuyor. Son infazlar, ülkede protestolar sonrası uygulanan sert yargı politikalarının uluslararası kamuoyunda yeniden tartışılmasına neden oldu.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.
