image 2026 08 12 14 10 36

‘Mekke İttifakı’nda yeni kriz: Ankara istedi, Riyad kapıyı kapattı

Ortadoğu’da yeni bir güvenlik mimarisinin temelleri atılırken, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın imzaladığı Mekke Müşterek Savunma Anlaşması’nın perde arkasından dikkat çekici bir kriz çıktı

Middle East Eye‘ın Suudi kaynaklara dayandırdığı özel haberine göre Riyad, Ankara’nın Mısır’ın da ittifaka dahil edilmesi yönündeki girişimlerine karşı çıktı.

7 Ağustos’ta Mekke’de imzalanan anlaşmayla Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, taraflardan birine yönelik silahlı saldırının üç ülkeye birden yapılmış sayılacağı bir karşılıklı savunma mekanizması oluşturdu. Anlaşma bu yönüyle NATO’nun 5. maddesine benzetilirken, saldırı halinde verilecek karşılığın otomatik olarak belirlenmediği ve tarafların saldırı sonrasında nasıl hareket edeceklerine istişareyle karar vereceği belirtiliyor.

Ancak Ankara’nın hedefi ittifakı üç ülkeyle sınırlı tutmak değil. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Mısır’ın da ilerleyen süreçte anlaşmaya dahil olabileceğini açıkça dile getirdi.

Fidan’a göre Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve Mısır son dönemde bölgesel meselelerde birlikte hareket eden bir “R4” formatı oluşturmuş durumda. Ankara, Kahire’yi bu yeni güvenlik mimarisinin doğal ortaklarından biri olarak görüyor.

Riyad aynı fikirde değil

Middle East Eye‘ın üç Suudi kaynağa dayandırdığı bilgilere göre Suudi yönetimi, Abdülfettah es-Sisi liderliğindeki Mısır’ı artık yeterince güvenilir ve stratejik açıdan değerli bir ortak olarak görmüyor. Riyad’da Kahire’nin uzun süredir Körfez desteğine bağımlı olması ve Suudi Arabistan’a karşılık yeterli stratejik katkı sunmaması konusunda giderek artan bir rahatsızlık olduğu belirtiliyor.

Suudi tarafının Mısır’a yönelik şüphelerinin bir diğer nedeni ise Kahire’nin Birleşik Arap Emirlikleri’yle yakın ilişkileri. Riyad ile Abu Dabi arasındaki rekabet son yıllarda Yemen’den Sudan’a, Somali’den Afrika Boynuzu’na kadar birçok cephede derinleşirken, Suudi Arabistan yeni savunma ittifakında BAE’ye yakın aktörlerin konumunu daha dikkatli değerlendirmeye başladı.

Bu tablo, Mısır’ın neden Mekke Anlaşması’nın ilk halkasında yer almadığını daha da önemli hale getiriyor. Çünkü Kahire yalnızca Riyad’ın itirazıyla karşı karşıya değil; Mısır’ın kendisi de böyle bağlayıcı bir savunma anlaşmasına hemen dahil olma konusunda temkinli.

Riyad, İsrail ile karşı karşıya gelmek istemiyor mu?

Kahire’nin önündeki en büyük sorunlardan biri, anlaşmanın gelecekte İsrail’le yaşanabilecek bir çatışmada doğurabileceği sonuçlar. Mısır’ın İsrail’le 1979’dan bu yana yürürlükte olan Camp David Barış Anlaşması bulunuyor.

Aynı zamanda Kahire’nin Washington’la güçlü askeri ilişkileri devam ediyor. Mısır, Türkiye, Suudi Arabistan veya Pakistan’ın dahil olacağı herhangi bir savaşta otomatik bir askeri yükümlülük altına girmek istemiyor.

Dolayısıyla ortaya oldukça dikkat çekici bir denklem çıkıyor: Türkiye Mısır’ı istiyor, Suudi Arabistan şu aşamada istemiyor, Mısır ise kendisi de ittifaka katılmak konusunda ihtiyatlı davranıyor.

Üstelik Riyad’ın Kahire’ye yönelik tutumu, Suudi Arabistan’ın Mısır’a bakışındaki daha büyük bir değişimin işareti olabilir. Zira Sisi rejimi, uzun yıllar boyunca Körfez ülkelerinden milyarlarca dolarlık mali destek aldı.

Buna rağmen Mısır’ın ittifak kapısı tamamen kapanmış değil. Nitekim Ankara, Kahire’nin gelecekte anlaşmaya dahil olmasını destekliyor. Suudi kaynaklara göre de mesele kalıcı bir dışlama kararından ziyade Mısır’ın önce daha güvenilir ve Riyad’la daha uyumlu bir stratejik çizgi ortaya koymasıyla ilgili.

Bununla birlikte bu yapı genişlemeye açık. Ankara, anlaşmanın başka ülkelerin katılımına açık olduğunu belirtiyor. Mısır’ın yanı sıra Katar, Kuveyt, Ürdün, Suriye ve Azerbaycan gibi ülkelerin gelecekte bu yapıyla ilişkilendirilebileceği değerlendiriliyor. Eski Katar Başbakanı Hamad bin Casim de Körfez ülkelerinin tamamının anlaşmaya katılması çağrısında bulundu.

Kaynak: Mira Haber

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir